Nasılsın Diye Sorsalar, Ağlarım Ben Yerli Yersiz!

İnsan mutluyken güzel her şey. Acılar bile, güzel.


Boş bir eve gelmenin gayesizliği ya da sabah bomboş bir “to do list” için uyanınca, uyanası gelmiyor ki insanın.


...ki aslında gece uyuyası gelmediğindendir tüm bu çilenin sebebi.



Öyle birkaç kelime bir şeyler konuşuyorsun etrafındakilerle. Hani asansörle aşağıya inerken ki sessizliği bozmak için söylenen öznesi gizli, yüklemine çok yüklenilmiş; amaçsız ortalığa serpiştirilmiş edatlara, sıfatlara sahip tümceler gib. Nesneler bile belirtisiz çoğu zaman. Hiçbir belirti vermiyorlar ya hani mutluluğa dair. İşte tam da onun gibi.



İnsanlar mutluyken güzel her şey, gözyaşları bile. Yoksa sırf gözyaşlarını saklamak için kabul ediyorsun dışarıda yağan yağmurun soğuk, ıslak ve hüzünlü davetkarlığını. Bir amacı olmayan yolculuklarda yağan yağmurlar, tıpkı yaz ortasında ekinlerin üzerine yağan yağmurlar gibi; yazık çürütecekler tüm başakları hüznü kaplıyor insanın yüreğini.


Islattığında arabalar üzerini, yol kenarında toplanmış hüzün birikintilerinin üzerinden geçerken; arkasından şöyle bir elini kolunu sallaya sallaya, ağız dolusu küfür bile edesi gelmiyor ya.


"Mutluluktan, göz yaşlarımın bedeli" diyemedim için. Belki bir iki defa gururdan ama genelde umutsuzluktan...



İnsanlar mutluyken güzel her şey, umut etmek bile. Yoksa hayalini kurduğun her şey seni biraz daha yorganın altına çekiyor. Biraz daha çektiriyor perdeleri, sızan ışıktan gözyaşların belli olmasın diye. Kar altında kutuplarda, uykusu kaçmışta bir şeyler yese tekrar geri derin bir uykuya dalarım belki çaresizliği yaşayan kutup ayısının umutsuzluğuyla bakıyorsun donatılmış sofraların yalancı yemek kokularına. Ortalık birazdan salgılanacak pepsinojen enzimleriyle coşacak ve nihayetinde glisemik endeksin normale dönecek, sen anlamsız bir farmokolojik, didaktik mesaj kaygılarında buluyorsun kendini.


Kurduğum hayallere sebep bir defasında uyuyamadığım olmuştu. O da sabaha kadar değil, İmsak girmeden sızıp gitmiştim çoktan...



İnsanlar mutluyken güzel her şey. Bir takım anlamsız kelimelerin gerçekten anlamsız olduğu zamanlar, mutlu olduğu zamanlar. Hani 3-5 şarkı sözüne ya da ne bileyim, bir komedi filmindeki ufacık bir kelime oyunu üzerinden yürüyen mizaha anlamlar yükleyip hüngür hüngür ağlamadığın; bir takım anlamsız kelimelerin gerçekten anlamsız geldiği zamanlar, belki bir parça komik…


ya da ne bileyim, lafa ola beri gere sorulan "nasılsın" sorusuna; "iyiyim" diyip; bu anlamsız samimiyetsizliğe isyan, "sen nasılsın diye" sormazsın ya hani.


Nasılsın diye sorduklarında, "iyi değilim ben be hacı" desem hani!


Yargılamadan, akıl vermeden, sadece ben iyi olmadığım için, omzunu yastık olarak kullanmama izin vermeyeceksin ki! Neden sorulur ki bu anlamsız, samimiyetsiz soru o zaman. Nasıl olduğumu anlayamıyorsan gülüşümden, ben iyi desem ne kadar uzun ve devrik gelebilir ki sana cümleler?


Nasılsın Diye Sorsalar, Ağlarım Ben Yerli Yersiz!


Mutluyken mi güzel her şey yoksa güzel olduğu için mi her şey mutluyum ben!

Nasılsın Diye Sorsalar, Ağlarım Ben Yerli Yersiz!
Cevapla