Fantastik hikayemin ilk bölümü nasıl, okurken sıkıldın mı devamını merak ettirdi mi?

Hikâyenin adı :Bu Hayatta Kralı Ben Seçeceğim

BİRİNCİ BÖLÜM – Son ve Başlangıç

Kılıcı göğsüme sapladığında yüzünde en ufak bir tereddüt yoktu.

Acı, sandığım gibi çığlık attırmadı beni. Daha çok… içimde bir şeyin sessizce kırılması gibiydi. Dizlerim çökerken elimi tuttu. Ne yardım etmek için ne de vedalaşmak için. Sadece işini bitirmek için.

“Bunu tahta çıkmak için yaptım,” dedi.

Sesindeki sakinlik, kılıçtan daha derin kesti.

“Beni sevdiğini söylemiştin,” diyebildim.

Güldü. Kısa. Küçük. Aşağılayıcı.

“Sevgi mi?” dedi. “Sen sadece işime yarıyordun. Gücün, bağlantıların… Ve artık bir fazlalıktın.”

Nefesim kesiliyordu ama o konuşmaya devam etti. Çünkü itiraf etmek istiyordu. Kazananlar hep ister.

“Başka biri var,” dedi. “Kraliçe olmaya daha layık. Sen… sen sadece bir basamaktın.”

Kan dudaklarıma doldu. Gözlerim karardı ama son gücümle ona baktım.

“Eğer…” dedim fısıltıyla, “eğer bir daha şansım olursa… seni asla kral yapmam.”

Bir an durdu. Belki korktu. Belki sadece hoşuna gitti.

Sonra kılıcı çekti.

Karanlık üzerime kapandı.

Ama kader, tuhaf bir şekilde cimriydi.

Her şeyi alıyor, ama hatıraları bırakıyordu.

Gözlerimi açtığımda nefes alabiliyordum.

Odayı tanıdım. O günü. O saati.

Henüz gelmemişti.

Ayağa fırladım. Ellerim titriyordu ama zihnim berraktı. Bu, onun beni bulmaya geldiği gündü. İlk adımı attığı an.

Bu sefer… hayır.

“Bu hayatta kralı ben seçeceğim,” dedim kendi kendime.

Kapı çalınmadan önce saklandım. Onu beklemedim. Onun yerine diğerini bekledim. Gece uzadı. Saatler geçti. Mumlar eridi. Kalbim sakinleşti.

Saat bire doğru kapı yeniden çalındı.

Bu sesi tanıyordum.

Kapıyı açtığımda onu gördüm.

Rachel.

İlk bakışta söylendiği kadar kaba, acımasız, soğuk görünüyordu. Omuzları dikti, bakışları doğrudan. Yalan söylemeyi sevmeyen bir yüzü vardı.

Denildiği kadar tehlikeli, dedim içimden.

Ama dışımdan sakin kaldım.

“Buyurun,” dedim. “İçeri geçin.”

Oturdu. Etrafı süzdü. Beni süzdü. Zaman kaybetmeyi sevmeyen biriydi.

“Benim için çalışmak ister misin?” diye sordu.

Gülümsedim. Bu gülümseme masumdu. Çünkü o henüz beni tanımıyordu.

“Şartlarım var,” dedim. “Ve bir anlaşma olursa.”

Gözleri hafifçe parladı.

“Anlat.”

İşte o an anladım:

Bu bir kurtuluş değildi.

Bu bir ittifaktı.

Ve bu sefer ihanete uğrayan ben olmayacaktım.

Okurken sıkılıyor musun ve devamı merak ettiriyor mu kendini

Fantastik hikayemin ilk bölümü nasıl, okurken sıkıldın mı devamını merak ettirdi mi?
Cevapla