Frances Farmer gerçekten çok farklı bir kadındı.

Aktris olmak için güzellik ve itaat etmekten başka bir şeyin gerekmediği 40'lı yıllar için gerçekten çok cesurdu.
Frances Farmer inatçı olmayı göze aldı ve herkes onun histerik olduğunu söyledi.
Sesini çıkarmaya ve daha ilgi çekici rollerde oynamak isteme cesareti gösterdi bu seferde saf olduğunu söylediler.

Frances Farmer dünyadan uzaklaşmak istediği zamanda artık her şey için gerçekten çok geç olmuştu.

Onun bir "kaçık" olduğu kulaktan kulağa yayılmaya başlanmıştı bile.
Bugün pek çok insan Frances Farmer'ın kim olduğunu bilmez. Zamanın içerisinde kaybolup giden bir kadın daha...

Eski zamanların ilginç ve enteresan hikayelerini bu tozlanmış perdelerin arkalarında saklarız, bazıları ise şimdiler de bile dinlememiz için bizden adeta yardım ister.
“Sahip olduğum tek iyi şey acı çekmeye alışmış olmam.” – Frida Kahlo
Frances Farmer psikiyatri dünyasında oldukça iyi tanınan bir isim. Bunun tabiki birkaç nedeni var. En önemli nedenlerden bir tanesi ise, bu kadını yıllarca maruz bırakmış oldukları psikolojik tedaviler, psikiyatrinin karanlık ve korkunç dönemlerine denk gelmektedir.
Kurban seçerken tuhaf bir şekilde kadınların doğrudan hedef alındığı bir dönem...

Frances Farmer, Kendini İfade Etmesi ve Ünlü Olması için Yetiştirilen Bir Kadın

Frances Farmer’ın hayatı ile ilgili birçok belgeseller yapıldı. Kendi kardeşi "Geçmişe Sevgiyle Bak" (Look Back in Love) adlı bir kitabında genç oyuncunun yıllar içinde çeşitli psikiyatrik koğuşlarda maruz kaldığı deneyimlerini kaleme aldı bu kitabında.
“Gerçekten Sabah Olacak Mı?” daki (Will There Really Be a Morning?) araştırma, ailesine olduğu kadar aktrisin kişiliğine ve dedikleri gibi gerçekten de paranoid şizofreni yüzünden acı çekip çekmediği gibi konulara ışık tutuyor.
Bu gerçek bile olsa, böyle karmaşık vakalar da her zaman öyledir, atlayamayacağımız bir şey var. Yetiştirilme şekli ve tarihin koşulları da çok önemli bir unsurdur.

Frances Farmer kendi dönemine göre gerçekten çok fazla cesur bir kadındı. Böyle olmasının sebebi ise annesinin onu yetiştirirken kendini ifade etme şeklini ona erken yaşlarda öğretmesinden kaynaklanmaktadır.
Ona fikirlerini nasıl dile getirebileceğini ve her zaman her şeyi sorgulaması gerektiğini öğretmişti çünkü.

Ergenlik çağına geldikten sonra lokal Seattle gazetelerinde yer almaya başladı.

Bunu, Nietzsche'nin yazılarını temel alarak yaptığı, tanrıya inanan ya da inanmayan kadınla hakkındaki etkili konuşmaları ile de başardı.
Daha sonraları annesi, onu tiyatro dersleri almaya göndererek tek amacını yerine getirmek istiyordu. Bu onun gençliğinde yapmak isteyip de yapamadığı kişisel bir arzusu idi. Ve bunu da Frances üzerinden tatmin etmesi ile alakalı bir durumdu. Çünkü önceden filmlerde oynayıp ünlü bir aktrist olmak istiyordu.
Frances üniversite yıllarında ünü yakaladığı halde en çok sevdiği aktivitelerden birini yapmaya devam ediyordu. Şimdi zamanın toplumu hakkında eleştirel makaleler yazmak.

Konuşma, Karşı Çıkma, Söyleneni Yap

Frances Farmer 1935 yılına kadar birkaç filmde oynamıştı. Asıl hedefi de aslında yerine getirmişti bu arada gazetecilik diploması almak.
Ancak bu yolda ilerlemeye başlamadan önce annesi onu aksini yapmaya ikna ediyor. Ona profesyonel kariyerini geçici olarak askıya almasını ve sahne dünyasına adapte olmasını söyledi. Frances annesinin söylediğini kabul etti ve Paramount Pictures'in seçmelerine katıldı o dönem.
Yapılan deneme çekimi bu kadar kolay olamazdı. Güzel bir elbise giymesi, oturması ve kameraya bakması gerekiyordu. Frances Farmer cüretkar ve baştan çıkarıcı ve bir o kadar da klasik bir güzelliğe sahipti. Bu da film endüstrisi için yeterli bir sebepti.

