Sanat ve dinin en büyük ortaklığı geçmişleri aslında. Her ikisini de insanlığın yaratılışı ile bağdaştırabiliriz. İlk insanların mağara duvarlarına çizdikleri şekiller, yine ilk insanların bir yüce yaratıcı fikrine olan ihtiyaçlarını gösteren bulgular, ikisinin de neredeyse insanlık ile yaşıt olduğunu gösterir bize.
Bu iki büyük kavramın birbirini etkilemesi ile kaçınılmaz bir şeydir. Bazı zamanlar sanat dinin hükmü altına girmiş, eserlerde tanrının yüceliği, cennet ve cehennem gibi konular işlenmiş, bazen ise sanat insanların dine açılan kapısı olmuştur.
Bu da Bence'min konusunu oluşturuyor. Dante Alighieri tarafından yazılan İlahi Komedya'nın, bu eserlerin en önemlilerinden birinin, cehennem bölümünü irdeleyeceğiz, Dante'nin Cehennemi, yani,
DANTE'S INFERNO!

Bu bir cehennem tasviri. Tarihin gördüğü en eşsiz zihinlerden birinin, yani Dante Alighieri'nin zihninin en derin yerlerinde inşa edilmiş bir yapı,
1265 yılında Floransa'da doğmuş büyük bir şair, aynı zamanda siyasetçidir. Çok girmeyeceğim siyasi hayatına ancak kısaca değinmek istediğim hususlar var, bunu da konuyu daha iyi kavranabilecek bir düzeye çekmek için yapacağım.
Dönemin İtalya'sında iki büyük siyasi güç vardır, İmparatorluk yanlısı aristokrasi destekçisi Ghibellinolar, Papa yanlısı Guelfolar. Guelfo yakası bir süre sonra kendi içinde ikiye ayrılıyor, tuhaf bir isimlendirme yapılıyor, Beyazlar ve Siyahlar. Dante'nin dahil olduğu ve desteklediği görüş ise beyazlarla özdeşleşiyor. Buradaki fark ise beyazlar grubunun daha reformcu bir yapıda olmasından kaynaklanıyor, zira Papa yanlısı olsalar da tam olarak gücün Papa'ya verilmesinden yana değiller, bu da Papa'nın ve kilisenin siyahları desteklemesine sebebiyet veriyor ve Dante bu mücadelenin Siyahların üstünlüğü ile noktalanması sonucunda sürgün ediliyor.
Davasının uğradığı yenilgi ve dava arkadaşlarına olan güvenini kaybetmesi derken bir çöküş yaşıyor büyük şair ve dünya tarihinin gördüğü en eşsiz eserlerden birine imza atıyor. Divine Comedy bildiğimiz adı ile İlahi Komedya.

Üç kısımdan oluşuyor eser, Inferno, Purgatorio ve Paradiso. Biz eserin Inferno kısmını ele alacağız.
Eserin zaten ilk kısmı Inferno, yani cehennem. Dilden dile yayılan kısmı da yine bu. İnsanların ilgisini çeken, hatta bir hocamın deyişi ile "Ortaçağ Avrupası insanlarını akın akın kiliselere koşturan" kısım da bu kısım.
Peki ne anlatılıyor bu kısımda ki insanlar bu denli etkilenmiş ve kendilerini kiliseye gitmek zorunda hissetmişlerdir?
Dante Cehennem'i sanatı ile harmanlayarak inşa eder, önce günahları sınıflandırır bu günahları inancının da yol göstericiliği eşliğinde derecelendirir ve bu günahar ile özdeşleştirdiği isimleri de serpiştirir cehenneminin her yerine. Kendisi cehennemi gezer ve bu gezisinde ona Roma'nın ünlü şairi Virgil eşlik eder.
Cehennem Kudüs'ün altındadır ve buradan dünyanın merkezine doğru iner. Girişinde ne günah ne de sevabı olmayan insanlar yer alır, orada bekleşirler. Mitolojide geçen cehennem ırmağı olan Akheron da bu kısımda yer alır. Devamında ise cehennem başlar ve tahmin edeceğiniz üzere cehennem derinleştikçe azap artar, en büyük günahkarlar cehennemin en alt katlarındadır, zira dünyanın en derin noktasındadır ateşin en şiddetlisi, bunu hepimiz biliriz.
Cehennemin İlk Katı : Limbo!

