Babamın Ardında Bıraktığı Sır

Herkese merhaba! 🫶 Umarım bu hikâyeyi okurken keyif alırsınız. Yazarken çok eğlendim ve umarım siz de okurken aynı keyfi yaşarsınız. Şimdiden iyi okumalar! 💗 Hikâyeyle ilgili düşüncelerinizi ve yorumlarınızı mutlaka bekliyorum. Yorumlarda buluşalım! ✨

Babamın Ardında Bıraktığı Sır

Lina pencerenin önünde durmuş, gözlerini saatlerdir aynı manzaraya dikmişti. Deniz her zamanki gibi sakindi; uzaktan bakıldığında insanın içini huzurla doldurabilecek kadar güzel görünüyordu, fakat Lina için bu deniz yıllardır özgürlüğünün sınırıydı. On yedi yaşındaydı ama hayatında hiç okula gitmemiş, gerçek anlamda bir arkadaşı olmamış, şehirde tek başına dolaşmamıştı. Bir kafede oturup insanları izlemeyi, kalabalık bir caddede yürümeyi, hatta bir otobüse binmeyi bile yalnızca kitaplardan ve televizyondan öğrenmişti.

Babamın Ardında Bıraktığı Sır


Yaşadığı büyük evin dışına çıkmasına neredeyse hiç izin verilmezdi. Evin kapısının yanında günün her saati silahlı bir güvenlik görevlisi bekler, Lina ne zaman dışarı baksa karşısında aynı duvarları ve aynı insanları görürdü. Bu hayatın neden böyle olduğunu yıllardır anlamaya çalışıyordu, fakat babası Adrian Vescari ona hiçbir zaman gerçek bir açıklama yapmamıştı. Lina babasından nefret ediyordu, çünkü onu küçük yaşta annesinden ayırmış ve hayatının geri kalanını bu adada geçirmesine neden olmuştu.


O gece Lina artık beklememeye karar verdi. Yatağının altından küçük bir çanta çıkardı ve içine üç şişe su, birkaç parça yiyecek ve yıllardır gizlice biriktirdiği paraları yerleştirdi. Çantayı kapatırken elleri titriyordu, çünkü bunun yalnızca evden kaçmak olmadığını biliyordu; ilk kez hayatının kontrolünü kendi ellerine almaya çalışıyordu. Tek düşündüğü şey annesiydi ve yıllardır kendisine soramadığı tek sorunun cevabını bulmadan geri dönmeyecekti.

Babasının söylediği son sözler

Gece yarısını biraz geçince ev sessizleşti. Lina kapısını yavaşça açıp koridora çıktı ve merdivenlere doğru ilerlerken aşağıdan gelen bir ses duyduğunda olduğu yerde kaldı. Ses babasına aitti ve Adrian telefonda normalden çok daha sert bir tonla konuşuyordu. Lina merdivenlerin başında saklanarak konuşulanları dinlemeye başladı.


“Hayır, onu buraya getirmeyeceksiniz,” dedi Adrian, ardından birkaç saniye boyunca karşı tarafı dinledi. “Çünkü kızım benim sorunum ve kimsenin ona yaklaşmasına izin vermeyeceğim.” Lina babasının sesini yıllardır tanıyordu, fakat o gece ilk kez sesinde korkuya benzeyen bir şey fark etmişti. Adrian telefonu kapattığında başını kaldırdı ve merdivenlerin başında duran Lina'yı gördü. İkisi birkaç saniye boyunca birbirlerine baktılar ve Adrian'ın gözleri yavaşça Lina'nın elindeki çantaya indi.


“Gitmek istiyorsun,” dedi Adrian. Lina cevap vermedi, yalnızca ona bakmaya devam etti. Adrian birkaç adım yaklaşarak, “Anneni bulmak istiyorsun,” dediğinde Lina'nın gözleri doldu ve yıllardır içinde tuttuğu öfke bir anda yüzüne yansıdı. “Benim annem nerede?” diye sordu, fakat Adrian sessiz kaldı. Lina bu kez sesini yükseltti ve yıllardır ilk defa babasının karşısında korkmadan bağırdı: “Annem nerede?”
Adrian'ın yüzünde kısa bir anlığına acıya benzeyen bir ifade belirdi, fakat hemen ardından yine o soğuk hâline döndü. “Odana dön, Lina,” dedi ve kızının yanından geçmeye çalıştı. Lina yerinden kıpırdamadı ve “Ben artık çocuk değilim,” diyerek onun önünde durdu. Adrian birkaç saniye boyunca kızının gözlerine baktı ve sonunda yalnızca, “Baban öldüğünde her şeyi öğreneceksin,” dedi. Lina ne demek istediğini anlayamadan Adrian arkasını dönüp odasına gitti.

Babamın Ardında Bıraktığı Sır


Bir hafta boyunca o cümle Lina'nın aklından çıkmadı. Adrian'ın ne anlatmak istediğini düşündükçe içinde daha büyük bir korku oluşuyor, babasının kendisinden sakladığı şeyin annesiyle ilgili olduğuna daha fazla inanıyordu. Fakat hiçbir zaman beklemediği şey, gerçeği öğrenmek için babasının ölümünü beklemek zorunda kalmasıydı. Çünkü bir hafta sonra, sabaha karşı saat 03.12'de adanın üzerinde korkunç bir fırtına başladı ve evin bütün sessizliği alarm sesleriyle parçalandı.


Lina yatağından kalkıp kapıya koştu, fakat kapıyı açmaya çalıştığında kilitli olduğunu fark etti. “Baba?” diye seslendi, ancak koridordan hiçbir cevap gelmedi. Birkaç dakika sonra dışarıdan koşan ayak sesleri duyuldu ve ardından bir adamın telaşlı sesi işitildi. Lina kapıya vurarak, “Babam nerede?” diye bağırdı, fakat adam ilk başta cevap vermedi. Lina'nın sesi daha da yükseldiğinde adam sonunda kapının önünde durdu ve başını eğerek, “Babanız öldü,” dedi.

Babamın Ardında Bıraktığı Sır


Lina'nın dünyası o anda sessizleşti. Adrian Vescari ölmüştü; yıllardır dünyanın dört bir yanında aranan, yakalanması için milyonlarca dolar harcanan ve hakkında sayısız haber çıkan adam, hiçbir mahkemeye çıkmadan ve kimseye hesap vermeden hayatını kaybetmişti. Lina'nın içindeki öfke bir anda yerini boşluğa bıraktı, çünkü babasından nefret etse de artık ona hiçbir zaman cevap veremeyeceğini anlamıştı. Fakat Adrian'ın ölümünden sonra geride bıraktığı tek şey, Lina'nın bütün hayatını değiştirecek bir mektuptu.

Mektuptaki isim

Mektubun üzerinde yalnızca Lina'nın adı yazıyordu. Ellerinin titremesine engel olamadan zarfı açtı ve içindeki kâğıdı çıkardı; sayfanın üzerinde yalnızca tek bir cümle vardı. “Annenin yanına gitmek istiyorsan, Ethan Cole'u bul.” Lina bu ismi birkaç kez sessizce tekrarladı ve babasının neden özellikle bu adamı seçtiğini anlamaya çalıştı. Yıllardır kendisinden saklanan annesinin yerini öğrenmek için artık elinde yalnızca bir isim vardı.


Ertesi sabah Lina adadan ayrıldı. Tekne kıyıdan uzaklaşırken yıllardır yaşadığı eve son kez baktı ve hayatında ilk defa denizin arkasında kaldığını hissetti. Nereye gideceğini bilmiyordu, annesinin nerede olduğunu bilmiyordu ve Ethan Cole'un kim olduğundan bile emin değildi. Bildiği tek şey, babasının ölümünden önce ona bir yol bıraktığı ve bu yolun sonunda annesine ulaşabileceğiydi.
Lina günler boyunca Ethan Cole'u araştırdı. Başlangıçta karşısına çıkan bilgiler oldukça sınırlıydı; Ethan bir zamanlar istihbarat teşkilatında görev yapmış başarılı bir saha ajanıydı ve yıllar önce yaşadığı bir olaydan sonra görevinden ayrılmıştı. Fakat Lina araştırmasını derinleştirdikçe Ethan'ın geçmişinin sandığından çok daha karanlık olduğunu fark etti. Kaçakçılar, silah tüccarları, uyuşturucu çeteleri ve cinayetlerle ilgili bazı gizli dosyalarda onun adına rastlanıyordu.


Sonunda Lina'nın karşısına babasının adı çıktı. Ethan Cole, bazı gizli kayıtlarda Adrian Vescari'nin eski ortağı olarak geçiyordu. Lina ekrana uzun süre baktı ve babasının neden böyle bir adamı kendisine gönderdiğini anlamaya çalıştı. Eğer Ethan gerçekten babasının eski ortağıysa, annesinin kaybolması hakkında mutlaka bir şey biliyor olmalıydı. Lina'nın içinde yeniden bir umut doğdu, fakat bu umutla birlikte daha büyük bir korku da ortaya çıktı.
Ethan'ı bulduğunda hava kararmak üzereydi. Küçük ve eski bir binanın önünde birkaç dakika boyunca kapıya bakarak bekledi, ardından derin bir nefes alıp kapıyı çaldı. İçeriden gelen ayak sesleri giderek yaklaşırken Lina'nın kalbi hızlandı ve kapı açıldığında karşısında uzun boylu, sert yüz hatlarına sahip bir adam gördü. Adam önce Lina'ya, ardından elindeki mektuba baktı ve mektubu gördüğü anda yüzündeki ifade değişti.

Babamın Ardında Bıraktığı Sır


“Adrian öldü,” dedi Ethan. Lina birkaç saniye boyunca cevap veremedi, sonra yavaşça başını salladı ve “Evet,” dedi. Ethan gözlerini Lina'dan ayırmadan, “Buraya yalnız mı geldin?” diye sordu ve Lina'nın “Evet,” cevabını vermesiyle yüzü daha da sertleşti. “Baban sana ne söyledi?” diye sorduğunda Lina mektubu ona uzattı. Ethan mektubu sessizce okudu ve son satıra geldiğinde gözlerini kapatarak, “Bunu yapmamalıydı,” dedi.


Lina hemen önüne geçti. “Ne yapmamalıydı?” diye sordu, fakat Ethan cevap vermedi. Lina'nın sabrı tükenmeye başlamıştı ve sonunda doğrudan sordu: “Annem nerede?” Ethan birkaç saniye boyunca onun gözlerine baktıktan sonra sakin bir şekilde, “Bilmiyorum,” dedi. Lina bu cevaba inanmadı ve “Yalan söylüyorsun,” diye karşılık verdi. Ethan ise hiç tereddüt etmeden, “Hayır, annenin nerede olduğunu gerçekten bilmiyorum,” dedi.


“Babam seni bulmamı söyledi,” dedi Lina. Ethan başını hafifçe sallayarak, “Evet,” diye cevap verdi ve Lina bu kez daha kararlı bir sesle, “Öyleyse bana yardım et,” dedi. Ethan uzun süre sessiz kaldıktan sonra sonunda kabul etti ve “Yardım edeceğim,” dedi. Lina'nın yüzünde günler sonra ilk defa umut belirdi, fakat Ethan'ın hemen ardından söylediği cümle bu umudu yeniden gölgeledi: “Fakat anneni bulman sandığından çok daha zor.”

Annesinin dosyası

Lina birkaç gün boyunca Ethan'ın yanında kaldı. Ethan ona geçmişinden, Adrian'la olan ilişkisinden ya da annesi hakkında bildiklerinden neredeyse hiçbir şey anlatmıyordu ve Lina ne kadar soru sorarsa sorsun karşılığında yalnızca sessizlik buluyordu. Bu durum Lina'yı giderek daha fazla öfkelendiriyor, fakat annesine ulaşabilmek için Ethan'a ihtiyacı olduğunu bildiğinden sabretmeye çalışıyordu. Ta ki bir sabah Ethan masanın üzerine kalın bir dosya bırakana kadar.


Lina dosyaya baktı ve “Bu ne?” diye sordu. Ethan karşısındaki sandalyeye oturup birkaç saniye boyunca onu izledi, ardından yalnızca “Annen,” dedi. Lina'nın eli titreyerek dosyaya uzandı ve ilk sayfayı açtığında karşısına eski bir fotoğraf çıktı. Fotoğraftaki kadını daha önce hiç görmemişti, fakat yüzüne baktığı anda bunun annesi olduğunu anlamıştı. Lina fotoğrafı eline alırken nefesi kesildi ve gözlerinden yaşlar süzülmeye başladı.

Babamın Ardında Bıraktığı Sır


“Bunu nereden buldun?” diye sordu. Ethan'ın cevabı kısa oldu: “Baban bıraktı.” Lina gözlerini fotoğraftan ayırmadan, “Annem nerede?” diye sorduğunda Ethan aniden dosyayı kapattı. “Bunu öğrenmenin bir yolu var,” dedi ve ayağa kalktı. Lina şaşkınlıkla ona baktı. “Ne yolu?” diye sorduğunda Ethan yalnızca, “Benimle gel,” dedi.
Birkaç saat sonra Lina kendisini bir limanda buldu. Karşılarında büyük bir tekne vardı ve Lina nereye götürüleceğini hâlâ bilmiyordu. Ethan hiçbir açıklama yapmadan tekneye binmesini söyledi ve saatler süren yolculuk boyunca ikisi arasında neredeyse hiç konuşma geçmedi. Sonunda ufukta küçük bir ada belirdiğinde Lina'nın içinde açıklayamadığı kötü bir his oluştu.


Tekne kıyıya yanaştığında Ethan ona döndü. “Buradan sonra yalnızsın,” dedi ve Lina şaşkınlıkla ona bakarak, “Ne demek yalnızım?” diye sordu. Ethan sakinliğini bozmadan, “Koruman olmayacak,” dedi ve Lina bu kez daha endişeli bir sesle, “Sen gelmeyecek misin?” diye sordu. Ethan başını salladı ve “Hayır,” dedi.
Lina kıyıya indikten sonra arkasını dönüp tekrar Ethan'a baktı. “Annem nerede?” diye sordu, fakat Ethan cevap vermedi ve cebinden üzerinde bir adres yazılı küçük bir kâğıt çıkardı. Kâğıdı Lina'ya uzatırken yalnızca, “Oraya git,” dedi. Lina birkaç saniye boyunca adrese baktı, sonra başını kaldırdığında Ethan'ın çoktan arkasını dönmüş olduğunu gördü.

Ethan'ın gerçek yüzü

Lina adanın içlerine doğru ilerlediğinde karşısına büyük ve eski bir malikâne çıktı. Binanın önünde duran silahlı adamları görünce adımlarını yavaşlattı ve ilk kez gerçekten korkmaya başladı. Bir an geri dönüp gitmeyi düşündü, fakat elindeki adrese ve ardından annesinin fotoğrafına baktığında devam etmekten başka seçeneği olmadığını anladı. Kapıya doğru ilerlediğinde güvenlik görevlileri hiçbir şey söylemeden ona yolu açtı.


Lina uzun bir koridordan geçirildi ve sonunda büyük bir odanın önünde durduruldu. Kapı açıldığında içeri girdi ve karşısındaki adamı görünce olduğu yerde kaldı. Masanın arkasında duran kişi Ethan Cole'dan başkası değildi ve Lina birkaç saniye boyunca gördüklerine inanamadı. “Sen...” diyebildi yalnızca, Ethan ise sakin bir şekilde ayağa kalkarak, “Hoş geldin, Lina,” dedi.