Deneme çekimlerinden hemen sonra Frances'e 7 yıllık kontrat imzalama teklifi götürdüler. Tek yapması gereken söylenilene uymak, senaryoyu ezberlemek ve arada bir yöneticilerin vermiş olduğu partilere katılmaktı.
Ayrıca böyle topluluklar içerisinde ne olursa olsun sesini çıkarmaması gerekiyordu.

Tabi ki Francis bu dünyaya kafa tuttu. Ona verilen saf kadın rollerinin hepsinden nefret etti. Basından da nefret etti.
Hepsinden önemlisi ise gösterişli ve zarif yalanlar ile her şeyin üzerinin kapanmasından da nefret etti.

Ancak belli bir süre sonra pes etti. Çünkü annesi ve oyunculuk acentaları onu bu konuda ikna ettiler. Parlak bir yıldız olarak profilini yükseltmek için de bir aktörle evlendi.

Özgürlük Hasreti ve Deli Gömleği
Frances başına buyruk ve söz dinlememesi yüzünden kariyerinde düşüş çok erken oldu. Bazı sahneleri oynamadı seti terk edip gitti.
Senaryoları kabul etmedi ve acentalar ile imzalamış olduğu kontratlara uymadı.

Tüm bunlardan, kendinden bile kaçmak istiyordu ve bu yüzden de geceleri arama sürmeyi seviyordu. Frances çoğu zaman kötü sonuçlanan bu kaçışlar nafile bile olmuş olsa her defasında hep gaza bastı.
Dikkatsiz ve alkollü araba kullanmaktan aldığı cezalardan dolayı artık Santa Monica polisi onu çok iyi tanıyor olmuştu.
“Bazen kalbimin taşa kazınmış olduğunu düşünüyorum.” – Frances Farmer
Hollywood yöneticilerinden bir tanesine yumruk atması ile olaylar çok karıştı. Daha sonra çok uzağa gidemese de tekrar kaçmaya çalıştı. Polis onu takip etti. Çığlılar, tekmeler ve üzerine çullanan otoritenin gölgesinde nafile kaldı. Hepsi tek bir şeye işaret ediyorlardı.
Asiliği ve kişiliği yüzünden bir akıl hastanesine kapatılması gerekiyordu.

Doktorlara göre Frances "paranoid şizofren" di. Klasik elektrik şoku ile birlikte insülin şoku terapisi ya da Sakel tedavisi uyguluyorlardı.

Orada birkaç kaldıktan sonra evine geri gönderdiler. Frances daha sonra oyunculuk hayatından tamamen kopma kararı aldı. Bu baskıcı ve aşağılayıcı dünyadan temelli uzaklaşmak istedi.
Fakat Frances'in annesi Lilian Farmer kızının hala tedavi edilmemiş olduğunu söylüyor. Ona göre Frances'ın "aklı başında" değildi. Bu yüzden Hollywad yöneticilerinin de yardımı ile akli dengesi bozuk olduğunu açıkladılar. Bu sayede Frances'i psikiyatrı koğuşuna tekrar kapattılar.
Hücrede Geçen 5 Yıl
Frances Washisgton Steilacoom.'da bir hastaneye yatırıldı. Orada tamı tamına 5 yıl geçirdi. Bu süre zarfında kız kardeşi yazdığı kitap ile Frances'in sesini duyuracaktı.
Frances'e korkunç psikiyatrik tedavilerden daha da kötüsünü yaptılar. Cinsel tacizde bulunup ona defalarca tecavüz ettiler.

Nihayet hastanedeki hemşirelerden birinin ifadesinde de anlattığı gibi, Frances'in onayı olmadan ona lobotomi operasyonu yaptılar. Yapılma amacı ise "kişiliği", "kötü karakteri", "histerik mizacı" nı düzeltmek için.

Hastane de geçen cinsel taciz ve travmalar ile dolu bir 5 senenin sonunda Frances artık hiçbir zaman eskisi gibi olamayacaktı. Röportajlarda, filmlerde ya da dizilerde kendini nadiren gösterdi. Televizyonda sadece görünmesi bile merak uyandırır ve büyük izleyici kitlesi çekerdi.
Ancak artık eskisi gibi olduğu kişi değildi. İradesini kaybetmiş, karakterinin sesi kapatılmıştı. Frances Farmer'i Frances yapan şeyleri ve gerçek güzelliğini çalmışlardı ne yazık ki ameliyat ile sökerek.
Dostça ve sağlıcakla kalın...
Sibel Erdem - 06.03.2018
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar