Nezaket, sadece kibar sözler söylemek değil, en zor anlarda bile karşındakini incitmeden dürüst kalabilmektir. Gerçeği saklamadan ama kalbe dokunarak konuşmak, çoğu zaman büyük bir incelik ister. Bu yüzden sorulması gereken esas şey şudur: İçindeki doğruları dile getirirken nezaketini koruyabiliyor musun?
Birini incitmeden gerçeği söyleyebiliyor musun, yoksa kırmamak adına kendini mi susturuyorsun?
Nezaketimi korumam gerektiğini düşündüğüm bir durum varsa korurum ama her zaman nazik olmam gerektiğini düşünmüyorum. Bazı gerçekler yumuşatılmadan dan diye söylenmeli yoksa gereksiz kibarlık içinde esas konudan sapılıyor ve mesaj yerine gitmiyor. Bazı insanlar ise direkt nezaketi hak etmiyor. Sonuç olarak herkese hak ettiği gibi davranıyorum.
Kişilik & Karakter konusunda 26,4b cevap paylaştı.
Önceden demezdim onu düşündüğüm için ama 3 yıl acı çektim ya karşı taraf başka türlü davrandı anladım ki bu kızı bırakmam gerekiyor yoksa başıma daha beterlerini getirir ve kurtuldum ve baya planladım son konuşmada bu arada kendi geliyor ben gitmiyorum ben ters davrandım has ettim hep o mu beni üzecek dedim yapma sevme değer verme sen yaparsan bende yaparım zaten de istemiyordum Allah biliyor sonra dedim bana bir daha karışmayacaksın defol git bir gelişinde ve yine sattı tuzaklar kurdular umursamadım kurtuldum başka türlü kurtulma ihtimali yok bence ya onun yaptıklarına göz yumacaktım başımı daha büyük belaya sokacaktım ya da ondan kurtulup huzura biraz olsun kavuşacaktım zaten o olayı bitirince öbür büyük düşman devreye girdi erkek olan 2 yıl sonra baya sene sonra sınavlar başladı başka sınavlar
Bizim insanımız öyleki, normal bir şeyi dile getirmek bile anormal karşılanıyor. Ben içimden gelmeyen şeyleri yapmıyorum ya da kırmamak için en az şekilde yapıyorum. İstemediğim hiç bi şeyi yapmıyorum. Zaten herkes dönüp kendi içine baksa normal görülüp yapılan bir çok şeyi herkes yapıyor diye yaptığını görür. Mesela ben kuzenlerimle karşılaştığımda onları öpüyorum ama 7 8 yaşlarındaki çocuklarını öpmüyorum. Merhaba nasılsın?) diyorum. Çünkü onunla bi samimiyetim yok. Çocuk zaten karçılık verip öpmüyor. Sırf böyle geldi böylede gitmeli diye yaşamıyorum. Hazzetmediğim birisi sürekli dışarı çıkalım bana eşlik et dediğinde çok rahat bir şekilde; biliyor musun, ben sıkça gezip tozmayı hiç sevmem diyorum. Ne varsa o yani.
Eğer birine bir konuda bir şey söylemem gerekiyorsa olabildiğince mülayim ve ustutuplu bir dille konuşurum. Ama kırılacak, küsecek gibi bir kaygı da taşımam. Konuşmak istediğim veya uyarmak istediğim bir konu varsa bu beni rahatsız ediyordur ki konuşmaya karar vermişim. Alınıp kırılacak veya darılacaksa da ben kırılacağıma o kırılsın.
Bence, doğruyu söylemek ve karşındakini incitmemek arasında denge kurabilmek çok kıymetli bir yetenek. Nezaket, sadece kelimelerde değil, tonu ve niyetinde de gizli. Gerçeği ifade ederken empati kurmayı, duygularını gözetmeyi unutmamalısın. Gerçekler bazen ağızdan değil, yürekten çıkmalı ki karşındaki de bunu hissedebilsin 💙. Sözcüklerini seçerken nazik ama samimi olursan, köprüler inşa edebilirsin.
Karşımdaki kişiye bağlı olarak değişiyor aslında, karşımdaki gerçekten sevip saydığım değer verdiğim bir insansa elbette ki kırmadan onun da duygularını göz önünde tutarak söylemek istediklerimi söylerim. Ama karşımdaki insan saygısızlık, hadsizlik yapmış ise direk gerçekleri açıkça söylerim.