İyi yürekli usta dedi ki:
“Niçin sormuyorsun gördüğün ruhların sahiplerini?
Gitmeden daha ileri, bil ki bunlar günahkâr değil,
Erdemleri var, ama yeterli değil,
Çünkü senin inancının da giriş kapısı
Vaftizden yoksun kalmışlar;
Hıristiyanlıktan önce yaşamışlar,
Ama Tanrı’ya gerektiği gibi tapınmamışlar:
Onlardan biriyim ben de."
Bu satırlarda anlatır Virgil Dante'ye bu katta yaşayan insanları. Kötü insanlar değillerdir, hayatlarını dürüstlük içinde geçirmiş, iyi birer insan olarak da noktalamışlardır. Lakin kendileri tanrıyı, Hristiyanlığı öğrenemeden önce dünyadan ayrılmışlardır. Bu sebeple cezalandırılmaları yersizdir ancak cennete gitmeyi de hak etmezler, zira tanrıya tapmamışlardır.
Julius Caesar, Aristoteles ve Socrates gibi isimler bu katta yer alır.
Cehennemin Gerçek Anlamı İle Başladığı Yer, İkinci Kat, Şehvet!

Havaya uzun bir çizgi çizip yakına yakına
öterek geçen turnalar gibi
kasırganın önüne kattığı ruhların,
çığlıklar ata ata geldiklerini
görünce dedim ki: “Usta, bu kapkara havanın
cezalandırdığı bunlar da kim?”
“Kimliğini öğrenmek istediğin ilk kişi”
dedi,
“dilleri çok çeşitli
halkların kraliçesi;
öyle şehvet düşkünüydü ki,
yasal kılmıştı zevk alınan her şeyi
örtmek için kendi ayıbını.
Evet, ikinci katı şehvete ayırır Dante. Şehvet bir sürü soruna yol açar hayatta. Yuvalar yıkılır, kendini kaptıran bir insanın yapamayacağı şey yoktur. Ve Dante bu büyük günahı yukarıda yer alan satırlar ile başlar anlatmaya.
Bu katta Paris, Tristan, Cleopatra gibi tarihte oldukça büyük yerlere sahip isimler bulunur. Bilirsiniz, Truva Savaşı şehvetin liderliği neticesinde yaşanmıştır. Evet, Truvalı Hector şehvete yenilmiştir, Yunanlı Kahraman Akhilleus ise sadece görünmeyen şehvetin görünen elidir.
Üçüncü Kat, Oburluk!

Ruhlar yağmurda köpekler gibi uluyordu;
bu zavallı dinsizler bir yanlarını destek yapıp,
durmadan bir yandan bir yana dönüyorlardı.
Bizi görünce Kerberos canavarı
ağızlarını açıp dişlerini gösterdi,
çırpınıp titreşiyordu her yeri.
Bunu gören rehberim ellerini uzattı,
yerden avuç avuç aldığı toprağı
aç ağızlara fırlattı.
Açlıktan havlayan bir köpek
kaptığı lokmayı midesine indirmek
için dişlerken, nasıl keserse sesini,
Kerberos iblisinin, ruhları sağır olmayı isteyecek
denli sersemleten o iğrenç yüzleri
de öyle sessizleşti.
Bu kat oburluğun katı, doymak bilmeyen, gözü bir türlü doymayan, düşkünlükleri ile hayatlarını günaha bulayanların hapsedildiği kat.
Bu katta öyle çok ünlü bir isim yer almıyor, sadece Ciacco isimli bir kişi ile diyaloga giriyor Dante. Bu kişinin boğazına düşkünlüğü ile nam salmış Floransalı Şair Ciacco dell'Anguillara olabileceği ancak aynı zamanda Ciacco kelimesinin Floransa'da domuz anlamında kullanıldığı belirtilmiş eserin çevirisinde. İşin aslı bana domuz hikayesi daha mantıklı geldi.
Dördüncü Kat, Cimrilik!

