Kesinlikle korku çünkü öyle bir betimleme ve iç muhakeme -özellikle kadının dünyasında- var ki nutkum tutulmuştu bitirdiğimde. Aynı şekilde bir kadının yaşamından yirmi dört saat de muhteşemdi. Stefan müthiş bir gözlemci. Arada bir gelir aklıma o poker sahnelerini yazış şekli, açıp okurum.
Neredeyse tüm kitaplarını okudum, hepsi kitaplığımda arz-ı endam ediyor şu an.
Ama içlerinde "vay be" dediğim tek kitap Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu. Çünkü, bir erkeğin kendini bir kadının yerine koyarak bu denli tutkulu ve aynı zamanda hüzün dolu bir hikaye yazması çok başka bir seviye.
Ha o mesele pardon👍😄 bilinmeyen bir kadının mektubu beni çok etkiledi. Resmen orada acıyı çeken kadının yerine kendimi koyarak duygularını anlamaya çalıştım. mukemmel anlatmış zweig amca