Gerçekten iyi insan mıyız yoksa başkalarının kötülüğüyle kendini iyi hisseden ikiyüzlüler mi 😶?

Yıllar evvel, toplumun "canavar" ya da "kayıp vaka" diyeceği kadar ileri gitmiş bir danışanım, seansın ortasında durup bana çok tuhaf bir soru sormuştu: "Benim bu berbat halimi dinlerken gerçekten üzülüyor musunuz, yoksa kendi hayatınızın ne kadar düzenli olduğunu görüp içten içe bir rahatlama mı yaşıyorsunuz?" O gün bugündür zihnimde şu soru döner durur: İnsan ruhunun en karanlık dehlizlerinde dolaşırken, aslında ne kadar dürüstüz? Bir başkasının acısına "merhamet" gösterirken, aslında o acının bizim başımıza gelmemiş olmasının verdiği o bencilce hazzı mı maskeliyoruz? Belki de en büyük yargılarımız, başkalarında gördüğümüz ama kendimizde itiraf etmekten en çok korktuğumuz o "karanlık benzerliklerden" doğuyordur.

Birini yargıladığınızda, aslında onun günahını mı tartıyorsunuz; yoksa kendi masumiyetinizi mi tescil etmeye çalışıyorsunuz? Eğer dünya üzerindeki tüm ahlaki kurallar bir gecede silinseydi, bugün "asla yapmam" dediğiniz o yargıladığınız şeylerin kaçına iştahla koşardınız? İyiliğiniz bir tercih mi, yoksa sadece yakalanma korkusunun ya da dışlanma endişesinin yarattığı bir terbiye mi?

Kendi içinize, o en kuytu köşeye baktığınızda şunu cevaplayın: Sizi "iyi biri" yapan şey gerçekten vicdanınız mı, yoksa başkalarının "kötülüğüne" ihtiyaç duyan o gizli kıyaslama merakınız mı?

Gerçekten iyi insan mıyız yoksa başkalarının kötülüğüyle kendini iyi hisseden ikiyüzlüler mi 😶?
Gerçekten iyi insan mıyız yoksa başkalarının kötülüğüyle kendini iyi hisseden ikiyüzlüler mi 😶?
Cevapla