dedim ki: “Usta söylesene,
solumuzda duran saçları kazılı
kalabalığın tümü de din adamı mı?”
Dedi ki: “Yeryüzünde
yaşarken gözleri körelmişti sanki,
düşünmeden harcamışlardı ellerine geçeni.
İşledikleri günahın tersi,
dairenin iki yerinde onları püskürtünce
ulumaları da, doğruluyor dediğimi.
Başlarında saç örtüsü olmayanlar
papa, kardinal gibi din adamıydılar,
cimrinin dik âlâsıydılar.”
Dedim ki: “Usta öyleyse,
bu iki günahı işleyenler içinde
tanıdığım kişiler olmalı.”
Dedi ki: “Umutlanma boş yere,
sürdükleri kirli yaşam öyle kararttı ki
yüzlerini, tanınmaz hale geldi bu soysuzlar.
Sonsuza dek böyle çarpışacaklar,
diriliş günü mezarlarından avuçları kapalı,
ya da başları kazılı çıkacaklar.
Evet, kimse sevmez cimri insanları, günümüzde dahi yerilirler sürekli, zira hoş bir şey değildir bu. Dante de bu güruha cehennemin dördüncü katını layık görmüş ve onları çeşitli eziyetlere maruz bırakmış.
Bu katta kimse ile konuşmaz Dante, belli ki cimriliği oldukça kötü ve iğrenç görür, bu günahkarlar ile diyaloga dahi girmez.
Beşinci Kat, Öfke!

Bu hüzünlü akarsu
karaya çalan yamacın dibine varınca,
Styks denilen bataklığı oluşturuyordu.
Dikkat kesilip çevreme bakınca,
çamura bulanmış insanlar gördüm bataklıkta,
yüzlerinden öfke akıyordu, hepsi çırılçıplaktı.
Yalnızca elleriyle değil, başları,
göğüsleri ayaklarıyla da birbirlerine vuruyorlardı,
dişleriyle birbirlerini parçalıyorlardı.
İyi yürekli usta dedi ki: “Oğul bu gördüklerin
öfkeye yenik düşenlerin
ruhları; üstelik şunu da bil ki,
inleyen insan dolu suyun dibi,
gözlerini nereye çevirirsen gördüğün gibi,
yüzeye dek onlar dalgalandırıyor suyu.
Dünyada yaşarken öfkesine mağlup olan, kontrolünü yitiren, zarar veren insanlardır bu kattakiler, insanın tüylerini diken diken edecek bir şekilde tasvir etmiştir Dante bu insanları. Yine mitolojik unsurlara değinir burada büyük usta, Styks nehrinden bahseder.
Altıncı Kat, Sapkınlık!

mezarlar toprağı nasıl engebeli kılarsa,
öyleydi toprak burada da,
ama buranın durumu daha acıklıydı;
mezarlar öyle kızmıştı ki, kendilerini
sımsıkı saran alazlardan, hiçbir demirci
daha kızgın bir demire gereksinme duymazdı.
Mezarların kapakları açıktı,
öyle acı çığlıklar yükseliyordu ki,
mezardakilerin eziyet çektikleri belliydi.
Dedim ki: “Usta, böyle acılı çığlıklarla
varlıklarını duyuran, bu mezarlara
gömülü ölüler kimler?”
Dedi ki: “Bunlar sapkınlarla
her mezhepten yandaşları,
sandığından da dolu buranın mezarları.
Burada birbirine benzeyenler birlikte
gömülü, sıcaklık da mezardan mezara değişik.”
Bunları söyleyip, sağa doğru dönünce
mezarlarla yüksek surlar arasından geçip
gittik.
Sapkınlıkla geçmiş ömürlerinin cezası olarak, bu insanları cehennemin altıncı katına layık görür Dante. Sandığından da dolu buranın mezarları diyen ustasından da anladığımız dünya hayatında çokça olduğu bu insanların. Günümüzde de oldukça fazladırlar, aşina olduğumuz aşağılık, aldığı nefesin dünyaya zarar olduğunu düşündüğümüz insanlar.
Bu katta Epicurus ile karşılaşır Dante. Epicurus'u buna layık görmesi ise muhtemelen ruhun ölümsüz olmadığını savunmasıdır , zira Epicurus'a göre ruh beden ile birlikte ölür, ölümden sonra hayat yoktur, bu dini inançlara tamamen ters bir düşüncedir, bu sebeple de Dante tarafından sapkınlıkla itham edilmiştir.
Yedinci Kat, Şiddet!

