Sanat; tarih boyunca neyin, nasıl, ne şekilde adlandırılacağı yönünde sürekli değişmiştir. Sanat, öznelliktir. Bu yüzdendir ki benim sanat olarak gördüğüm bir yapıta herkes sanat diyemez. Sanat öznel bir üstün yaratıcılık ise şayet, ben de öznel görüşlerimle sanatın tanımını yapacağım.
Sanatın sanat olabilmesi için alın terinin olması gerekir.

Fransa'daki Eyfel Kulesi'nden İspanya'daki Pisa Kulesi'ne kadar, Mısır'daki piramitlerden Tibet'teki Budizm mabetlerine kadar, Brezilya'daki İsa Heykeli'nden Ukrayna'daki Bağımsızlık Anıtı'na kadar her yapıtın altında bir alın teri var. Bana kalırsa Çin Seddi'ni Çin Seddi yapan 10 km uzunluğunda örülmüş bir duvar değildir, o duvarın örüldüğü zamanda dökülen alın teridir. Ki bugün sadece 3 km'lik bir kısmı sağlamlığını korumakta. Ben, Çin Seddi'nin bugünün teknolojisiyle inşa edildiğini varsaysam bu kadar ilgi göreceğini sanmam. Dolayısıyla bir şeyin kıymetini bilmek ve anlamak için o yapıtı inşa edenlerin istifade ettiği her türlü gücü ve düşünceyi bilmek gerekir.
Eski sanat büyüklerinin sırlarını bilmedikçe, onların derecesine erişilemez.
Sanat, bize anılarımızı hatırlatır.

En basitinden size şarkı örneğini vereyim. Fazla kilolarınız yüzünden spor salonuna gittiniz ve orada güzel bir şarkı çalışıyor. Hatta bu şarkı sizi gaza getiriyor. Aradan yıllar geçmiş, fazla kilolarınızdan eser kalmamış. Akıp giden bu zaman dilimi içerisinde spor salonunda dinlediğiniz o şarkıyı bir yerde işittiniz. İşte o an, o şarkı sizi sandalıyla alıp geçmişe götürür. Döktüğünüz teri, gösterdiğiniz istikrarı size hatırlatır. İnsan kendi kendine bir gururlanmaya başlar. Demek istediğim şu ki; estetiksel beğenilerimiz bizi öz yaşam hikayemize taşımada bir vasıta görevi üstlenmekte.
Sanat sadece cırtlak sesten çıkan kelimeler bütünlüğü veya ucuz bir tuval üzerine çizilen boya demek değildir.

Bana göre bir kol saati de sanat eseri olabilir, günlük hayatta giydiğimiz bir gömlek de. İmal edilen her bir yapıtın işlevselliğinin ortak olmasının yanı sıra fiyatlarının ve gördükleri değerlerin birbirlerinden farklı olması neyle ifade edilebilir? Elbette üzerindeki sanatla.
Bir kol saati vardır, her insanın satın alabileceği fiyattadır. Bir kol saati vardır, yalnızca belli başlı kişilerin satın almaya takat getirebileceği fiyattadır. İşlevsellik yönünden her ikisi de zamanı gösterse üzerinde taşıdıkları estetiksel boyut farklılık yaratmakta. İşte bu farklılık arada sadece fiyatı oynatmıyor, görülen ilgiyi de oynatıyor. Ki tercih edilmelerindeki sebep de budur. O amiral seviyedeki saatin içerisinde yüzlerce farklı parçalar vardır. Her bir mekanizma ve çark kusursuz bir boyutta çalışmaya devam eder. Aslında onu kullanmaya başlayan kişinin ona değer vermesi harcadığı paradan dolayı değil, onu tasarlayan kişinin günlerce sarf ettiği yetenekten öte gelir. O saat için ne kadar alın teri döküldü, ne kadar su içildi, ne kadar el kesilmesi yaşandı, ne kadar deneme yanılma yoluyla sil baştan yapıldı? İşte onu değerli kılan şey, daha yüzlerce soru işareti ile biten cümlelerin sonucudur. Siz aslında o yapıtı taşırken o sanat eserini tasarlayan sanatçının tasarlama sırasında yaşadıklarını da taşıyorsunuz. Bu takviye alınmazsa insan hayatından hiçbir şey kopmaz ama alınırsa hayat bir o kadar daha anlamlı olur. İşte sanat budur.
Bir eserin bütün insanlığa yararlı olması için; iyi ve kötüyü ayırması, güzel ve anlaşılabilir olması gerekmektedir. Sanat ancak belli bir sınıf için değil, büyük kitleler için yarar sağladığı zaman sözü edilebilir bir değere ulaşır.
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
En İyi Cevaplar