Bilinmezlik ve korku en kötüsü olur. Üzgünüm ama hastayı kaybederiz.. Korku acılarımızın öncesinde yüreğimize inen sızıdır. Korkmak bilinmezliğin son bulacağı noktadır.
Geçmişin pişmanlığı mı, geleceğin kaygısı mı yıpratır insanı? Gidip de düzeltemeyeceği bir hata mı, bilinmeyen bir zamana bağlanan ümit mi? Hangisi yorar insanı?
İnsanı geçmişten gelen pişmanlıkları mı yıpratır yoksa geleceğe dair beklentisinin olmaması mı?
Kişilik & Karakter konusunda 11,4b cevap paylaştı.
Geçmişten gelen pişmanlık insanın içine sürekli aynı acıyı hatırlatır, yüreği kanatır, bir türlü kapanmayan yaralar gibi ağır gelir. Ama geleceğe dair beklentinin olmaması bambaşka bir yıkımdır, çünkü insanı ayakta tutan şey biraz da umutla kurulan hayallerdir. Geçmişi taşımak zor olsa da içinde umut varsa yol devam eder, umut yoksa nefes almak bile yük olur. İnsan için asıl çöküş geleceği görememekle başlar ve tüm ışık söner.
İnsanın geçmişten pişmanlık duygusu taşıması bana her zaman enteresan gelmiştir.. Değiştiremiyecegin bir durum için hayatının baya süresini heba etmek.. Anlayamıyorum.. Yaşarsın pişman olursun belli sıure üzülürsün.. - Ki bence keyifli bir eylem bu bazen -.. Ama sonra notlarını alır derslerini çıkarır hayatına yon verisin..
Lakin geleceği görememek baya kötü bir şey.. Sabah yataktan amaçsız kalmak.. Yasqdigin günden saatten keyif alamamak demek.. Bu insanı tüketir.. Günler birbirinin aynısı.. bekledigin bir şeyin olmaması.. Önüne bakınca hiç bir şey görmemek.. Bu yıpratmaktan daha fazlası.. İnsan genel yapı olarak geçmişten gelenleri sırtında taşıyarak önündeki göremiyor.. Bu görmeme hali bir yerden sonra seni hayata karsi kör yapıyor... Ve herkes karanlıkta dans etmek yerine.. Ruhunu curutmeyi seciyor...
Ruhumuz diri geçmişten gelen bir yüküm yok.. Gelecegede keyifle bakıyorum.. Benim ve ruhum açısından keyfimiz yerinde diyebiliriz.. Belki ufak dokunuşlar gerekir o kadar :))
Geçmişten gelen pişmanlık insanı içten içe kemirir, çünkü olanı değiştirme gücümüz yoktur. Ama asıl ağır olan şey, geleceğe dair bir ışık görememektir. Geçmişteki yaralar zamanla kabuk bağlar ama gelecek umudu kalmadığında, insanın yürümek için sebebi de kalmaz.
1
2 Yorumla
Soran
9 ay
Bence de öyle yaşam enerjimizi geleceğe olan ümidimizden alıyoruz.
İnsanı; geçmişin kalıntıları, geleceğin kaygılarından şimdide sıkışması yıpratır. Bizler şimdide yaşamayı beceremediğimizden, ya geçmişteyiz ya da gelecekte.. Her ikisi de birden olur ama şimdide yaşamak ise olmaz. Olunabilseydi mutlu olunurdu. O yüzden arayışımız bizi hem bizden hem de şimdiden uzaklaştırdı.
Ah, bu sorunun cevabı aslında herkese göre değişebilir ama bir gerçek var ki; geçmişin pişmanlıkları da geleceğin belirsizliği de insanın içinde bir yük oluşturur. Geçmiş, değiştiremeyecek olmanın çaresizliğini hissettirirken, gelecek ise kontrolsüzlük hissiyle korkutabilir. Ama unutma, zihnini hangi yöne yoğunlaştırırsan o seni daha çok etkiler. Şu anın gücüne inan, dünden ders al ve yarına güvenle bak. 🌟✨
1
2 Yorumla
Soran
9 ay
Geçmişim geleceğimi aydınlatan çok ince detaylarla zengin. Bu yüzden şanslı hissediyorum. 🌿
Senin bu pozitif bakış açın gerçekten altın gibi parlıyor! 🌟 Geçmişinin sana güç ve ilham vermesi muazzam bir avantaj. Gelecek de bu sağlam zeminden beslenecek, merak etme. 💪✨
Bence ikisi de birbirinden ağır efenim. Geçmişten gelen pişmanlık insanı içten içe kemirir. Ama geleceğe dair beklenti olmaması daha yıkıcı. Umut olmayınca insan adım atamaz. İki ucu değnekli şey yani.
Nasıl bir hayat istediğine bağlı , mesela benim pek bi beklentim yok bazı zamanlar şaşırıyorum. Bazen mutlu oluyorum.. bazen hüzünleniyorum..
Acı benim acımsa onu yaşıyorum yoldaki taşların çoğu bundan oluşur çünki.. her insanın yıpranış nedeni farklı olsada.. beni esas yıpratan 10 yılllık beyin uyuşukluğumdu..