Gerçek samimiyet neden günümüzde bu kadar zor bulunuyor?

Çünkü artık insanlar birbirine yaklaşmadan önce niyetini tartmıyor, kalbini yoklamıyor; daha çok çıkarını, konumunu ve getirisini ölçüyor. Samimiyet ise hiçbir hesap bilmez. O, hesabı olmayan bir gönül hâlidir. Bugün en büyük eksikliğimiz de tam burada başlıyor: kalpten konuşmayı unutup, stratejiyle yaşamayı öğreniyoruz.

Bir zamanlar insan insanı dinlerdi. Sözün ağırlığı vardı, bakışın bir karşılığı. Şimdi ise kelimeler hızlı, ilişkiler yüzeysel, duygular aceleye getirilmiş. Kimse uzun süre aynı hissi taşıyamıyor; çünkü sabır azaldı, derinlik yorucu gelmeye başladı. Oysa samimiyet, yorulmayı göze alabilmektir. Bir insanın yükünü, sadece iyi gününde değil; karanlık gününde de omuzlayabilmektir.

Günümüzün en büyük yanılgısı şu: Her yakınlık samimiyet sanılıyor. Oysa yakın olmak başka, gerçek olmak başkadır. Yakınlık mesafe ile ilgilidir; samimiyet ise niyetle. Birçok insan yan yana ama aslında çok uzakta. Aynı sofrada oturup farklı dünyalarda yaşıyor.

Bir de güven meselesi var… İnsanlar artık kırılmamak için kendini saklıyor. Sakladıkça uzaklaşıyor, uzaklaştıkça daha az hissediyor. Böylece herkes biraz daha “eksik” bir ilişki içinde yaşamayı normal sanıyor. Samimiyet ise eksikliği kabul etmektir. Kusurunu gizlemek değil, kusurunla var olabilmektir.

Belki de en acısı şu: Dürüst olmak cesaret istiyor artık. Çünkü doğruyu söylediğinde kaybetme ihtimalin artıyor. Ama işte samimiyet tam da burada sınanıyor. Kaybetmeyi göze alamayan, kendini de kaybediyor.

Sonuç olarak gerçek samimiyet kaybolmadı. Sadece saklanıyor. Gürültünün içinde sesi kısıldı. Herkesin hızla geçtiği bir dünyada, yavaş kalanların içinde yaşıyor hâlâ. Bir bakışta, bir susuşta, bir “ben buradayım” diyebilen sade bir duruşta…

Belki de mesele onu bulmak değil. Mesele, onu taşıyabilecek bir kalp olabilmek.

Gerçek samimiyet neden günümüzde bu kadar zor bulunuyor?
Cevapla