Bilim hayatınızın neresinde? Bilimi ne olarak görüyorsunuz? Bilim mutlak ve kesin bilgi kaynağı mıdır sizce? Din ile bilimin ilişkisi var mı, varsa nasıl bir ilişkisi vardır?
Bilim hakkında ne düşünüyorsunuz? Bilim objektif midir?
Bilimle uğraşmak iyidir fakat dünyadaki bilimin herşey olduğunu düşünen sonunda büyük bir hüsrana uğrayacaktır. Bu dünyaya verilen her şey sınırlıdır bilimde öyle o sınıra gelince ötesine yol yoktur. Sözün kısası bütün bilimsel gerçekler bir araya gelse hakikatin yanında okyanusta bir damla mertebesinde kalır.
Bilim kesinlikle objektiftir. Bilimi bilim yapan en önemli özelliklerden biri bu. Din-bilim ilişkisine gelirsek şimdi yalan söylemiyim bir tane kutsal kitap açıp okumadım ve yakın zamanda okumam gerek. Eğer okuduğumda-ki doğru yorumlamak önemli herkes farklı farklı yorumluyor.-bilim ile çelişmiyorsa inamcım artar ve doğru orantılı bulurum. Fakat örtüşmüyor ise baya bir sorgulama araştırma sürecine girerim tekrar.
Heh bu arada tabii ki bilimin çözemediği açıklık getiremediği çeşitli metafizik-fizik ötesi-diye adlandırabileceğimiz çok şey var zamanla çöze çöze gidicez.
Okudum yorumlarınızı ama burada bir hataya düşmüşsünüz bence. O da din-bilim ilişkisini ters orantılı görmek. Şöyle bakacak olursak dinin bilime uygun olması gerekir, örtüşmesi gerekir çünkü iddaa edilen dinin mutlak doğruluğu var. En basitinden kutsal kitabın inmiş ilk vahyi oku olarak bilinir. Yani böyle bir şeyden bahsediliyosa bu aklını kullan, oku, araştır demektir. Kısaca bilim insan aklıyla yapılan bir şey ama en önemlisi deney ve gözlemle yapılması eğer sadece insan aklıyla yapılsaydı doğruluğu mümkün olmazdı çünkü bir çok değişken faktör var. Ben kendi adıma din be bilime ayrı çerçeveden bakmayı etik bulmuyorum. Bilim dine göre daha geriden geliyor ki bu çok normal bir tarafta ilahi güçten diğer tarafta insan aklından bahsediyoruz. Bazı açıklanamayan metafizik olayları elbet var mesela göremediğimiz varlıklar vs gibi açıkçası dini bilimden ayıran şey de bu din soyut ve ispatlanamayan bir felsefe. Felsefenin bilim sayılmadığı gibi ama aynı zamanda bilimin felsefenin başlattığı bir düşünceden başladığını görmekteyiz. Yani bu bir paradoks bence.
Ben bilim ile din ters orantılıdır demedim ki? Nerede böyle bir şey gördünüz? Bilim hakkında eleştirdiğim kısım tam olarak anlaşılmamış sanırım. Ben bilimin gözlem ve deney yoluyla elde ettikleri bilgiden bahsetmiyorum konu o değil zaten. Tabiki 1400 sene önce Kuran'da geçen ve bilimin yüzyıllar sonrasında ispatladığı şeyler var Kuran ayetleri içinden. Ama konu o değil ki ben gözlem ve deneyle elde edilen verileri sorgulamıyorum. Ben bilimin bu uygulamaları yapmadan önce kendine koyduğu metodları, ön kabullerin objektif olmadığını söylüyorum. Ayrıca objektif olan bilgidir, bilim değildir. Örnegin hangi atomun kac elektronu oldugu gözlemi bilgidir. Bilim ise ona yapılan yorumdur. Dolayısıyla bilim objektif olmuyor. Başta da söylediğim gibi bilimin 2 tane kendi metoduyla bile dogrulugunu ispatlayamadığı ön kabulleri var. Bir de hani sen dedin ya din eğer bilim ile çelişirse, örtüşmezse sorgulamaya giderim diye. Niye? Unutma ki bilim kendi teorilerini çürüterek ilerler. Bugün evrim var der, yarın aaa evrim değilmiş başka birşeymiş der. Dün big-bang diyorlardı, bugun big-bangden de önce bir olay varmış diyorlar. Bilim bu şekilde ilerler. Dolayisila bilim mutlak doğruluk ölçütü değildir. Dini bilim ile incelemen mümkün değil çünkü bilim zaten kendini 3 boyutlu uzay-zaman içerisinde hapsetmiş durumda. Metafiziğe falan ulaşması mümkün degil çünkü bilim 4. boyutu bile baştan hurafe kabul eder zaten sorgusuz sualsiz. İspatı olmadığı halde hem de. Dini ancak akıl ve mantıkla incelersin. Unutma ki din eğer bir konuda bilim ile çelişiyorsa yanlışı olan bilimdir. Çünkü az önce de dediğim gibi teoriler vs. mutlak gerçeklik degildir ve değişkendir. Bana göre doğruluk ölçütü akıl ve mantıktır. Bir dinin doğu olup olmadığına da akıl ve mantik yoluyla ulaşabilirsin.
