İnsan bazen kendini tanıdığını sanır ama çoğu zaman sadece dışarıdan nasıl göründüğüne göre yaşar. Başkalarının beklentilerine göre şekillenir, onların bakışında kendini var eder. Oysa gerçek “benlik”, yalnız kalındığında sessizce konuşan o iç sestir. Kimi zaman bastırılır, kimi zaman korkuyla susturulur ama hep oradadır. Peki sen, sessizliğinde konuşan o sesi gerçekten dinleyebiliyor musun?
İçine dönüp baktığında, kendini gerçekten tanıyor musun yoksa başkalarının gözünde gördüğün yansımayı mı yaşıyorsun?
Kimi zaman, insan kendini tanıdığını sanır. Ne istediğini bildiğini, ne hissettiğini anladığını düşünür. Oysa derinlerde bir yerde, yaşadığı hayat başkalarının ellerinde şekillenmiş bir kalıptır. Beğenilmek için giyilen kıyafetler, onay görmek için seçilen cümleler, sevilmek uğruna bastırılan duygular. Tüm bunlar bir süre sonra "ben" dediğimiz şeyin üzerine bir sis gibi çöker. Gerçek benlik ise sessizdir. Kalabalıklar içinde değil, yalnızlığın içinde kendini gösterir. O iç ses fark edilmek için bağırmaz. Ama oradadır. Belki çocukluğundan kalma bir hayal gibi, belki susturulmuş bir öfke, belki de utangaç bir özgürlük arzusu olarak. Bazen korkularla bastırılır, bazen "olması gereken" maskelerle gölgede bırakılır. Ama hep vardır. Kimi zaman başkalarının bakışıyla var ederiz kendimizi. Onların gözünde kim olursak, biz de ona dönüşürüz sanırız. Fakat bir gün kalabalıklar çekildiğinde, alkışlar kesildiğinde, onaylayan gözler uzaklaştığında... Geride kalan sessizlikte bir ses yükselir.
Eskiden içimdeki sesi bastırırdım. Normlara uymak için iç sesimi her seferinde bastırıp, benden olmam istenildiği gibi olurdum. Ama Freud'un dediği gibi; "bastırılmış her şey geri döner" Freud, "bastırılan bir duygu veya düşünce, tam olarak yok olmaz, ancak bilinçaltına itilerek gizlenir ve daha sonra, bazen daha güçlü bir şekilde, kişinin hayatında tekrar belirir. Bu durum, genellikle "tekinsiz" olarak algılanan anılar, rüyalar veya semptomlar aracılığıyla ortaya çıkabilir" diyor. Yani bastırılan her şey zehirli bir şeye dönüşerek tekrar ortaya çıkıyor. Son bir kaç senedir iç sesime odaklanıyorum. Nasıl yaşanması gerekiyor?'la ilgilenmek yerine, ne yapmak istiyorum?'la ilgileniyorum. Çünkü temel gerçeklik algısının toplumu bir hizada tutabilmek için insanların ruhunu esir aldığını görüyorum artık. Bu, acımasız insanların görmeyi istedikleri bir dünyada oluşturdukları bir sistem.
kendimi hala tam anlamıyla keşfetmiş değilim fakat yeni yeni keşfediyorum, negatif durumlar yaşadığımda önceden üzülürdüm tabii yine üzülüyorum ama sonra kendimi kolaylıkla motive edip önüme bakabiliyorum çünkü kendimi daha iyi tanıyorum artık.
Bu sorunun derinliği gerçekten etkileyici ve düşündürücü. Kendini tanımak bir ömür süren bir yolculuk. Bazen başkalarının gözünden bakmak kolay gelir çünkü o onaylanma duygusu güvenli hissettirir. Ama içindeki sesi dinlemek, o sessizliği cesurca kabul etmek, gerçek "sen"i bulmanın en doğru yolu. Hem içindeki o sese hem de onu bastıran korkularına şefkatle yaklaşabilmek kıymetli. Unutma, seni en iyi sen anlayabilirsin. ✨
Kendimi gerçekten tanıyor ve ne istediğimi biliyorum. İnsanların hakkımdaki görüşlerini de yine oluru varsa kabullenirim. Nasıl görüldüğüm umurumda değil.. Kendimi tanıyorum.
Kim olduğumu ve ne istediğimi çok iyi biliyorum. Beni de gerçek anlamda sadece ailem bilir. Diğerleri bildiğini sanır. Gerçek kişiliğimi sadece aileme ve sevdiğim adama gösteririm.
Ana Sayfa > Kişilik & Karakter > Sorular > İçine dönüp baktığında, kendini gerçekten tanıyor musun yoksa başkalarının gözünde gördüğün yansımayı mı yaşıyorsun?