Hayal etmenin gücüne inanır mısın? Cevabın “evet” ise seni biriyle tanıştırmak istiyoruz. #İlhamBulanlar serimizde bugün sanatı ve sürdürülebilirliği birleştiren Sanatçı Deniz Sağdıç’ı konuk etik! ✨
Konumuz “sanat, sanat için mi yoksa toplum için mi?” sorusundan çok da farklı değil. Hepimizin son yıllarda çok fazla duyduğu sürdürülebilirlik kavramından bahsedeceğiz. Sürdürülebilirlik hayatın her alanında olduğu gibi sanatın içine de dahil olmuş durumda. Bugün, hayallerini sanatına dökerken bunu gelecek nesillerin kaynaklarını tüketmeden atık malzemeler ile yapan Deniz Sağdıç bize “Ready-ReMade” projesini ve sürdürülebilirliği sanata nasıl dahil ettiğini anlatacak. ♻️
Kendisine projemize verdiği destekten dolayı çok teşekkür ederiz. 💜 Sürdürülebilir sanat ve Deniz Sağdıç hakkında daha fazlasını öğrenmen için seni röportaj ile baş başa bırakıyoruz. Okuduktan sonra görüşünü bizimle paylaşmayı unutma! 👇🏻
Deniz hanım, sürdürülebilir sanat çalışmalarınızdan bahsetmeden önce bize biraz kendinizden bahseder misiniz? Deniz Sağdıç kimdir? Eğitim hayatınız nerelerde geçti, neler yaptınız?

Cam tasarımı konusunda ustalaşmış bir ailenin çocuğu olarak Mersin’de dünyaya geldim. Babamın cam atölyesinde ilk vitray çalışmalarımı yapmaya başladığımda henüz okula bile başlamamıştım. Büyüdüğümde sanata yönelik bir bölümde okumam bu bakımdan kimseyi şaşırtmamıştır. Resim bölümünde eğitim aldığım Güzel Sanatlar Fakültesi’nden fakülte birincisi olarak mezun oldum. Mersin’de daha üniversite öğrencisiyken kurduğum atölyeme ve mezuniyet derecemin getirdiği akademik yönlendirmelere rağmen ülkenin sanat başkentine, İstanbul’a gelerek sanat çalışmalarıma başladım. O günden sonraki süreçte birçok ulusal ve uluslararası projede yer aldım.
Sanat ve sürdürülebilirlik arasındaki o çok kıymetli yerde duruyorsunuz, malzemeye getirdiğiniz yeni bakış açısıyla ilham veren eserler ortaya çıkarıyorsunuz. Serüveniniz nasıl başladı, sürdürülebilir sanat yapmaya nasıl karar verdiniz, meslek hayatınız nasıl başladı, gelişti?

2010’lu yılların başında özellikle ülkemiz sanat çevrelerinde “kavramsal sanat” tartışmaları zirvedeydi. Dönemin “sanat otoritesi” olarak görülen kurum ve kişiler ile son derece popüler olmuş bienallerin etkisiyle “sanatın tek ve mutlak yolu kavramsal sanattır” gibi bir algı oluşmaya başlamıştı. Ben de kavramsal sanatın bir teknik olduğunu, öteden beri tekniği ne olursa olsun kavram olmadan sanatın mümkün olamayacağını ifade edebilmek amacıyla “Ready-ReMade” ismini verdiğim proje serisine başlamıştım. Bu projede sıradan obje ve nesnelere sanatın klasik tekniklerinde müdahalelerde bulunarak sergiliyordum. Bu projenin ilerleyen süreçlerinde bu obje ve nesneler yerlerini atık malzemelere bırakmaya başladı.
20 yılı aşan meslek hayatınızda sürdürülebilir sanat dediğinizde ilk aldığınız geri dönüşlerle bugün arasında neler değişti? Kariyerinizde adım adım ilerlerken karşınıza çıkan zorluklar nelerdi, bu zorlukları nasıl aştınız?

Yaklaşık 10 yıl önce sürdürebilirlik günümüzdeki kadar büyük bir öneme sahip değildi. şu an ülkemiz değil tüm dünyanın ana sorunu olarak karşımıza çıkıyor. Bu konunun ciddiyetinin kavranması 10 yıl önce bu konuya dahil olmuş biri olarak beni mutlu ediyor.
Sanatınızın ilk yıllarından itibaren uzun süre kadının toplumdaki yerini mesele edinen çalışmalarda bulundunuz. Resim alanındaki yüksek lisansınızı da kadın imgesinin medyadaki yerini araştıran tezinizle tamamladınız. Genç kadınlara içlerindeki gücü fark edip kariyer yolculuğunda durmadan ilerlemesi için ne tavsiye edersiniz?

“İstikrarlı hayal hakikattir.” diyorum. İlham kavramına inanan bir karakter olmadım, çalışmanın gücüne inanıyorum. Hiçbir emek ve çabanın yaşadığımız gezegende boşa gitmeyeceğine inanıyorum. Doğru fikirlere sahip olabiliriz fakat yanlış zaman/mekan bizi yanıltmamalı.
Gerek yurt içi, gerekse yurt dışında çok başarılı işlere imza attınız. Kariyer yolculuğunuzda “kadın” olduğunuz için zorlandığınız bir durum yaşadınız mı? Bu durumlarda kişisel çözüm öneriniz nedir?

Kariyer yolculuğumda ve kişisel hayatımda elbette “kadın” olmanın zorluğuyla karşılaştığım zamanlar oldu fakat ben bu konuya “insan” olarak daima cevap vermeye çalıştım. Cinsiyet eşitsizliğine, cinsiyetçi cevap vermek çok kolaydır fakat salt insan olarak karşılık vermek daha zor olandır. Eşitlik için önce dilde eşitlenmeliyiz.
Her türlü kullanılmış objeyi, atık malzemeyi, özellikle denimi sanatın kendi dünyasında eser olarak yeniden var etmeye çalışıyorsunuz. Kelimenin tam anlamıyla atığı sanata dönüştürüyorsunuz. Hayallerinin peşinden giden genç kadınlara ilham olmak için ne söylemek istersiniz?
Tekrar edeceğim, “İstikrarlı hayal, hakikattir.”
Mesajın gerekli yerlere ulaştığına ve ilham olduğuna eminiz. :) Deniz Hanım'a tekrar çok teşekkür ederiz. 💜
Sen hayal etmenin gücüne inanır mısın? Sanat ve sürdürülebilirliği birleştirmek hakkında neler düşünüyorsun? Görüşlerini bekliyoruz.
Bir önceki içeriğimiz olan Girişimci Ebru Baç röportajını kaçırdıysan okumak için tıkla.

Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer