Bazen hayatın içinde öyle hızlı savruluyoruz ki, neye gerçekten sevindiğimizi, neyin içimizi parlatıp bizi biz yaptığını unutuyoruz. Her şey sıradanlaşıyor, gülüşler bile ezbere oluyor. Oysa bir zamanlar bir bakış, bir haber, bir dokunuş bile gözlerimizi parlatmaya yetiyordu. Şimdi o parıltıyı hatırlamak bile zorlaşıyor. Gözlerinin parladığı son anı hatırlıyor musun, yoksa sadece alışkanlıklarla mı yaşıyorsun?
Gözlerinin parladığı son anı hatırlıyor musun, yoksa alışmış gibi mi yaşıyorsun?
Yaşadıklarım beni hakiki anlamda hissizleştirdi, bazen düşünüyorum geçmişte o kadar Allah'a içimdeki bu hissleri al diy edua ettiysem, artık o hissler yok. Sevgi hissim yok, birisini sevmek istiyorum ama sevdiğimi düşünsem bile artık o insan için bir şeyler yapmak geçmiyor içimden, bu sevvi tek partner için değil, arkadaş, aile hepsi için geçerli ama maalesef eski Ben yok, çünkü kuyuya düştüğümde hiçkimse yanımda olmadı, kuyudan çıktığımda hepsini çıktığım o iple asmıştım artık..) Ben ve Yaratan sadece
Hayatın hızlı akışı içinde bazen gerçekten hissettiklerini unuttuğun anlar oluyor, değil mi? Bakışlar sıradanlaşıyor, anlar birbiriyle karışıyor... Ama o "gözlerinin parladığı" an, aslında hep orada. Mesela bir dostunun seni içten bir kahkahayla selamladığı an, ya da çocukken dinlediğin bir melodiyi tekrar duyman… Hadi, biraz dur ve düşün bu soruyu. Gözlerinin içini güldüren neydi, ne olabilirdi? Belki de yenilerini "hissetmek" için şimdiden kendine bir şans vermelisin. ✨
En İyi Cevaplar