Kastettiğim şey yanlış anlaşılabiliyor konular biraz karmaşık ve derin konular o yüzden tekrar söylemek istiyorum. Benim bilimden kastettigim şey gözlem ve deney değil. Gözlem ve deney yoluyla bilgi elde edilir ki bilgi objektiftir zaten. Objektif olmayan bilimin ön kabulleri. Yani gözlem ve deney yapılmadan önce koyulan sınırlama ve beşeri dogma ön kabuller. Ne de olsa insanların koyduğu kurallar bunlar. Bilimin ön kabulüne göre "Evrende her şey gözlemlenebilir ve deneylenebilir olmalıdır" kabulü. Böyle bir ön kabul yaparak metafiziki unsurlara ulaşmak mümkün mü? Baştan ön kabulle orayı sorgusuz sualsiz yok saymışlar zaten anladın mı? Mesele bu aslında. Halbuki 4. boyutun olmadığına dair bir ispatları da yok ama yine de gerçeklik 3 boyutlu alandadır sadece diyor. Buna objektif diyebilir miyiz?
Düşüncelerine saygı duyuyorum ve katıldığım çok da nokta var ben de inançlı biriyim ama dini her şeyin üstünde tutmaya, mutlak doğru olarak kabul etmiyorum. Geçmişte de insanlar çeşitli dinleri hep üstte tuttu ve dogmatik yaklaştı. Açıkçası dogmatiklik çok dikkatli olunması gereken bir taraf ve insan aklı dediğimiz şey her zaman güvenilir olmuyor. Yüzyıllardır bu konular felsefede tartışılıyor ama hiç bir argüman net olarak doğrulanamıyor veya yanlışlanamıyor. Mesela bir paradoksa örnek veriyim rahmetli Yaşar Nuri Öztürk mesela ayetleri yorumlayıp islamda reenkarnasyon olabilir dedtekliyor derken çıkıp Caner Taslaman reenkarnasyon yoktur hatta işte insanları hipnoz edip bu regresyon çalışması yapanların anlattıklarının bilimle çürütüldüğünü uydurma olduğunu öne sürüyor. Yani bu insanlar dine senelerini verip araştırdıktan sonra bile bir paydada değiller. Açıkçası hiç bir kimsenin tefsirine asla ve asla güvenmiyorum bu yüzden. Denildiği gibi bilim insan aklına dayanıyorsa sonuçta beynimizi çalıştırıyoruz, e insan aklımızla da kutsal kitapları okuyoruz ne malum ki gerçekten şifrelerini doğru çözebildiğimiz. Bilimde değişen bir yasa duymadım eğer biliyorsan paylaşırsan memnun olurum bende araştırım. En iyisini bildiğimi iddia etmiyorum zaten. Bilimde değişen şey teoriler olsa gerek. Onlar da zaten yasalaşamazlar hiç bir zaman teori de kalırlar. Bu tarz bir soru sorduğun için de sağ ol gerçekten beyin fırtınası yapıyoruz şurada.