Kentaur: “Gördüğün gibi bu yanda
derinlik durmadan azalmakta” dedi,
“ama şunu aklından çıkartma,
ırmak yatağı yine derinleşir karşıda
zorbaların eziyet çekmelerini
sağlayacak düzeye erişinceye dek.
Burada cezalandırıyor Tanrı’nın adaleti,
dünyayı kasıp kavuran Attila’yı, sonra
Pyrrhos ile Sextus’u; yollara
korku salan Rinier da Corneto ile Rinier Pazzo
da,
haşlanarak sonsuza dek gözyaşı akıtmakta
bu kanlı ırmakta.
Bu kat üç parçaya ayrılır kendi içinde, ilk halkada insanlara şiddet uygulayanlar yer alır, bu halkadakileri sürekli oklarlar Kentaurlar. Orta halkada intihar edenler yer alır, kendilerine uyguladıkları bu şiddetin cezasını harpiler tarafından sürekli olarak yenilerek çekerler, son halka ise tanrıya saldıranların tutulduğu yerdir, Zeus gibi tanrılar da girer bu başlığın içine.
Paylaştığım mısralardan da anlayacağınız üzere büyük Türk hükümdarı Attila bu kattadır, keza Brunetto Latini, yani Dante'nin hocası da bu katta yer alır. Ki Dante kendisi ile dünyadaki çizgisinden ayrılmadan saygı ile konuşur.
Bana doğru uzatırken elini
yanmış yüzüne diktim gözlerimi
öyle dikkatle baktım ki,
28 yanık yüz onu tanımamı engelleyemedi,
yanıt verdim, yüzüne uzatarak elimi:
“Ser Brunetto, buradasınız demek ki?”
Sekizinci Kat, Dolandırıcılık, Sahtekarlık!

Bu eski köprünün üstünde, kırbaç yiye yiye
karşı yönden bize doğru gelen
kalabalığa çevirdik gözlerimizi.
İyi yürekli ustam, ben bir şey demeden
dedi ki: “Canı acısa da gözünden
yaş akmayan şu iri yarı adama baksana:
ne soylu bir duruşu var hâlâ!
İason’dur adı, Kolkhis’e gitti,
yüreğiyle aklıyla altın postu elde etti.
Lemnos adasına da gitti,
taş yürekli, eli maşalı kadınlar erkekleri
öldürmüşlerdi o gittiğinde.
Orada tatlı sözlerle, yöntemlerle
Hysippyle’nin gönlünü çaldı, daha önce
bu kadın öbür kadınları kandırmıştı.
Gebe kalan kadını, adada bırakıp kaçtı;
bu suçtan işkenceye çarptırıldı.
Medeia’nın da öcü alınıyor böylece.
Onüç şeytanın Virgil ve Dante'yi kandırarak yanlış yollara sürüklemeye çalıştığı kat. Malebolge olarak adlandırır Dante bu katı. Kendi içinde ise on ayrı hendeğe ayırır. Her hendeğe farklı bir grubu yerleştirir.
Birinci hendekte kadın tellalları, kadınları baştan çıkaran insanlar, ikinci hendekte dalkavuklar, üçüncü hendekte Baş aşağı çukura gömülü din sömürücüleri, dördüncü hendekte Büyücüler ve biliciler, beşinci hendekte dalavereciler, altıncı hendekte ikiyüzlüler, yedinci hendekte hırsızlar, sekizinci hendekte hileciler, dokuzuncu hendekte bölücüler ve onuncu hendekte kalpazan simyacılar bulunur.
Dokuzuncu Kat, İhanet!

Dizelerim, öteki kayaların üzerine bindiği
bu korkunç deliğin gerektirdiği gibi
sert ve acı olabilseydi,
daha eksiksiz dile gelirdi
düşüncemin özü; ama böyle dizelerden yoksunum
ve çekine çekine konuşuyorum:
çünkü evrenin tümünün dibini
anlatmak, ne hafife alınmalı,
ne de, ana baba diyen bir dilin işi olmalı.
Thebai’nin surlarını yapan Amphion’a yardım eden
kadınlar, beni de destekleseler,
sözlerim gerçeklere uygun düşse.
Ey anlatılması zor bu yerde
oturan en büyük lanetliler,
koyun ya da keçi olsaydınız keşke!
Cehennemin en son katı. En ağır cezaların yaşandığı yer. Bu katı da dört parçaya ayırır Dante. İlk daireye Caina der, zira bu Kabil'in İncil'deki adından gelir, ailesine ihanet edenleri barındırır, ikinci daire ise Antenora'dır, Yunanlılara ihanet eden Truvalı Antenor'dan alır adını, ulusal hainleri barındır, üçüncü daire ise Ptolomaea'dır, konuklarına ihanet edenlerin barındırıldığı yerdir, adını kendisine sığınan Romalı general Pompeius’u öldüren Mısır kralı Ptolemaeus’tan aldığı iddia edilir. Dördüncü daire ise İsaya ihanet edenlerin bulunduğu Judecca'dır, adını Yahova olarak da bilinen Judas Iscariot'tan alır, zira Judas İsa'nın yerini Romalı askerlere haber eden havaridir.
Cehennemin Merkezi, Kokytos!

