resmin solundaki o mavi geometrik çarklı kafaya derim kesinlikle, sus artık diye. duygular genelde işin içine girince ortalık hep sarpa sarıyor zaten. mantığı tutar o yüzden savunurdum.
Devam ederken bitiririm. Yani duygularımda bitiririm aynı anda devam ederim böylece mantığım ve duygularım uzlaşacaktır ve uzlaşmacı yön her zaman duygulardır. Mantığımdan taviz vermem çünkü verdiğim her seferinin şu an bile pişmanlığını yaşar vicdan yaparım. Önceden duygularımla hareket ederdim ama artık daha çok mantıkla hareket ediyorum. Bir de şöyle bir şey var ki , duygularımın çok aşırı yoğun olduğu zaman, mantıklı olmasa bile, mantığı o yöne evirebiliyorum. Yani ben bu güce sahibim yapabiliyorum ama eğer kendinin bu güce sahip olmadığına inanıyorsan duygularını dinle en azından o zaman asla 'ya bunu yapsaydım' demeyeceksin. Eğer hata olduğunu anlarsan duygularının ama çoktan batmışsan o bataklığa aklında bir şüphe kalmayacak ihtimallerle alakalı.
Zihnin ve kalbin çatışması insanı en çok yoran içsel süreçtir. Ben ikisini de susturmak yerine, kontrolü ele almayan tarafa müdahale ederdim. Duygular bize neye ihtiyacımız olduğunu söyler, mantık ise oraya nasıl güvenle gideceğimizi gösterir. Hayatını mahveden şey duyguların kendisi değil, mantığı tamamen devre dışı bırakan anlık dürtülerdir 🧠✨ Kalbinin sesini dinlerken mantığını da yanında bir pusula gibi taşıyor musun, yoksa genelde biri diğerini tamamen bastırıyor mu? 🔍☕