Evet bilim insan aklına dayanıyor. Yani bilim insan aklıyla ortaya çıkıyor. İnsan aklıyla üretiliyor. Akıl ile üretilip sonradan meydana çıkan şey akıldan üstün olabilir mi sence? Ya en basitinden düşün irade diye bişey var demi? Aklın bunun varlığından emin. Ama gel gelelim ki bilimsel bir ispatı yok. Bilim iradeyi kabul etmez. Bilim mânâyı da kabul etmez. Bilim sadece maddeci bakiş açisıyla bakarak maddeyi salt ölçer. Bu kadar sınırlı bir alan yani. Bilimi insanlar gözünde fazla kutsallaştırıyor nedense. Dine gelince de şöyle bir durum var: sen var olan bütün dinleri araştırırsın, hangisi mantıklı gelirse onu kabul edersin değil mi? Dinin grisi olmaz. Din gelişmeye açık değil çünkü zaten eğer hak dinse, doğruysa mutlak gelişmişliğe sahiptir zaten. Bilim veya diğer her şey sonradan gelişmeye ihtiyaç duyar ama din duymaz. Çünkü zaten en mutlak doğru durumundadır. Dolayısıyla bir dine inanıyorsan onun ya tamamını mutlak doğru kabul edersin, ya da reddedersin. Ben dinin şurasında inanıyorum da burasına inanmıyorum gibi bir şey söylemek söz konusu olamaz ki zaten. İnanıyorsan tam inanıyorsundur. Ha sorgularsın o ayrı mesele ama kabul ettikten sonra onun tamamı doğrudur sana göre. Dinin 1 bilgisini bile reddetmek demek o dini tamamen reddetmek demektir çünkü.
Adı üzerinde metafizik fizik ötesi bir durum bilimin kabul ettiği yöntemlerle aynı paydada değil. Tabiki göremediğimiz bir şey yoktur diyemeyiz, evrende keşfedilecek sonsuz şey var ve böyle genişlemeye devam ederse böyle de olacak. Bizim de metafiziği anlamamız ölümümüzle olacak galiba ruh ile. Şu an astral seyahat vs boyut değiştirdiğini söyleyen insanlar var ama ben kendi adıma bir şeyi kendim tecrübe etmediğim sürece inanamam o insanlara.
Ayırca Yaşar Nuriden falan bahsetmişsin. bir kere her hocayım diyen dinlenmez. Dünyada şarlatan çok. O yüzden eğer sen bu dini araştirip öğrenirsen kim haklı kim haksız ayırabilirsin. Ben tüm samimiyetimle söylüyorum ki Yaşar Nuri tam bir şarlatan. Kimin doğru kimin yanlış konustugunu hocaların 5 cümlesinden anlıyorum artık
Bu arada değisen teori varsa yazabilir misin demişsin onu atlamışım sanırım. Mesela big-bangi örnek verdim. Şu an big-bangden de önce bir olay olabileceğinden bahsediliyor bu konuda araştırmalar var
Bu arada kanunlar da değişebiliyor mesela yer çekimi kanunu daha doğrusu kütle çekimi diyelim biz ona. Önceki yıllarda sanılan şuydu: her maddenin kütlesinin kendine has çekimi olduğu düşunülüyordur kütlesinin büyüklüğüne göre de arttığı. Fakat şu an o çekimin kütleden kaynaklı değil de uzay-zaman eğrisinin yol açtığı bulundu. Bak yer çekimi kanununun nasıl olduğu hakkındaki bilgi değişikliğe uğradı. Yani değişmez deme. Kanun kabul ettiğimiz şeylerin dahi yıllar sonra meğerse işleyişi farklıymış, yanılmışız diyebiliyoruz. O yüzden bir dini araştırırken sakın din ile uyup uymaması bakma. O yüzden söylüyorum. Belki dine göre (şu an atıyorum) özel görelilik teorisi uymuyor diyelim öyle bişey yok da salladım şu an. Ama özel gorelilik bilimsel bir teori. Şimdi bu durumda sırf bilim bunu kabul ediyor diye bunu mutlak doğru bilgi olarak kabul edip din bununla çelişiyor diye reddedebilir miyiz? Asla. Belki ileride aaa özel görelilim değilmiş başka bişeymiş diyecekler. Bilim asırlardır hep böyle deneye yanıla ilerleyip gelişti zaten bunu unutma
Yaşar nuri ve caner taslamanı sadece örnek olarak verdim zaten kendim okumadan kimsenin bilgisine inanmam. Öncelikle kendi süzgecimden geçirmem şart bir bilgiyi sindirebilmem için. Söylemek istediğim mesela dinde evrenin yoktan var edildiği söyleniyor ve bigbang aslında bu teoriye uyuyor. Bir güç büyük patlamayı başaktıyor ve evren oluşuyor bunlar örtüşüyor. Ama evrim teorisine gelirsek taa en küçük atom altı parçacıklarının atomları oluşturması vs vs diye gidiyor ilk canlılığın suda başkadığı vs söyleniyor uzun hikaye zaten araştırdıysan sende elbet biliyorsundur. Bu teoriyle mesela topraktan yaratılma olayı çelişiyor.(Ki dediğim gibi Kuran okumadım o yüzden tam topraktan mı yaratıldı netten okuduğum kadar) Evrim teorisin çürütülemeyecek derecede ortaya koyduğu kanıtlar var bu konuda baya araştırma yapmıştım. Yani elbet teori yalanlanabilir çok sonra. Ve bilime de din gibi dogmatik yaklaşmayı doğru bulmuyorum, çok sonradan bazı şeyler değişebiliyor. Ama bir yer çekimi, enerji korunumunu, entropi vs bunları değiştiremezsin bunlar aynı tamamen güvenebileceğimiz şeyler de var şüpheyle yaklaşmamız gerekenler de evrim teorisine de körü körüne asla inanmıyorum ve takipçisi olacağım. Bilime en önemli ihtiyaç duyulmasının sebebi insannın evrenin sırlarını kendi bilgileriyle ulaşmak istemesi olduğunu düşünüyorum ama din bunun aksine.
Evrim teorisini çok derinlemesine araştırdım zaten din ve bilim konusuna meraklı olduğum için yıllardır bu konular üzerine araştırma yapıyorum. Evrim teorisi ile ilgili çok fazla hile hurda dönüyor öncelikle onu söyliyim. Açıklamasını da şimdi yapıcam zaten. Evrimciler delil niteliğinde 2 tane şey söylüyor. 1. si de insanlarda veya hayvanlarda kullanılmayan organlar, 2. si ara fosiller diyorlar. 1895 yılında kullanılmayan organlar listesi çıkartılıyor. İnsan vücudunda 100'den fazla organ yazıyorlar. Şu an git gide o listedeki organ sayısı düşüyor. Bademcik kullanılmıyor diyorlardı ama şu an kullanıldığını biliyoruz. Mikropları tutmaya yarıyor. Erkelerde meme ucu kullanılmıyor diyorlardı şu an sinirlerin toplandığı yer olarak biliyoruz. Apandis kullanılmıyor diyorlardı şu an enzimlerde kullanıldığını biliyoruz. Yani bizim bilmememiz o yapıların kullanılmadığı anlamına gelmiyor ve git gide vücudumuzdaki her yapının kullanıldığını bilim insanları her geçen gün ispatlıyorlar. Yani kullanılmayan organlar, aslında bizim amacını bilmediğimiz organlar olarak değiştiriliyor. Dolayısıyla evrime dayanak olan ilk madde çürütülmüş oluyor.
