Aynı mahallenin çocuklarıydılar onlar. Eda ve Mehmet. Henüz yaşları küçük olsa da, geleceğe dair umutlarını birlikte oyun oynarken, sanki yirmili yaşlara gelmişçesine şekillendiriyorlardı.
Eda'nın sarı saçları, edalı edalı ve mayhoş bakan gözleri vardı. Mehmet, bu duygunun adını bilmiyordu. Ama küçücük yaşlarında, Eda'yla oyun oynamak için sabah olmasını dört gözle bekliyordu. Ne var ki, aileleri düşmandı.
Büyüyüp okul çağlarına geldiklerinde de, ailelerinden gizli şekilde oyunlar oynayıp okula birlikte gidip gelirlerdi.
Sonra, aşk denen şeyle tanıştılar. İkisinin de hislerini anlamak için zamana ihtiyaçları yoktu. Birbirlerine olan hislerinden emindiler. Sağdan soldan duydukları "sevgili olma" tekliflerini hiç yapmamışlardı, fakat birbirlerine ait olmak için bunlara gerek yoktu zaten. Yazılan şiirler, yürüyüşler, gözleri gözlerine değdiğinde gülüşler… Her şey, her şeyi anlatmaya ve anlamaya yetiyordu.

Lise yıllarına geldiklerinde, yine birlikteydiler. Fakat bu kez okulları ayrılmıştı. Artık ikisi de hayata daha hırslı, daha bilinçli bakıyordu. Aralarındaki bağın, sevgi bağı ve kusursuz bir aşk olduğu aşikardı. İkisi de birbirini deliler gibi seviyordu ama aileleri düşman olduğu için, bunu birbirlerinden başkasına söylemekten korkuyorlardı.
Okullarının arasında bir mahalle kadar mesafe vardı. Liseli aşıklar ya da liseli ergenler ne denirse densin, onlar bunu yaşıyorlardı. Her öğle arasında buluşup, birlikte dolaşıyor, birlikte yer içerlerdi. Bazen Mehmet, Eda'ya doğru gider, bazen Eda, Mehmet'e doğru gelirdi.
Herkes gibi, sadece onlar için anlamlı olan şarkıları, şiirleri, anları vardı. Çok uzun yıllardır birlikte olmalarına rağmen, henüz el ele tutuşmamışlardı bile. Birlikte bir fotoğrafları bile yoktu. Öylesine saf, öylesine masum bir aşktı işte.

Tarihler 22 Haziran 2012'yi gösterdiğinde, Mehmet yine dersin bitmesini bekliyor, Eda'ya doğru gitmek için sabırsızlanıyordu. Okulun çıkış kapısına doğru ilerlerken, bir kalabalık gördü.
"Ambulans! Ambulans’ı arayan oldu mu?" diye haykıran bir ses duydu. "Allah yardım etsin," diye mırıldandı. Kalabalığa doğru ilerledi. Yerde kanlar içinde yatan bir kız vardı. Polis henüz gelmemişti; kalabalıktan birkaç kişi, etrafın açılması için kalabalığı uzaklaştırmaya çalışıyordu. Bir aralıktan, yerde yatanın yüzünü gördüğünde gözleri doldu. Adımları durdu. Zaman durdu. Nefesi durdu. İleri doğru hamle yapmak istedi fakat bir türlü yürüyemedi, dondu kaldı.
O dedi. Sustu kaldı.
Tekrar "O" dedi. Yine sustu kaldı.
Sonrası yok. Sonrası… öyle işte.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar