Kitabı Çekilen Bir Film Neden Okuyuculara Yeterli Gelmez

Kitap okumak, boş zamanlarımı değerlendirmek için yaptığım bir hobi değil, benim yaşam tarzımdır. Bu zamana kadar okuduğum kitaplar bende her zaman yeni ufuklar, farklı bakış açıları kazandırdığına inanırım.


Bazı romanlarda o kadar çok tasvir kullanılır ki okuyucuyu sıkacak kadar ince detaylara yer verilir. Olay nerede geçiyor, en ince ayrıntısına kadar gözünüzde canlandırsbilirsiniz. Hatta kitaba kendinizi o kadar çok kaptırırsınız ki, size o an o duyguyu yaşatır, içine çeker.


Öyle ki biri size okuduğunuz kitabı sorsa film şeridi gibi olaylar, mekanlar gözünüzün önünden geçer. Ancak kafamızda o bire bir hikayenin aynısı film olarak çekildiği zaman büyük hayal kırıklığı yaşarız.


Örneğin; Alacakaranlık serisi


Alacakaranlık Filmi ne kadar başarılıydı?


Kitabı çekilen bir film neden okuyuculara yeterli gelmez


Birinci bölümünü izlediğim zaman kitapta anlatılan fakat beyaz perdeye yansıtılamayan o kadar çok ayrıntı vardı ki, bir an sanki filmin bazı yerlerinin kesilmiş olduğunu düşündüm. Ama en başarılı olan kısmı Alice'di. Görür görmez "işte Alice" dedim.


Başarılılar da yok değil, örneğin;


Dan Brown Da Vinci Şifresi başarılıydı.


Kitabı Çekilen Bir Film Neden Okuyuculara Yeterli Gelmez


İşte benim okuduğum kitabın filmi dediğim nadir eserlerden biri Da Vinci Şifresi'ydi. Yüzde yüz aynısı diyemem ama gerçekten başarılıydı.



"Kitabı çekilen bir film neden okuyuculara yeterli gelmez"



Yinelersek, kitapta film setimizi kendimiz kurar ve oyuncuları kendimiz seçeriz. Filmden beklentimiz yüksek olur. Burada şu olması gerekiyor, ya da şu an aklından bunları geçiriyor; ayrıntıları söylemeden rahat duramayız. Doğal olarak ilk kez izleyen kadar keyif alamayız.


Sizce, okuduğunuz ve beyaz perdeye yansıtılan eserlerden hangisi başarılı? İzlerken gerçekten keyif alabildiniz mi?

Kitabı Çekilen Bir Film Neden Okuyuculara Yeterli Gelmez
Cevapla