Ara fosillere gelince: Piltdown adamı, Nebraska adamı, Neanderthal adamı, Pekin adamı, Java adamı, Afrika adamı gibi fosiller bulunuyor. Bunlar bulunduktan sonra araştırmaya dahil edildiğinde hiçbirinin ispat niteliğinde olmadığı kanıtlanıyor. Mesela Piltdown adamı 5000 yıllık bir kafatasına laboratuvar ortamında bir tane maymunun çenesinin takılmasıyla aslında bir sahtekarlık ürünü olduğu ortaya çıkıyor. Neantedral adamı (homo sapiensin bir ürünü bu da) fosil gerçek ama raşitizm hastalığına yakalandığı bulunuyor ve bunun da bir ara fosil olmadığı ispatlanıyor. Şu anda da fosiller bulunuyor ama hiçbiri ara fosil diye ispatlanmış şeyler değil. Yani kısaca evrim bir ispat niteliğinde değil ve hala teori olarak kalmaya devam ediyor.
Bilimin de bir sınırı var. Bilim Gözlem ve sonuç uzerine çalışıyor.
Çünkü bu sınırı koyan insanlar dolayısıyla henüz kesfetmedigimiz şeyler bilimin alanına girmemektedir.
Din de ise sınırlı ve soyut bilgi birikimi vardır. Örneğin ulaşımın hızlanması anlatıla gelen bir durum ancak bugünkü hıza bilim 200yillik bir sürede geldi.
Bilim, %100 kesin bu doğrudur demez ama değişiklik gösterir. Bilimde tamamen akılcılık egemen olurken dinde sezgiler de vardır. Bilimle din birbiriyle ilişkili olabilir ancak tamamen bağlantılı olamaz.
Din herşeydir mutlaktır bilim bilmemizi sağlayan ihtiyacımız olan canlı cansız varlıkları üreten çözümleyen teknik sistemler bütünüdür bence bilimin açıklayamadığı çok şey vardır ve bilimin daha çok üreteceği çok şey vardır
İnsanlık namına faydalı olduğu sürece faydalı ve iyi buluyorum
1
0 Yorumla
Gizli Üye
(36-45)
+1 yıl
bilim olmasaydı kullandıgımız internet olmazdı bilim olmasa kullandıgımız ilaçlar olmazdı bilim olmasa insanlar olmazdı emin ol.. bilim gerçekçi ama bilgi kaynagı ülkeler tarafından onaylanmış bir siteden alman gerek..
Bilim olmasa internet, ilaçlar vs. olmazdı diyorsun tamam kabul. Ama insanlar olmazdı sözüne katılmıyorum. Bilim sonradan ortaya çıkan beşeri bir olay. Ayrıca sence teknoloji üretiyor olmak bilimsel metodu aklar mı?
Bilim bizi a noktasından b noktasına götürür ama herzaman bir x noktasının varlıgını bilmemizide saglar. İlginçtir yaratıcıdır. Bu dünya veya dünya dışı hatta soyut her maddenin bir açıklamasını somut bir şekilde yapabilen mükemel bir şeydir
Bilimsel metodun kuralları 1: Var olan herşey gözlemlenebilir ve deneylenebilir olmalıdır. (Bu doğma metod evrende gözlemlenemeyen şeylerin var olma "ihtimalini" dâhi reddeder!!! Fakat bununla ilgili bilimsel bir ispatı yoktur ve kendini çürütür!!!) Metod 2: Evrende her şey neden-sonuç ilişkisine bağlıdır. ( Belki de evrendeki olaylar birbirinden bağımsız olarak hareket ediyor nereden biliyoruz? Neden-sonuç ilişkisinin zorunlu olduguna dair bana 1 tane mantıklı sebep söyle. Bulamazsın! Bu da sadece dogma bir ön kabulden ibaret.) Tekrar soruyorum bilim objektif mi gerçekten?
Neresi saçma? Bilim gayet de ön kabullenen oluşuyor. Sorgusuz sualsiz. Dine yaptığınız eleştirileri bilime niye yapamıyorsunuz? Bilimin dogma ön kabulleri sizin için kutsal mı yoksa?
Bilim öyle bir şey ki bazı alanları mikrometrelik hesaplarla test ediliyor, ölçülüyor. Şimdi sen botanik bilimci bir adamın bilimsel metodlarla keşfedilen kurallarını eleştirebilir misin? Bu bilimsel metodlar materyalisttir belki ona bozuluyorsun. Ama başka türlü anlayamayız. İspat edemeyiz. Ayrıca bilim gözlemlenemeyen şeylerin var olma ihtimalini reddetmez. Sadece ispat edemediğini söyler. Radyasyon daha önce de vardı. Ama biz yeni yeni test edebildik.
Mesele sadece gözlem meselesi değil. Neden-sonuç ilişkisinden de bahsediyorum. Burada fiziksel kanunların ne şekilde işlediğinden ziyade neye bağlı olup olmadıklarıdır. Konumuz işleyen bu kanunların neye bağlı olup olmadığı. Neden-sonuç ilişkisiyle mi oluyor, yoksa olaylar birbirinden bağımsız mı gerçekleşiyor? Bu da bir ihtimal çünkü. Basit bir örnek verecek olursak bilime göre "yağmurun yağması bitkinin büyümesine etki eder" doğru mu? Çünkü bilim, suyu bitkinin büyümesine bir sebep olarak atar. Fakat bu bir iradenin de sonucu olabilir. Bitkiyi yağmur yağdıktan sonra büyütmeyi tercih eden bir irade de olabilir. İşte bu yüzden neden-sonuç ilişkisini kabul etmenin bir inanç olduğunu söyluyorum. Bilim bunu ön kabul olarak kabul eder ama bununla ilgili bilimsel bir ispatı olmadigi için kendi metodunu çürütüyor zaten. Yani bilim kendi deneyiyle kendi bilimselliğiyle metodunu çürütmüş oluyor. Ortada olayların birbirinden bağımsız gerçekleşme gibi bir ihtimal varken sebep-sonuç ilişkisi ispatlanamaz. Bunu ispatlayabilmeniz için öncelikle dıger seçeneği çürütmeniz lazım. Ancak olabilecek diger ihtimaller yok oldugu zaman neden-sonuç iliskisini bir ispat olarak kabul edebilirsiniz. Ama aksini çürutmeden mümkün degil. Bilimsel deneyler de öyle yapılmaz mı zaten? Önce bir hipotez kurup onu farklı ihtimallerle yanlışlamaya çalışırsın. Yanlışlayamadigin zaman o hipotez gecerli olup teori haline gelir. Neden-sonuç hipotezini doğrulamaniz için de olayların bağımsız olarak işlediği ihtimalini çürütmeniz lazım ki bilimin kendi ön kabulleriyle oluşturdugu metodlarıyla bunu deneyleyebilmesi bile mümkün değil. O yüzden bu hiçbir zaman ispatlanamayacak ve bir inanç olarak kalacak. Sebep-sonuç ilişkisi deneylenip gözlemlenebilecek bir konu değil. Ikisi de inançtır. Neden-sonuc da inanç, olayların bagimsiz olarak gerçekleştiği fikri de bir inanç ve felsefenin konusudur.
Bilimin deney ve gözlem yoluyla bir şeylere ulaşabiliyor olması onun doğru bir metod izlediği anlamına gelmez. Hele ki gerçekliğe ulaştığı anlamına hiç gelmez. Bilimin herşeye ulaşabileceğini mi sanıyorsun? Bilim ön kabulleriyle kendine baştan sınır koyuyor. bilimin kendisi sebep-sonuç adı altında bir ön kabul yaptigi için bilimin içine de inanç girmiş oluyor ki buna Naturalizm felsefesi deniyor zaten. Her konuda sadece bilimsel bir ispati gerçeklik kabul ederim diyen kişiler de Naturalizm inancını benimsemiş kişilerdir. Bilim sadece olayları ayrıntılı bir şekilde gözlemleyip kendi yararına şeyler üretmekten ibaret olmalı bana göre. Ama nedense bilimi doğruluk ölçütü olarak görüp her konuda bilimsel ispat arayan şahıslar bu gerekçeyle dini reddediyor. Bu bana komik geliyor açıkçası
Dini bilim ile test edemezsin fakat akıl ve mantık yoluyla test edebilirsin. Nasıl ki irade, mânâ gibi şeylere akıl ile ulaşabiliyoruz, ona da akılla ulaşabiliriz. Unutma ki irade bilimsel değildir, mânâ bilimsel değildir. Ben sana gözlem inançtır demiyorum ama bilimin ön kabullerinin kendi metodu ile ispatlayamadığı bir inanç olduğunu kabul et
Kabul ediyorum. Tamam. Din konusunda söyleyeceğim; İnsanın hayata olan bakış açısı ve bilgisi belirliyor neye inanıp inanmayacağinı. Ben evrende her şeyi bilen, bütün bilgilere sahip olan bir güce inanamıyorum. Yani aklım bunu reddediyor. Dini tamamiyle kötü bulan biri değilim. Sadece mantıksız bulurum. Ne taraftan baktığın önemli. Adını hatırlayamadığım bir İslâm aliminin dediği gibi iman ya vardır ya yoktur. Sen de tarafını seç.
