

Sabah 07:00’de Memphis’teydim. İstasyonda rutin işlerimi yaptıktan sonra önce otobüs sonra tramvayla şehir merkezine indim. Şehrin içinde dolaşan bir tramvay ağı var; ben de günlük bilet alarak bol bol toplu ulaşım kullandım ilk kez.
Memphis diğer şehirlerden biraz farklı, yüksek binalar yok, sanki eski bir Amerikan filminin içinde hissediyorsunuz kendinizi.
Nüfusun neredeyse tamamı (abartı) siyah. Burası Rock’n Roll müziğinin doğduğu yer, aynı zamanda Amerikan tarihinde de önemli bir yeri var.
Şehir sabah saatlerinde terkedilmiş gibiydi, ürkmedim dersem yalan olur.

Beale Street
Burası Beale Street. Daha önceden bildiğim kadarıyla şehrin kalbinin attığı, restoranları, kulüpleri ve barlarıyla ünlü bir yer. Sabah saatlerinde açık bir yer bulmak imkansızdı, in cin top oynuyordu. Büyük hayal kırıklığı :(

I HAVE A DREAM
Bu sözler Amerikan İnsan Hakları Hareketi lideri, dünya genelinde şiddet karşıtı ve ırksal eşitlik görüşleriyle tanınan Martin Luther King’e ait.
Martin Luther King 28 Mart 1968 tarihinde Memphis’teki sağlık çalışanlarının yaptığı greve destek olmak için çağrılmış ve aşağıda gördüğünüz otelde 306 no’lu odada kalmış. 4 Nisan 1968’de odasının balkonunda dururken suikaste uğrayıp, kaldırıldığı hastanede ölmüş.

Martin Luther King’in kaldığı oda müze olarak hizmet veriyor aynı zamanda. Ulusal İnsan Hakları Müzesi de buranın bir parçası. 15 dolar vererek ziyaret edebilir ve Afrikalı Amerikalıların eşit şartlara sahip olması için yapılmış mücadeleyi hissedebilirsiniz.
Sun Studio, Memphis
Sun Studio, Rock’n Roll’un doğum yeri olarak biliniyor. Bu studio Elvis Presley, Johnny Cash, Jerry Lee Lewis ve bir çok ünlü Blues ve Rock’n Roll şarkıcısının ilk plaklarını doldurdukları yer.
12 dolar karşılığında belli saatlerde stüdyonun içine rehberli turlar düzenleniyor, yaklaşık 45 dakika süren bu turda hem buranın tarihçesi anlatılıyor, hem de burada kaydı yapılmış şarkılardan parçalar dinlettiriliyor.

Peabody Oteli, Memphis
Burası ise ünlü Peabody Otelinin girişi. Tamam güzel de ne özelliği var dediğinizi duyar gibiyim, kırmızı halıdan kim geçecek, bunca insan niye toplanmış, işini büyük bir ciddiyetle yapan görevli kimi ya da kimleri takdim edecek …
1930’lu yıllarda otelin genel müdürlüğünü yapan Frank Schutt avlanmayı çok severmiş. Bir hafta sonu Arkansa’daki av gezisinden döndüğünde elindeki canlı ördeklerden birkaçını yüzsünler diye otelin süs havuzuna bırakma fikri gelmiş aklına. Bu gelenek de o gün bugündür devam ediyor anladığım kadarıyla.

Burada ise Duckmaster ördeklere özel bir karışım olan yemeklerini veriyor. İlk Duckmaster sirkte çalışmış hayvan terbiyecisiymiş, 50 yıl bu işi yaptıktan sonra 1991’de emekli olmuş. Bir de otelin Peebody Ducks temalı bir hediyelik eşya dükkanı var. Yani önemli bir mesele bu :)
Bu bence farklı bencedir. Bakalım kim farklılığı fark edecek : )
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
Kızlar & Erkekler Ne Diyor?
Cevap
0Cevap
Kendi cinsiyetinde ilk cevabı sen paylaş ve
1 Xper puan fazladan kazan!