İkisi de ayrı bir uç, ve ikisi de insanı farklı biçimlerde yaralar. Fazla ince düşünmek, zihnin kendini büyüteç gibi sürekli kendine ve hayata tutmasıdır. Her kelimenin altını kazmak, her bakışta bir anlam aramak… Başta derinlik gibi görünür; ama zamanla insanı yaşamak yerine “yaşamı çözmeye çalışan” bir izleyiciye dönüştürür. Düşünce çoğalır, eylem gecikir; ihtimaller artar, kararlar ağırlaşır. En sonunda insan, kendi zihninin içinde yorulur. Düşüncesizlik ise tam tersidir, suyun akışına kapılıp kıyıyı hiç hesaba katmamaktır. Sonucu düşünmeden konuşmak, yarını tartmadan adım atmak… Bu da kısa vadede hafiflik verir ama uzun vadede kırılmalar bırakır. Çünkü düşünce yokluğu, çoğu zaman sorumluluk yokluğuna dönüşür; insan hem kendini hem başkasını istemeden yaralayabilir. Ama belki de asıl mesele “hangi daha kötü?” sorusu değildir. Çünkü biri fazlalıktan, diğeri eksiklikten doğar. Ve insanın asıl derdi çoğu zaman ikisinin ortasında bir yer bulamamaktır. İnce düşünmek, eğer eylemi felç etmiyorsa bir derinliktir. Düşüncesizlik, eğer kalbi ve vicdanı bütünüyle susturmuyorsa bir akış olabilir. Düşünce, yolu aydınlatmalı; yolu yürümeyi engellememelidir.
Ah Chen benim doğu incim üzümlü kekim. Burada Cedric aşkının zorluğunu söylüyordu... Neyse... Bazen fazla düşünmemek lazım, zaman çok değerli. Bütün teknolojiyi zamanı iyi kullanmak için geliştirirken incecik detaylarda vakit harcamak çok saçma. Geçmiş zamanın telafisi yok, daha iyisini yapmak var.
Bir insan bana kalırsa ; karakteristik özelliğinin dışa vurumunu gerçekleştirmeli. Kendi benlik algısından uzaklaşmamalı. Bazı durumlarda karşı hasasiyeti olabilir, kayıtsızlığı keza. Ancak sağlıklı olan davranış şekli bence burada ; dengeyi bulmak. Çünkü neden böyle düşünüyorum ; senin baktığın pencere sana has. Ancak başka bir insan senin bakmadığın yönde olabilir, bunu görmek ise senin için hayal kırıklığına yol açabilir." Hassas kalpliler için dünya birer cehennemdir", der şair. Bu bakımdan vurdumduymaz olmak veya çok ince düşünmek uzun vadede mutluluk getirmiyor. Vurdumduymazlık ileride pişmanlığı getirirken, hassas kalpli olmak ise yıpratıcı olabilir farklı bir karakterde.
Fazla ince düşünmek İnsanı yorar, kaygıyı artırır, karar almayı zorlaştırır. Sürekli “ya şöyle olursa” diyerek anı kaçırırsın. Ama Düşüncesizlik: Daha büyük hasarlara yol açabilir çünkü hem kendine hem başkalarına zarar verme ihtimali yüksektir. Sonuçlarını hesaplamadan hareket etmek pişmanlık getirir. Denge en sağlıklısı: Ne her şeyi fazla kurcalamak ne de hiç düşünmeden hareket etmek. Fazla düşünmek seni yorar, düşüncesizlik ise seni yakar….
Beni benden alan alıntı bu işte 😍 İnce düşünen gerçekten daha çok incinir; çünkü her detayı büyütür, her susuşta anlam arar. Ama düşüncesiz insanlar da ayrı yorar, sanki duvara konuşuyorsun gibi gelir 😅 Bence sorun ince düşünmekte değil, bunu hak etmeyenler için harcamakta. Doğru insanlar olunca, o derinlik hem değer görür hem de ruhuna iyi gelir 💫