The Revenant - Film Yorumu

Ön söz : Bu yazdığım 12. film Bence'si. Elimden geldiğince spoiler vermemek için uğraştım ama çok sınırda gezdiğimi düşünüyorum. Fakat bu film diğer 11 Bence'den daha farklıydı.


IMDB SAYFASI


The Revenant - Film Yorumu


Sezonun en çok beklenen filmlerinden The Revenant sonunda vizyona girdi. Her yönüyle harika bir film izleyiciyle buluşmayı bekliyor. 2015'te Birdman ile Oscar alan yönetmen Alejandro González Iñárritu bu filde ekibini de iyi seçmiş. Başrollerde Leonardo DiCaprio ve Tom Hardy. Oscar ödüllerine aşina olan bir başka isim Görüntü Yönetmeni yine ekipte; Emmanuel Lubezki.


Michael Punke'nin gerçek bir hikayeye dayanarak yazdığı eserden beyaz perdeye aktarılan film 1820'lerin Amerikasında geçmekte. Hugh Glass (Leonardo DiCaprio) vahşi kızılderili bölgesinde kürk tüccarları için yol gösteren kızılderili kökenli bir izcidir.


Yaşanan talihsiz olaylar neticesinde hiç de adil olmayan bir şekilde ekibi tarafından soğuk kış şartları altında ölümle başbaşa bırakılan Glass geri dönüp intikamını almak isterken izliyoruz. Glass önce kendiyle yüzleşmelidir. Sonra acımasız doğanın kendisini yenmelidir. En nihayetinde ise düşmanıyla karşı karşıya gelecektir. Bu film basit bir şekilde intikamı anlatmıyor. Her saniyesinde bir insanın o noktaya nasıl geldiğini gösteriyor.


Glass'ı film boyunca çok az sahnede konuşurken duyuyoruz ama içinde kopan fırtınalar ekranı kaplayan karları bile eritecek kadar kızgın ve yoğun. Yönetmen Iñárritu'ya hakkını vermek lazım. Çalışkanlığıyla tanıdığımız Iñárritu geçen seneki başarısından sonra zafer sarhoşluğuna kapılmadan daha da iyisini yapmak için çaba göstermiş. İzlediğim filmlerinde hep performansını yüksek tutmasıyla dikkat çekmişti.


Glass karakterini bizim için öyle bir hazırlamış ki, yaşadıklarını seyrettikçe ağzından çıkan kelimelerle değil de gözlerindeki anlam ve vücut dili izleyici için yeterli oluyor. DiCaprio bu filminde replikleriyle değil fiziksel olarak yıpranması ve rolünün hakkını verebilmek için gösterdiği büyük çaba ile dikkat çekiyor. 5 Oscar adaylığından sonra 6. adaylığını kazandığı The Revenant ile Oscar'ı almayı fazlasıyla hak ettiğini düşünüyorum.


The Revenant - Film Yorumu


Glass'ı doğada yapayalnız bırakan John Fitzgerald (Tom Hardy) ise kitaptaki kadar sinsi ve şeytani olmasa da seyirciye o tatsız hissi fazlasıyla yaşatıyor. Inception'dan sonra bir kez daha bir araya gelen DiCaprio ve Hardy, 2 düşman karakterin kavgasını en iyi şekilde yansıtıyorlar. Her iki oyuncu da birbirini tamamlıyor bu filmde. Tom Hardy Mad Max'de ki gibi rolünü çok iyi oynuyor.


Filmin 2.5 saatlik süresi uzun gibi görülebilir ama gösterilen her sahnenin bir anlamı var. Baştan sona seyirciyi sıkmadan ve temposunu kaybetmeden devam ediyor. Bu filmi izledikten sonra bir süre karlarla kaplı ormanlarda gezmek isteniyor insan. Filmin etkisini hemen gösteriyor. Görüntü, çekimler, kadraj, sinematografi hep sıradışı. Bazı sahnelerin nasıl çekildiğini düşünemiyorum bile. Ayrıca tarihle ilgili o kadar detaylı çalışma yapılmış ki insan bunları da arada kaçırmadan izliyor.


Beğenerek izledim.


Filmden akılda kalan bir replik :



Hugh Glass' Wife: As long as you can still grab a breath, you fight. You breathe. Keep breathing. When there is a storm. And you stand in front of a tree. If you look at its branches, you swear it will fall. But if you watch the trunk, you will see its stability.



Notu : 10 Üzerinden 8



The Revenant - Film Yorumu
Cevapla