Evet zaten öyle. İnanıp inanmamak kişinin kendisine kalmıştır. Herkesin kendi hayatı, kendi tercihi. Benim bahsetmek istediğim şey sadece bilimin objektif olduğu yanılgısı ve bilim ile her bilginin elde edilebileceği, hatta bilim ile inancı reddetmeye çalışmanın yanlışlığı. Bir din reddediliyorsa bunun gerekçesi bilim olmamalı. Çünkü bilim ile reddedilince gerçekten komik olur. Ama aklınıza yatmıyordur vs. ondan reddedersiniz o ayrı meselee tabiki
Kanka dini inkar edmem. Elhamdülülah müslümanım. Ama kuranda mesela elma su ile büyüyo diyo bilim ise neden suyla büyüdügnü nasıl sularla büyüdügnü söylüuyor. Ama dinle bilim birbiriyle karıştırılamayacak kadar özelerdir. Bide ataist bilim insanları ve buluşları vardır. Mesela albert einstein tanrı varlıgnı kabul etmiş ama bir dini kabul etmemiş. Ama adamın birsürü buluşu var. Yani her buluş kurandan yola çıkarılarak yapılmıyo
Bilimin ilk prensiplerinden biri objektif olmasıdır. Ve bilim bize birçok şeyi objektif biçimde açıklıyor. Bunu çok basit bir konu olarak sayıyorum fakat kırmızı asa video falan kafanı bulandırmış sanırım
Bilimsel metodun kuralları 1: Var olan herşey gözlemlenebilir ve deneylenebilir olmalıdır. (Bu metod evrende gözlemlenemeyen şeylerin var olma ihtimalini dâhi reddeder. Fakat bununla ilgili bilimsel bir ispatı yoktur ve kendini çürütür!) Metod 2: Evrende her şey neden-sonuç ilişkisine bağlıdır. ( Belki de evrendeki olaylar birbirinden bağımsız olarak hareket ediyor nereden biliyoruz? Neden-sonuç ilişkisinin zorunlu olduguna dair bana 1 tane mantıklı sebep söyle. Bulamazsın. Bu da dogma bir ön kabulden ibaret.) Bu kadar ispatsız ön kabule dayalı bir bilime objektif diyebilmemiz için bir sebep yok.
Kusura bakma, mesajına dönemedim. Biraz sağlık sorunları çekiyorum 😩
İlk argümanı hatalı. Bilim gözlenebilen şeyleri inceler. Gözlenemeyen "sözde varlıklar" hakkında bir bilimsel yorum yapılamaz. Çünkü gözlem yapılamaz ve deneye tâbi tutulamaz.
2. Argümanına cevap veremeyeceğim. Nedensellik konusunda bir bilgiye sahip değilim.
Sorun değil geçmiş olsun. Tamam ben de aynı şeyi söyledim zaten. Bilim gözlemlenebilen şeyleri baz alır ve gözlemlenemeyen her şeyi hurafe kabul eder. Yani gözlemlenemeyen şeyler var olsa bile buna bilim ile ulaşmak mümkün olmayacağı için o bilim bazında her zaman hurafe olarak kalacak.
2 tane videoyla kimsenin inanç sahibi olacağını sanmiyorum. Edinilen bilgiler insana farklı bir bakış açısı kazandırır ama inancının tamamı ona dayalı olamaz elbette