Hollywood bu sefer kendi hikayesini ekrana taşıyor. 1950'lerin ünlü yazarlarından Dalton Trumbo'nun yaşadıkları politik ortamından penceresinden geçirilerek günümüze ışık tutuyor. Amerika'da yaşanan Anti-Komünist hareket sonucu oluşturulan kara listeye sinema endüstrisi içerisindeki etkisi gözler önüne seriliyor.
Gerçek bir hikayeden uyarlanan film politik dram.
Dalton Trumbo sadece bir yazar değildi. Çok başarılı bir yazardı. Gerçek bir entellektüel, komik ve tutkulu bir kişiliktir. Fakat aynı zamanda da bir komünist idi ki hikaye burada başlamaktadır. İkinci Dünya Savaşı başlayan Komünist karşıtı hareket sonucunda cadı avına çıkan Amerikalıların Trumbo ve arkadaşlarına yaşattıkları bazen mizahi yönden bazen de insanın içini acıtarak anlatılıyor.

Trumbo rolünde izlediğimiz Bryan Cranston'ı bundan önce sevilen dizi Breaking Bad'in Mr. White'ı olarak hatırlıyoruz. Trumbo karakterine hayat vermesiyle oyunculuk başarısında beklenildiği üzere bir üst seviyeye çıktığı görüyoruz. Tek başına Trumbo'yu filmin merkezine koyarken yanında eşi Cleo olarak izlediğimiz Diane Lane'den fazlasıyla rol çalıyor. Sahneyi tek başına dolduruyor. Sigarayı adeta bir kılıç gibi sallarken cümleleriyle insanları etkiliyor. Yer yer idealist yer yer ise hepimiz gibi sıradan sorunlu bir insan haline dönüşürken Trumbo rolünün hakkını veren Cranston neden Oscar'a aday olduğunu kanıtlıyor.
Bu sene Leo (DiCaprio)'nun yılı olmasıydı ve farklı bir yıl da aday olsaydı rahatlıkla Oscar'a uzanabilirdi.
Repliklerindeki akıcılık ve zeka fışkıran yanıtları Trumbo'nun ne kadar özel bir insan olduğunun kanıtı. Bu yolda ona eşlik eden bazı kişiler var. 3 Evladından filme danışmanlık yapan Niki ile yaşadıkları, bize onun da bir aile babası olduğunu hatırlatıyor. Niki'nin genç kızlık dönemini canlandıran Elle Fanning de güzelliğinin yanına tıpkı ablası Dakota Fanning gibi iyi bir oyunculuğa sahip olma yolunda olduğunu ortaya koyuyor.
Helen Mirren İngiltereyi onurlandırmaya devam ediyor. Louis C.K. ve Michael Stuhlbarg yükselişteki oyuncular olarak filme değer katıyorlar. Dava arkadaşlarının ve onu yarı yolda bırakanların hikayeye olumlu katkıları dikkat çekici. Yine de kişiselleştirip bir kişi ön plana çıkartmak istiyorum.
John Goodman. Soy ismi gibi iyi bir adam. Onu bir çok filmde tebessüm ettiğimiz, güldüğümüz bizden birisi olarak görürüz.

Son dönemde Hollywood sık sık 1950'lerin Amerikasından alıntılar yapmakta. Daha önce yine BENCE yazdığım bir film olan Bridge Of Spies, diğer Oscar adaylarından Carol ve Brooklyn, ayrıca da Finest Hours göze çarpmakta. Yönetmen Jay Rouch filmi 2 döneme ayırmış. Trumbo'nun karanlık dönemde yaşadıkları ve buna karşılık verdiği sonrası. Dengeyi iyi kurarak hikayeyi havada bırakmıyor. Aslında kendisinin bundan önce yönetmenliğini yaptığı Austin powers serilerinden sonra bambaşka bir tarzda bir filmle karşımıza çıkması zorlu bir deneyimdi.
Dönemim dünyasına yapılan göndermeler. Ünlü sanatçıların kararları ve yapılan yanlışlıklar hep karşımıza birer birer çıkartılıyor. Kirk Douglas gibi büyük bir ustadan John Wayne'e kadar hepsi açıkça sergileniyor. Cesaretin ve erdemin nasıl bir değer olduğu insanlara bir kez daha hatırlatılmış.
Trumbo'nun gerçek bir başyapıt ve ülkemizde vizyon girmemiş olması ise sinema endüstrisinin acı halinin göstergesidir.
Filmden akılda kalan bir replik :
Dalton Trumbo: We can do this, we can beat them. We can win! (Bunu yapabiliriz, onları yenebiliriz, kazanabiliriz)
Notu : 10 Üzerinden 8
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Cinsel Yaşam
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
En İyi Cevaplar