Her ağızda dişler bir günahkâr öğütüyordu
bir değirmen gibi, böylece aynı anda
üç günahkâr birden işkence görüyordu.
Öndeki günahkârı öyle tırmalıyordu ki,
kimi kez sırtında hiç deri kalmıyordu,
ısırma, solda sıfır kalırdı bunun yanında.
“En büyük cezaya çarptırılan,
şu yukarıdaki ruh” dedi ustam,
“İskaryot Yahuda;
başı ağzın içinde, çırpınan ayakları boşlukta.
Baş aşağı duran iki ruhtan,
kara yüzden sarkanı Brutus,
gördüğün gibi, kıvranmakta hiç ağzını açmadan!
İri kıyım öteki de Cassius.
Gece oluyor artık, gitme zamanı geldi,
gördük sayılır her şeyi.”
Bu dokuz kattan sonrası ise cehennemin merkezidir, yani Kokytos. Şeytan burada bulunur. Beline kadar buza saplı, belinden yukarısı açıktadır, üç başlı olarak tasvir eder Dante şeytanı, her başı ile de bir günahkarı cezalandırır. Bu üç kişi Brutus, Cassius ve Judas Iscariot'tur. Brutus ve Cassius Caesar'a, Judas ise İsa'ya ihanet etmiştir ve Dante der ki, Tanrının seçtiği efendilerine ihanet eden bu üç insan günahkarların en büyükleridir.
Ayrıca Şeytan'ı da Lucifer olarak anar Dante, tanrıya isyan etmeden önce meleklerin en güzeli olduğunu ancak isyanından sonra cehennemin merkezine, her türlü kötülüğün kaynağı olarak konulduğunu belirtir.

İşte Dante'nin cehennemi budur, dokuz kat ve şeytanın tahtı diyebileceğimim Kokytos'tan oluşur. Detaylı olarak, eserden alıntılar da yapmak suretiyle anlatmaya çalıştım sizlere. İşte bir dönemin Avrupasını deprem gibi sarsan eserin Cehennem parçası bu.
Dante'nin eseri, Hristiyan aleminin göğsüne yumruk gibi iniyor, Avrupayı kasıp kavuruyor. Cehennemin bu tasviri insanların kalbini korkuyla dolduruyor, öyle ki bu korku onları kalabalık gruplar halinde kiliselere yöneltiyor. Toplumu bu denli etkileyen bir eser, kaçınılmaz olarak sanat dünyasını da etkiliyor.
La Primavera ve The Birth Of Venus gibi tabloları ile de tanıdığınız Botticelli, Dante'nin anlattığı bu ürkütücü cehennemi, görsel bir hale getiriyor. Cehennemin Haritası da deniyor bu esere, Dante'nin Cehennemi de.
Bu iki eser, zamanlarının çok ötesine geçiyorlar. Günümüzde dahi cennet, cehennem gibi kavramların ardında yer alan en büyük aktörler haline geliyorlar. Sinema, Edebiyat gibi sanatın her dalına etki ediyor, insanların ruhlarında izler bırakıyorlar.

İşte ben de hepimizin hayatında, farkında olmasak da izler bırakmış bu eseri sizlerle birlikte incelemeye çalıştım. Umarım boyumu aşan bu işi, layıkı ile yerine getirebilmiş ve sizlere bir şeyler katmayı başarmışımdır. Biraz uzunca oldu ya da tamam kabul ediyorum, sitenin gördüğü en uzun bencelerden oldu, kusura bakmayın, çok kısa tutmak istemedim, zira hem esere saygısızlık olurdu hem de sizleri eksik bilgilendirmiş olurdum. Bir kusurum oldu ise affola, okuyan yüreklerinize sağlık, sanatla ve sağlıkla kalın!
#felfire
#kültürsanat
Kaynaklar:
https://www.thoughtco.com/the-divine-comedy-4098803
https://en.wikipedia.org/wiki/Inferno_(Dante)
Ve elbette eserin bizzat kendisi, "İlahi Komedya - Dante Alighieri "
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer