Türk tarihi, onlarca farklı devleti içeren ve bunların içerisinde dünya tarihine damga vurmuş büyük imparatorlukları içerir. Türkler, büyük hacimli bir tarihe sahip olduklarından bu tarihin incelenmesi ve anlaşılması da haliyle zor olmaktadır. Tarih derslerinde, Osmanlı padişahlarının seferleri incelenirken pek çoğumuz bunları akılda tutmanın zorluğundan şikayet etmişizdir. Gerçekten de Türk tarihi, farklı milletlere hükmeden ve zaferden zafere koşan pek çok askeri ve siyasi lideri içermesi bakımından çok az millete nasip olacak kadar görkemlidir.
Bu arada, bugünkü yazımda ele alacağım konuyu daha iyi anlamanız için öncelikle aşağıda linkini verdiğim yazıyı okumanız daha iyi olacaktır:
1789-1925 Yılları Arasında İran'ı Yöneten Bir Türk Hanedan: Kaçar Hanedanı
Lafımı daha fazla uzatmadan izninizle bugünkü konuma giriyorum. Kemerlerinizi sıkı bağlayın çünkü yolculuğa çıkıyorsunuz.
Kaçar Hanedanı
Yukarıdaki linkini verdiğim yazımda bundan bahsetmiş olmama rağmen yine kısa bir bilgilendirmeyle giriş yapayım. Kaçarlar, 1789-1925 yılları arası İran'a hakim olan bir Türk devletidir. Bu devleti yöneten Kaçar Hanedanı, aslen Yozgat'tan İran'a göçmüş bir Türk boyundan gelmektedir. Bugün, bu Türk devletinin bir şahı olan Feth Ali Şah'ı konu edeceğiz.

Feth Ali Şah Kimdir?
Feth Ali Şah, 25 Eylül 1772'de İran'ın Damgan şehrinde doğmuştur. Babası, Kaçar Devleti'nin kurucusu olan Ağa Muhammed Şah'ın kardeşi Hüseyin Kuli Han'dır. Ona, dedesi Feth Ali'nin ismi verildi. Genellikle Baba Han olarak bilinen Feth Ali Şah, taç giyme törenine kadar bu ismi kullandı.
Feth Ali Şah, amcası Ağa Muhammed Şah'ın 17 Haziran 1797'de ölümüyle tahta çıktı. Amcası, devleti kurabilmek için kendi boyundaki karşıtları da dahil olmak üzere pek çok farklı düşmanla mücadele etmişti. Amcası Ağa Muhammed Şah (1742-1797), sekiz yıllık iktidarında bu güç odaklarını bastırmayı başararak yeğenine nispeten oturmuş bir devlet bırakmıştı. Ağa Muhammed Han, hadım olduğu için bir evlat sahibi olamadığından taht yeğenine geçmişti.

Feth Ali Şah, amcasının iktidarı döneminde Fars valiliği yaptı. Halihazırda bu görevini sürdürürken amcasının vefatı üzerine tahta geçmek üzere Tahran'a geldi.

Feth Ali Şah, Tarihçi Joseph M. Upton'a göre, "uzun sakalıyla, ince beliyle, evlatlarıyla İranlılar arasında meşhurdur." Gerçekten de dönemindeki insanlara göre bile uzun bir sakala sahipti.

Rusya İle Çekişme
Amcası döneminde, Rusya ile anlaşan Gürcistan, yapılan askeri harekatın sonunda tekrar İran himayesine alınmıştı. Ağa Muhammed Han'ın ölümünün ardından Rusya, ordusunu Gürcistan'dan çekmeyerek bu ülkenin İran himayesinde olmasını tanımayarak anlaşmayı bozdu. 1801 yılında Gürcistan, önce fiilen ve sonra da resmi olarak Rusya hakimiyetini tanıdı. Rusya'nın Kafkasya'daki böyle bir hakimiyeti, İran'ı doğrudan tehdit etmekteydi zira Rusya, İran'ı aradan çıkararak Britanya'nın kolonilerine gitme yolunu seçebilirdi.
Gürcistan'ı kontrol altına alan Rusya, Kaçarların muhtemel zayıflığına güvenerek yüzyıllardır İran himayesinde olan Dağıstan'ı da ele geçirdi. Bu durum, Gürcistan'ın işgalinden daha büyük bir tehdit ve doğrudan İran topraklarına bir saldırı görüldüğünden Feth Ali Şah, Rusya'ya savaş ilan etti.
1804-1813 İran-Rusya Savaşı
Avrupa Napolyon Savaşlarıyla çalkalanırken ve Rusya da bu savaşlara dahil olacağından aslında İran için zamanlama çok da kötü değildi. Ayrıca o dönemde Rus Çarı I. Pavel'in suikastının etkisi sürmekteydi ve Rusya'nın politik iklimi de karışıklık içerisindeydi. Kaçarlar, kurduğu yeni askeri birliklerin, Avrupa stilinde hazırlanan piyade gücü henüz bu savaşın başlarında İran için kullanılamayacağından bu da bir dezavantajdı.
Rusya'nın Kafkas ordusuna henüz yeni atanmış bir komutan olan Paul Tsitsianov, 22 Kasım 1803 tarihinde İran'a bağlı Gence Hanlığı topraklarına girdi. Hanlığın başındaki Cevad Han (1748-1804), Feth Ali Şah'ın amcası Ağa Muhammed Han ile beraber savaşmış ve saygın bir isimdi.

Cevah Han, Paul Tsitsianov'un teslim ol önerisini reddederek savaşmaya karar verdi. Bunun üzerine bu teklif beş defa yenilendi ama her seferinde aynı cevap ile reddedildi. 15 Ocak 1804 tarihinde Rus kuvvetleri genel taarruz ile şehri aldı. Cevad Han'ın kahramanca direnişine rağmen şehir düştü ve Cevad Han ve oğulları şehit oldu.

Muharebede Rusya'nın kaybı üçü subay olmak üzere 38 ölü ve yaralıyken Kaçarlar ise 1700 asker ve 3000-7000 arasında şehir ahalisinden şehit verdi. Şehir ahalisinden şehit olanların hemen hemen tamamı ve askerlerin önemli bir kısmı ise savaş sonrasında yapılan katliamda şehit olmuşlardı.
Kaçarlar, bu mağlubiyetin üzerine Şehzade Abbas Mirza (1789-1833) komutasında bölgeye yirmi bin asker göndererek karşılık verdi. Rusların ise 5000 askeri vardı. Paul Tsitsianov, o zamanlar İran'a bağlı bir diğer hanlık olan Erivan Hanlığına doğru harekete geçti.

Rus ordusu, şehri kuşattığında 20000 asker ile Veliaht Şehzade Abbas Mirza onları karşıladı. 1804 yılının Haziran ayında gerçekleşen ve üç gün süren muharebenin sonunda, Kaçar ordusu modern silahlardan yoksun olmasına rağmen Rusları durdurmayı başardı. Bunun üzerine Ruslar bölgeden çekildi fakat bu Kaçarların Rusları takip edememesinden dolayı kesin bir zafere dönüşmedi.
Kesin bir sonuçlu zafer elde edilemese de Abbas Mirza'nın bu başarısı, Feth Ali Şah'ı Ruslar üzerine sefer etme konusunda heveslendirdi. Temmuz 1804'te Paul Tsitsianov tarafından kuşatılmış olan Erivan üzerine Feth Ali Şah komutasında bir İran ordusu harekete geçti.

Yapılan savaşta Şah'ın ve Veliaht Şehzade'nin komutası altındaki İran ordusu, Rusları durdurmayı başardı. İran ordusu, henüz modern silahlara sahip olmadığından sayı avantajına sahip olsa bile bunu kullanamıyordu. 6000-7000 arası İran askeri şehirde kuşatma altındayken bu sırada 18000 süvariden oluşan birlikler, şehir dışında Rus ordusunun ikmal hatlarına baskı yapıyordu. Rus topçularının etkisi sebebiyle İran ordusu kuşatmayı kıramasa da vur ve kaç taktikleriyle zayıflatmayı başarmıştı.
Bu sırada Gürcistan'da Rusya karşıtı bir ayaklanma patlak verince Rus ordusu kuşatmayı kaldırarak geri çekilmek zorunda kaldı.
Rus kayıpları ağırdı ve bir kısım asker hastalıktan ölmüştü. Geri çekilirken yetersiz su ve yiyecek sebepli ordu müşkül durumdaydı. Kaçar süvarileri, kaçan Rus ordusunu takip ederek kayıplar verdirdi. Gürcü askerlerin bazıları ise Gürcistan'daki isyan sebebiyle Rus ordusunu terk ederek Rusya'nın bölgedeki gücünün iyice azalmasına sebep oldu.
Kaçar ordusu, Rusları ikinci kez mağlup etmişti fakat yine de askeri durum pek parlak değildi. Rus ordusunun tekrar saldıracağını bilen Feth Ali Şah, Britanya'dan askeri destek istemeye karar verdi.
Kaçarların Diplomatik Arayışları

Britanya elçiler, Feth Ali Şah ile görüştü fakat Britanya destek vermeyi kabul etmedi zira ortak düşmanları Napolyon'a karşı Rusya ile müttefiklerdi.

Bunun üzerine Kaçarlar, Fransa'dan yardım istemeye karar verdiler. Napolyon, bu isteği kabul ederek 4 Mayıs 1807'de İran ile anlaştı. Napolyon; Feth Ali Şah'ın ordusuna subay, teçhizat ve işçi göndermeyi kabul etti. Ayrıca Gürcistan'ın ve işgal edilen diğer İran bölgelerinin de Kaçarlara ait olduğunu tanıdı.
O dönemde Rusya ve Fransa savaştaydı ve bu istekler, Napolyon için Rusya'yı zorlayacak yeni bir cephenin güçlendirilmesi anlamına geldiğinden oldukça olumlu karşılanmıştı. Fakat Rusya ve Fransa arasındaki savaş bitip iki devlet müttefik olunca bu antlaşma da geçerliliğini yitirdi. Yeniden yalnız kalan Kaçarlar, tekrar Britanya'ya müttefiklik başvurusunda bulundu. Bu sırada Afganistan ve Britanya Hindistan'ı ile de savunma antlaşması yapıldı. Kaçarlar, 1808-1810 yılları arasında Britanya ile Rusya'ya karşı bir antlaşma yapmayı başardı.
Savaş Devam Ediyor
Bu siyasi arayışlar sürerken savaş devam etmekteydi. 1805 yılında, Kaçarlara bağlı Şöreyel Sultanlığı Rusların eline geçti. Karabağ ve Şekil Hanlıkları da Rusya'nın egemenliğine girmeyi kabul ederek İran'dan ayrıldı. Bunlara karşılık olarak Abbas Mirza, Askeran Kalesi'ni aldı. Ruslar, Koryagin'i Şahbulak Kalesi'ni alması için göndererek buna karşılık verdi. Abbas Mirza kuzeye yürüdü ve yeri kuşattı. Feth Ali Şah komutasındaki başka bir ordunun yaklaştığını duyan Koryagin, gece dışarı çıktı ve Şuşa'ya doğru yola çıktı. Askeran geçidinde yakalandı ama yenilmedi. Ruslar, Koryagin ve Şuşa'daki ablukayı kaldırdı. Ana Rus kuvvetinin güneydoğuya doğru ilerlediğini gören Abbas Mirza, kuzeye doğru geniş bir hamle yaptı ve Gence'yi kuşattı. 27 Temmuz 1805'te 600 Rus piyadesi, Şamkir'deki kampını yağmaladı
Rus ordusu Bakü'ye doğru bir deniz saldırısı yaptı fakat başarılı olamadı. Rusların ilerlemesi üzerine Şirvan Hanlığı da Rusya hakimiyetini kabul etti. 1806 yılının aralık ayında Osmanlılar, Rusya'ya savaş ilan etti ve bir kısım Rus kuvvetleri bölgeden ayrıldı. 1808-1810 yılları arasında hem Abbas Mirza'nın Hem de Feth Ali Şah'ın birlikleri yenildi. Ruslar Erivan'ı tekrar kuşattı ama gene alamadı. 1810 yılında Abbas Mirza, Gence'yi almak için yeniden harekete geçtiyse de bir kez daha mağlup oldu.
El değiştiren yerler olmakla birlikte savaş Rusya'nın lehine olsa da özellikle de Avrupa'daki siyasi durumlar bunu etkiliyordu. Kaçarlar, Avrupa stilinde örgütlenmiş piyade unsurlarına henüz kavuşmuşlardı ve bunları Rusların karşısında deneyecekti. 13 Şubat 1812 yılında Pyotr Kotlyarevsky komutasında bir grup Rus askeri Sultanabad yöresinde Kaçar ordusuyla karşılaştı. Kaçarların 2300 askeri olmasına karşın Rusların sayısı 900 idi. Yeni ordu düzeniyle Abbas Mirza komutasındaki Kaçarlar, bu savaşta Rusları bozguna uğratmayı başardı.

Bu yenilgi üzerine Ruslar, tekrar harekete geçti. Bu sırada Feth Ali Şah ve Şehzadelere bağlı kuvvetler Aslanduz'da bulunmaktaydı. Pyotr Kotlyarevsky, İran ordusunun hazırlıksız olduğunu düşünerek bir gece taarruzuna kalkıştı ve bir kısmı uykuda olan Kaçar ordusunu bozguna uğrattı.

Bununla birlikte sayıca üstün olan Kaçarlar yenilmiş ve inisiyatif yeniden Ruslara geçmişti. Rus ordusu ileri harekatını sürdürerek Lenkeran'ı kuşattı. Kaçar Şehzadelerinden Sadık Han'ın komutasındaki ordu, burada Ruslara mağlup olurken ve Sadık Han şehit oldu. Kaçarlar, sayıca üstün oldukları bu muharebeyi de kaybedince barış istemek zorunda kaldı.