Lina'nın yüzündeki şaşkınlık kısa sürede öfkeye dönüştü. “Bana yalan söyledin,” dedi ve Ethan hiç tereddüt etmeden, “Evet,” diye cevap verdi. “Beni buraya neden getirdin?” diye sorduğunda Ethan masanın üzerindeki dosyayı eline aldı ve gözlerini Lina'ya dikti. “Çünkü anneni bulmak istiyorsun,” dedi. Lina başını salladı ve Ethan devam etti: “Ben de sana yardım edebilirim.”


Lina onun ne istediğini anlamaya çalışarak, “Karşılığında ne istiyorsun?” diye sordu. Ethan birkaç saniye sessiz kaldıktan sonra pencerenin önüne yürüdü ve dışarıdaki karanlık adaya baktı. “Baban sana benim eski bir ajan olduğumu söylemiş,” dedi, “ama sana her şeyi anlatmamış.” Lina sessizce onu dinlerken Ethan arkasını döndü ve “Ben artık ajan değilim,” dedi.


“Peki nesin?” diye sordu Lina. Ethan'ın yüzündeki ifade değişmedi, fakat sesindeki soğukluk Lina'nın içini ürpertti. “Ben suç dünyasının içindeyim,” dedi ve ardından uyuşturucu, silah ve kaçakçılığın yıllardır hayatının bir parçası olduğunu açıkça anlattı. Lina bir adım geri çekildi ve gözlerini kapının yanında duran silahlı adamlara çevirdi. “Sen bir suçlusun,” dediğinde Ethan yalnızca, “Evet,” diye cevap verdi.
Lina kapıya baktı, fakat oradan çıkmasının mümkün olmadığını artık açıkça görüyordu. Ethan masanın üzerine dosyayı bıraktı ve sakin bir şekilde, “Annenin nerede olduğunu öğrenmek istiyorsun, değil mi?” diye sordu. Lina tereddüt etmeden, “Evet,” dedi ve Ethan'ın gözlerine baktı. “Ben sana söyleyeceğim,” dedi Ethan, “ama bunun karşılığında benim için çalışacaksın.”


Lina birkaç saniye boyunca ne duyduğunu anlamaya çalıştı. “Ne?” diye sorduğunda Ethan hiç tereddüt etmeden, “Bir ajan olacaksın,” dedi. Lina başını hemen salladı ve “Ben ajan değilim,” diye karşılık verdi, fakat Ethan'ın cevabı gecikmedi: “Olacaksın.” Lina sesini yükselterek, “Ben insan öldüremem,” dediğinde Ethan sakinliğini koruyarak, “Zaten senden öldürmeni isteyen yok,” dedi.
Ethan kapıya doğru yürüdü ve Lina'nın arkasından bakmasına aldırmadan odadan çıkmak üzereyken durdu. Başını çevirip ona baktı ve “Önümüzdeki hafta,” dedi; ardından birkaç saniye bekleyerek, “Pazar günü,” diye ekledi. Lina ne söyleyeceğini bilemezken Ethan son cümlesini söyledi: “Sabah altıda burada ol.” Kapı kapandığında Lina odada tek başına kaldı ve masanın üzerindeki dosyaya baktı.


Dosyanın üzerinde annesinin adı yazıyordu: Maya Laurent. Lina dosyayı tekrar eline aldı ve ilk sayfayı açtığında karşısına on yedi yıl önce çekilmiş başka bir fotoğraf çıktı. Fotoğrafı çevirdiğinde arkasında el yazısıyla yazılmış tek bir cümle gördü ve o cümleyi okuduğu anda bütün vücudu buz kesti. “Kızına gerçeği asla anlatma.”
Lina fotoğrafı elinde tutarak uzun süre hareketsiz kaldı. Babası ölmüştü, annesi yıllardır ondan habersizdi ve Ethan Cole ise hayatının bundan sonraki kısmını tamamen değiştirecek bir teklif yapmıştı. Fakat artık Lina'nın aklında annesinin nerede olduğundan daha büyük bir soru vardı. Babası, kızından hangi gerçeği saklamıştı ve Ethan Cole bu gerçeğin ne kadarını biliyordu?

Babamın Ardında Bıraktığı Sır
Babamın Ardında Bıraktığı Sır
Cevapla