İş yerinde herkese her şeyi anlatma huyumu nasıl bırakabilirim, sınır koymayı nasıl öğrenirim?

sevincimi de üzüntümü de, kızgınlığımı da kırgınlığımı da saklamadan anlatıyorum. Belki de bu yüzden bazen kendime kızıyorum. “Keşke çenem biraz dursa, keşke her hissettiğimi herkesle paylaşmasam” diyorum. Çünkü insan yaşadıkça şunu öğreniyor: Bu hayatta herkese her şey anlatılmıyormuş.


İyi niyetle açtığın bir konu, içini döktüğün bir dert, samimiyetle paylaştığın bir duygu… Gün geliyor yanlış bir yerde, yanlış bir ağızda karşına çıkabiliyor. O zaman da insanın içi burkuluyor. “Ben bunu güvenerek anlatmıştım” diyorsun. İşte o an, konuşkanlığına değil, insanlara verdiğin değere kızıyorsun.


Zamanla anlıyorsun ki susmak bazen kendini korumaktır. Herkesle dertleşilmez, herkes senin kalbinin ağırlığını taşıyamaz. Bazıları sadece merak eder, bazıları kıyaslar, bazıları da dinler gibi yapıp içinde başka şeyler biriktirir. O yüzden insan büyüdükçe kelimelerini daha seçerek kullanmayı öğreniyor. Herkese aynı kapıyı açmamayı, her duyguyu ortaya sermemeyi…


Bu, soğumak değil aslında. Sadece kendini korumayı öğrenmek. İç dünyanı herkesin girip çıktığı bir yer olmaktan çıkarıp, gerçekten hak eden birkaç kişiye açmak. Çünkü her şey paylaşıldıkça hafiflemez; bazen paylaştıkça ağırlaşır.


Yine de açık sözlü olmak kötü bir şey değil. Sadece dozunu, yerini ve kişisini seçmek gerekiyor. Kalbin temiz diye herkesin kalbini de öyle sanmamak gerekiyor. Belki de bu hayatta tamamen susmak değil, kime ne kadar konuşacağını bilmek gerekiyor.

İş yerinde herkese her şeyi anlatma huyumu nasıl bırakabilirim, sınır koymayı nasıl öğrenirim?
Cevapla