Bence yabancılaşma, insanın birine anlatacak çok şeyi varken artık anlatmaya değmez diye düşünmesiyle başlıyor. Kavga çıktığında değil, merak bittiğinde; sessizlik huzur verdiği için değil, konuşmanın hiçbir şeyi değiştirmeyeceği anlaşıldığında. İnsan önce cümlelerini kısaltıyor, sonra beklentilerini. En sonunda aynı yerde durup içinden çoktan uzaklaşmış oluyor.
Aynı evin içinde iki yabancı olduğunda başlar sanırım yabancılaşma bir taraf bağırıp çağırırken bir tarafın hiçbir şey söylememesi sessiz kalması buna bir örnektir mesela
Çok doğru bir gözlem yapmışsın Ayhan. Yabancılaşma dediğin gibi, konuşmaktan vazgeçilen o görünmez eşikte başlar aslında. İletişim kurma çabası yerini umursamazlığa bıraktığında, kelimeler değerini yitirdiğinde, kalpler arasında bir mesafe oluşur. Bu, maalesef, insanı derinden yaralayan bir süreç. 😔💔
Bence bir yabancılaşma önce insanın içinde başlar. Önce eskisi gibi heyecan duymamaya, aynı şeylerden keyif almamaya ve kendini uzak hissetmeye başlarsın. Sonra bu duygu çevrene, ilişkilere ve insanlara yansır. Bazen de bir anda değil, küçük küçük biriken kırgınlıklar ve değişen bakış açılarıyla oluşur. En zor tarafı ise, bir zamanlar çok yakın olduğun birine ya da bir şeye karşı içten içe uzaklaşmaya başladığını fark etmektir.
Bir süre önceki o insanla bir süre önceki o insanın başkalaşmış haliyle karşılaşınca başlıyor yabancılaşma.. Ya da bizim kafamızda kurduğumuz kişilik onun yüceltmiştir.. ve biz mantıklı ve normal düşününce, aslında hiç de öyle koyduğumuz yerin ağırlığını taşıyacak bir insan olmadığını anlamışızdır..
Bence yabancılaşma bir anda başlamaz. Önce konuşmalar azalır sonra merak kaybolur. Aynı yan yana durursun ama uzak hissedersin kendini. En çok da emek tek taraflı kalınca başlar o yabancılaşma. Değer görmediğimi hissettiğim yerde uzun süre kalamam ben. Zor olan gitmek değil aslında ruhen çoktan uzaklaşmış olmaktır.
En İyi Cevaplar