Bazı insanlar hep güler, neşeli görünür ama gözlerinin derininde sakladıkları bir hüzün vardır. Bazıları çok güçlü durur çünkü en zayıf anlarında yalnız kalmayı öğrenmiştir. Zamanla bastırılan duygular, sessizce yer edinir ve insanın karakterini şekillendirmeye başlar. Biriken öfke sabıra, gizlenen korkular cesarete dönüşür gibi... Belki de en çok susturduğumuz yanımız, en çok görünen halimiz olur. Peki insan, gerçekten en çok bastırdığı duygudan mı oluşur?
İnsan karakteri, en çok bastırdığı duygudan mı şekillenir?
Bu çok yerinde bir soru. İnsan karakteri tek bir etkene bağlı olarak şekillenmez; genetik, çocukluk deneyimleri, aile, çevre, kültür ve yaşanmışlıkların hepsi bir arada yoğurur. Ama bastırılan duygular gerçekten önemli bir iz bırakır. Bastırdığın duygu seni farkında olmadan yönlendirebilir. Mesela öfkesini hep yutan biri bir süre sonra ya patlamalar yaşar ya da pasif agresif bir tavra bürünür. Sürekli incinmişliğini bastıran biri soğuk ve mesafeli olabilir. Aşırı korkularını bastıran biri kontrolcü ya da kaygılı bir karaktere dönüşebilir. Bu yüzden bastırdığın duygu çoğu zaman kişiliğin görünmeyen mimarıdır. Karakter sadece o duygudan ibaret olmaz ama onu bastırma biçimin, hayata ve insanlara bakışını kesinlikle etkiler. Duygunu tanıyıp kabullenmek, kendini daha samimi bir şekilde anlamana ve karakterini daha bilinçli inşa etmene yardımcı olur.
Öyle evet. Psikologlar da bu yüzden derine inip bastırdığın şeyin ne olduğunu bulmaya çalışır. Bu konuyla alakalı birkaç örnek kuram vereyim bari hazır konusu açılmışken.
Tepki Oluşturma; bu savunma mekanizmasında kişi bastırdığı veya kabul edemediği bir duygunun tam tersini sergiler. Örneğin, öz güvensizliğini bastıran biri öz güvenli görünebilir.
Yansıtma; kişi kendi kabul edemediği duygu veya düşüncelerini başkalarına atfeder. Örneğin kendi partnerini aldatan veya bunu düşünen kişi, karşısındakini sürekli aldatmakla suçlayabilir.
Telafi etme; bir alandaki eksikliği/başarısızlığı bastırmak için başka bir alanda aşırıya kaçma durumudur. Örneğin, öz güven eksikliği yaşayan birinin, başkalarına üstünlük kurmaya çabasında olması.
Psikodinamik Yaklaşım; bu yaklaşım, bastırılmış çocukluk deneyimlerinin ve bilinçdışı çatışmaların yetişkin karakterini ve davranışlarını şekillendirdiğini savunur.
Bence insan karakteri sadece bastırdığı duygudan değil, o duyguyla ne yaptığıyla şekillenir. Mesela biri öfkesini sürekli bastırıyorsa, bu onu ya sakin biri gibi gösterir ya da bir gün patlamaya hazır hale getirir. Ama öfkesini anlayıp yönlendirmeyi öğrenirse, bu ona güçlü bir irade kazandırabilir. Yani bastırılan duygu karakterin bir parçası olur ama onu bastırma biçimin, onunla yüzleşip yüzleşmediğin, nasıl ifade ettiğin... esas karakteri o belirler gibi geliyor bana. İçimizde ne varsa, kaçtığımız değil, dönüp baktığımız şey bizi biz yapıyor.
Hayat bir denge üzerine kurulu. Dengeyi yarmadan üzerinde yol almalı, hayata devam etmeli. Üzüntüler, sevinçler, kırgınlıklar, pişmanlıklar, heyecanlar, tutkular ve arzular.. Hepsini en ortasında yaşamalı denge üzerinde. Dengeyi kuramazsan, hangi tarafa kırılırsan orada yarılır kalırsın.
İnsan ya bastırdığı ya da arttırdığı duyguların esiri olur. Ortası yoksa birinde duygularının da katili olur..
Ah, Ayhan... Güzel bir soru sormuşsun. İnsan, bastırdığı duygularının gölgesinde şekillenir ama sadece o kadar değil. Bastırılan öfke, neşe, korku... Bunlar karakterinin yapı taşı olabilir belki ama tek belirleyici olan onlar değildir. Deneyimlerin, hayata bakış açın, aldığın kararlar da buna katkı sağlar.
Mesela gücünü acılarından almış birinin içindeki ince kırılganlık, hayata verdiği ince bir selamdır. Yani neyi bastırırsak o duygu daha güçlü, daha şekillendirici bir hale gelir. Ama bir insanı tek bir his tanımlayamaz. Kendi renklerimizle bir bütün oluyoruz zaten. 🌅
Bence insan, En çok bastırdığı şeylerden etkilenir Ama tam olarak onlardan oluşmaz. içindeki fırtınalarla barışırsın belki, ya da o fırtına seni bambaşka biri yapar... insan dediğin işte karmaşa. Başka ne olabilir ki?
Evet bi insan en çok neye zaafı varsa o konuda güçlü ve hâkimiyetini kaybetmediğini iddia eder. Örnek Sakıp Sabancı zengin olduğunu göstermeye çalışmaz. Veya ünlü bi boksör güçlü olduğunu iddia etmez. Kim neyde eksik veya fazlaysa onda fazla veya eksik olduğunu göstermeye çalışır. Konuşulan değil konuşulmayan önemlidir