Bir Kitap Film Olduğunda Hikayenin Büyük Bir Kısmı Kaybolur

Çok ortak satanların kaderi...

Kitapçıların en çok satan yabancı yazarlar sıralamasında E.L. James’in ismi bir nevi demirbaş haline gelmişti. Orijinal ismiyle Fifty Shades of Grey ile başlayan üçlemesi, okundukça okundu, tavsiye edildikçe edildi. Eleştirildi, baş tacı edildi, yarım bırakıldı, tekrar tekrar okundu ama öyle ya da böyle dilden dile dolaştı.

Sadece Türkiye değil tüm dünya haddinden fazla ilgi toplayan kitabın, en nihayetinde vizyona taşınma kararı alındı. Ve ilk film 2015'in sevgililer gününe özel gösterime girdi. Filme talep beklendiği üzere oldukça fazlaydı. Filme gitmedim. Bırakın filmi, şahsi ve öncelikli roman içerik tercihlerime pek uymadığı için üçlemeyi okumadım. Fakat konu o kadar dallanıp budaklandırıldı ki bilmemek imkansız hale geldi.

Kitaba gösterilen ilgiyi Dostoyevski'nin klasiklerinden herhangi biri bile görmemiştir

Kabul ediyorum ki, alışılagelmişin dışındaki konusu insanları cezbetti. Daha doğrusu halı altı edilen cinsel dürtüleri su yüzüne çıkaran bu kitap üçlemesi her yaştan ve cinsiyetten, yediden yetmişe insanların ilgi odağı oldu.

Kitabın okurları, dört gözle, şimdilerde ikinci filmi bekliyor. Tıpkı her, okuduğu hikayenin, görsellenmiş, karakter kazanmış, renklenmiş, kısacası beyaz perdeye aktarılmış versiyonunu merak eden okuyucu gibi... Aslında Grinin Elli Tonu sadece güncel bir örnek.

Çok satan kitapların kaderi bu son dönemlerde. Gün geliyor ve sinemaya uyarlanıp vizyona giriyor.

Asıl soru şu; kitap mı yoksa sinema mı daha başarılı oluyor?

Okuyucular filme gidince hayal kırıklığına mı uğruyor yoksa öykü, sinema salonunda daha mı iyi betimleniyor?

Hayal gücümüz okurken filmi çoktan çekti

Bir Kitap Film Olduğunda Hikayenin Büyük Bir Kısmı Kaybolur

Hatırlayanlar vardır, Grinin Elli Tonu’nun ilk filminin vizyon tarihi sürekli ertelenmiş. Sebepler ise hafif (!) müstehcen sahnelerde oynayacak oyuncuların bir türlü bulunamaması ve kitabın etkisinin sinemada da korunması hatta üst seviyeye taşınma kaygısı olarak gösterilmiş.

Bir kitap film olduğunda hikayenin büyük bir kısmı kaybolur.

Çünkü sadece sözcüklerden ibaret bir hikayede yani kitapta, genel yönetmen, görüntü ve ses yönetmeni, ışıkçı, hatta kostüm ve sanat yönetmeninin hepsi ayrı ayrı bizzat okuyanın kendisidir. Oyuncuları belirleyen, mekanları seçen, hayal gücünüzün yardımıyla platolar, stüdyolar, sahneler kuran yine okuyucudur.

Renkler eklenir, çıkarılır

Kimi zaman fonda müzik bile hayal edilebilir. Kısacası okuyucu kitabı okurken aslında zihninde enikonu bir film meydana getirir. Bu şartlar altında sinemaya gittiğinde ise “bakalım onlar nasıl çekmiş” anlayışıyla salona girip gayri ihtiyari karşılaştırma yapıyor.

Hal böyle olunca, hayal gücü kuvvetli olan seyirciyi filmdeki sahnelerle tatmin etmek gitgide zorlaşıyor.

Bir Kitap Film Olduğunda Hikayenin Büyük Bir Kısmı Kaybolur

Şimdiye kadar okuduğum pek çok roman bir süre sonra vizyona girdi. Okurken kendi zihnimde çektiğim filmim beni çok mutlu ettiği için, sırf bozulmasın diye çoğu filme gitmedim. Bazılarına da sırf merak ettiğim için ve adeta yönetmenlikleri karşılaştırmak, acaba kimin oyuncusu daha başarılı diye mukayese yapmak için gittim.

Gördüğünüz gibi huyları kurusun, okuyucu seyirciden daha kibirli oluyor ve kitabı okumadan filme giden seyirci de okuyucuya göre hazıra konuyor
Bir Kitap Film Olduğunda Hikayenin Büyük Bir Kısmı Kaybolur

Şöyle ki, okuyucu aylarca kafasının içerisinde bu hikayeyle boğuştuğu için, üzerinde manevi hak iddia ederken, seyirci en fazla patlamış mısırını yemek için emek veriyor. Elbette toplumumuzun geneli kitap okuma alışkanlığından bihaber Allah'a emanet yaşamakta ama öte yandan çoğu kitabın filmleştirilmesi okuyan kesimin zihinlerini, hayal güçlerini köreltiyor.

Bunun yanında hakkını vererek sinemaya uyarlanan birçok kitap var elbette

Benim anlatmak istediğim başkalarının zihninde canlanan sahneler izleyip kendi zihnimize kes kopyala yapıştır yapmak yerine, okuyalım ki hayal gücümüze güç katalım.

Yanlış anlaşılma olmasın, seyirci olmayı tercih edenlere saygım sonsuz ama okumayı denerseniz zihninizin platosunda kendi eşsiz filminizi çekebilirsiniz.

Teşekkürler...

Bir Kitap Film Olduğunda Hikayenin Büyük Bir Kısmı Kaybolur
Cevapla