İnsan en çok, ne söylediğinde değil, neyi içinde tuttuğunda büyür. Acı çekmek öğretir ama susmak olgunlaştırır. Çünkü sessizlik, insanın kendini en çıplak hâliyle duyduğu andır. Acı, yüreği yakarken susmak onu terbiye eder. Kırıldığında taşkınlık etmemek, içindekini haykırmadan taşıyabilmek cesaret ister. Gerçek olgunluk bazen kelimelerde değil, sustuğun yerin derinliğindedir. Peki insanı daha çok büyüten hangisi, acı mı yoksa sessizlik mi?
İnsan en çok hangi anında büyür, acı çektiğinde mi yoksa sustuğunda mı?
Acı çekmeye başlayınca büyümeye başlar ama hala içinde ki çocukla mücadele etmekle meşguldür. Herşeyi toz pembe görmek ister ama pembe diye bir şey kalmamıştır artık. Tüm bunları farkettiğin de çevresindekilere anlatmaya başlar, derdi çözülsün ister. Kimseden hayır olmadığını da anladığı vakit susar ve bir daha konuşmaz. İşte o zaman büyür insan...
Bence insan en çok acı çektiğinde değil, o acıya rağmen sustuğunda büyür. Çünkü acı çekmek insana bir şeyler öğretir ama susmak… susmak olgunlaştırır. Acının içinden geçerken içinden binlerce kelime kopar, ama bazen hiçbirini söylememeyi seçersin. İşte o an, kalbinle dilin arasında sessiz bir savaş başlar ve sen ilk kez gerçekten kendinle karşılaşırsın. Susmak, kabullenmek değildir aslında; bazen en yüksek haykırıştır, sadece sessiz bir tonda. Çünkü susarken sabrı, anlayışı, kontrolü ve kendini tutmayı öğrenirsin. Acı seni kırar ama susmak seni şekillendirir. O sessizlikte kendi gücünü fark edersin; kim olduğunu, neye dayanabildiğini, nereye kadar gidebildiğini anlarsın. O yüzden bence insan en çok sustuğunda büyür… Çünkü susmak, kendini tüketmeden savaşabilmektir. Sustukça olgunlaşır, olgunlaştıkça bazı savaşların kazanmaya değil, sadece kendini kaybetmemeye değer olduğunu anlarsın.
İnsan en çok acı çektiğinde büyür, ama sustuğunda olgunlaşır. Acı, insanın içini sarsar. Bir şeyi kaybettiğinde, hayal kırıklığına uğradığında ya da kalbin gerçekten yandığında dünyaya başka bir gözle bakmaya başlarsın. O anlarda büyür insan. Çünkü her şeyin merkezinde artık kendi duygularının ağırlığını hissedersin. Hayatın ne kadar kırılgan, ilişkilerin ne kadar geçici, zamanın ne kadar değerli olduğunu fark edersin ama sustuğunda işte o başka bir derinliktir. İçinden taşan onca şeyi tutmak, her söylenecek kelimeyi yutmak, bazen kırılmamak için, bazen kırmamak için susmak... bu da insanı içten içe olgunlaştırır. Sustukça kendinle daha çok baş başa kalırsın. Cevapları dışarıda değil, içinde aramaya başlarsın.
Kısacası: Acı büyütür. Sessizlik olgunlaştırır. İkisinden geçen insan, artık eskisi gibi biri olamaz. Ama belki de en çok o zaman kendisi olur.
Her iki durum da insanın büyüme süreçlerinde farklı yollarla katkıda bulunuyor. Acı çekmek bizi derinden sarsar ve hayatın gerçeklerini kavramamız için bir pencere açar. Ancak sessizlik, içsel bir olgunlaşma sürecidir. İçine döndüğünde, duygularınla yüzleştiğinde ve hiçbir şeyi dışarıya bağırmadan içinde anlamlandırdığında, asıl gücü kazanırsın. 🌀 Olgunluk, susmanın ve acının birleşiminde saklı aslında. Her biri, seni biraz daha sen yapar. 🌱
Sustuğu zaman içinde biriktirdiklerine tecrübe demem, geri dönüşü sağlıklı olmayabilir. Acıyı, karakter yapısı dahilinde yaşanılanı nasıl yorumladığı önemlidir. Gelişim sadece acıdan doğmaz.