Gülistan Antlaşması
Savaş, Kaçarların mağlubiyetiyle sonuçlandı. 12 Ekim 1803 tarihinde yapılan Gülistan Antlaşması Azerbaycan da dahil Kafkasya'nın önemli bir kısmının kaybını içeriyordu. Talış, Şirvan, Kuba, Bakü, Gence, Karabağ, Şeki hanlıkları Rusya'ya katıldı. Rusya, Hazar Denizi'nde donanma bulundurma hakkını da elde etmişti.

1826-1828 Kaçar-Rus Savaşı
Gülistan Antlaşması'nın üzerinden on üç yıl geçmişti. Feth Ali Şah, kaybettiği bölgeleri yeniden ele geçirmek için fırsat kollamaktaydı. Sonunda, Rusya'ya savaş ilan edildi ve kaybedilen toprakların geri alınması için Şehzade Abbas Mirza komutasında bir ordu yollandı. 35000 askerle harekete geçen Abbas Mirza, Talış ve Karabağ Hanlıklarını geri almayı başardı. Savaşın ilk yılı, Kaçarlar lehine devam ediyordu. 1804-1813 arası kaybedilen toprakların pek çoğu tekrar ele geçirildi. Fakat 26 Eylül 1826 yılında gerçekleşen Gence Muharebesi'nde Kaçar ordusu ağır bir yenilgi aldı.

Kaçarlar, sayıca iki katı olmalarına rağmen Ruslar karşısında dağılınca savaşın dengesi onların aleyhine döndü.
Bu sefer Ruslar karşı taarruz ile Erivan önlerine kadar geldiler. Bir hafta kadar süren kuşatmadan sonra nispeten kolay bir şekilde şehir düşünce İran savunması çöktü. Bununla birlikte artık Tahran da tehlike altına girince Kaçarlar yeniden barış istedi.

Türkmençay Antlaşması
Kaçarlar, Erivan'ın düşmesi üzerine barış isteyince taraflar bir araya geldi ve Türkmençay Antlaşması imzalandı.

Kaçarlar; Revan ve Nahcivan Hanlıklarını bırakmayı, tazminat ödemeyi Hazar Denizi'nde tek taraflı olarak savaş gemisi bulundurma hakkının Rusya'da olduğunu kabul etmiştir.
Bu antlaşma, İran tarihinin en ağır antlaşmalarından biri olarak bilinmektedir. Antlaşmanın duyurulmasından sonra İran'da isyan çıkmış, 11 Şubat 1829'da Rus Büyükelçiliği yıkılarak içerideki herkes öldürülmüştür. Ölenlerin arasında Rusya'nın İran Büyükelçisi de bulunmaktaydı. Ermeniler, bu dönemde Kuzey Nahcivan, Erivan ve Karabağ bölgelerine toplu göçler gerçekleştirmişlerdir.
Feth Ali Şah'ın Son Yılları
Rusya Büyükelçisinin öldürülmesinden sonra yeni bir savaş çıkmaması için Feth Ali Şah, özür dilemek için Şehzade Hüsrev Mirza'yı Çar I. Nicholas'a ve taç mücevherlerinin en büyük elmaslarından biriyle gönderdi.
Feth Ali Şah daha sonra yazarları ve ressamları, Firdevsi'nin Şehname'sinden esinlenerek Rusya ile yaptığı savaşlar hakkında bir kitap yapmak için işe aldı. Pek çok kişi tarafından Kaçar döneminde yazılmış en önemli Farsça kitap olarak kabul edilen bu kitaba Şehinşahname denir.

Kaynaklara göre Feth Ali Şah'ın binden fazla eşi vardı. Elli yedi oğlu ve kırk altı kızı hayatta kalmıştır. 296 erkek ve 292 kız toruna sahipti. En sevdiği oğlu ve veliaht Şehzade Abbas Mirza 25 Ekim 1833'te öldüğünde, Feth Ali Şah, torunu Muhammed Mirza'yı veliaht Şehzade olarak atadı. Feth Ali Şah, 23 Ekim 1834 yılında hayatını kaybetti. Mezarı ise İran'ın Kum şehrindedir.
Bugünkü yazımda, bir Türk devleti olan Kaçarların en ünlü lideri olan Feth Ali Şah'ın yaşamını konu etmiş bulunmaktayım. Yazımı okuyana da okumayana da teşekkürlerimi bir borç bilir ve tüm KS ahalisine iyi günler dilerim. Esenlikler sizin olsun.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer