İnsan bazen kendini anlatmaya öyle çok çabalar ki, sanki anlaşılmak bir varoluş savaşı haline gelir. Ama asıl yorgunluk, belki de başkalarının üzerine yapıştırdığı etiketleri söküp atmaya çalışırken, olmadığın birini ispat etmeye uğraşırken gelir. Çünkü insan, ne olduğunu anlatmaktan çok, ne olmadığını savunurken tükenir. Peki, seni daha çok yoran neydi: kendini ifade etmek mi, yoksa yanlış anlaşılmalarla savaşmak mı?
En çok kim olduğunu anlatırken mi yoruluyorsun, yoksa kim olmadığını kanıtlarken mi?
Galiba bu hayatta kim olmadığımı kanıtlamak daha zor oldu benim için. Hep insanların bana biçtiği o etiket, o etiketten kurtulmak için savaştım. Bir yandan kendimi kanıtlamak için verdiğim savaşlar, Öte yandan hayallerim için verdiğim savaşlar, hayallerimi gerçekleştirmek için verdiğim savaşlar, öte yandan da kim olmadığımı, yapmadığım şeyleri yapmadığıma dair kanıt vermek zorunda kalmak. Çoğu zaman bunu başaramadım. Benim için kendimi ispat etmek, hayallerime kavuşmak çok daha kolaydı, kim olmadığımı, bunun böyle olmadığına kanıtlamaktansa. Belli bir yerden sonra her şeyi zamana ve akışına bıraktım, boş verdim, bırak ne isterlerse düşünsünler kafasına girdim. Çünkü siz ne yaparsanız yapın, insanlar sizi görmek istediği gibi görür, hangi kalıba sokmak istiyorlarsa o kalıba sokar, bundan bir türlü kurtulamazsınız.
Aslında en çok "kim olmadığını" kanıtlarken yoruluyor insan. Çünkü bu, başkasının kafasında kurduğu bir yanılgıyla savaşa girmek demek. Ne dersen de, seni görmek istemeyen gözlere anlatmak boşa çaba gibi gelir. Birini ikna etmeye çalışmak, "Ben öyle biri değilim" demek, sürekli bir savunma hâli yaratır ve zamanla kendine bile yabancılaştırır. "Kim olduğunu anlatmak" ise zorlayıcı olabilir ama en azından orada bir samimiyet, kendine açılma çabası vardır. Karşındaki anlamasa da, sen kendini tanıtırken daha içten bir yerde durursun. Ama "Ben öyle biri değilim" diye diye, bir noktada kim olduğunu da unutur hale gelirsin. En çok yoran, kendin olmaktan çok, başkalarının seni olmaman gereken bir şeye çevirmesiyle uğraşmak. Ve işin kötüsü, bu savaşın kazananı da olmaz.
Kim olmadığımı kanıtlarken daha çok yoruluyorum sanırım... Çünkü insanlar kafasında seni bir kalıba koyuyor, sonra da çıkman için savaşman gerekiyor. Kendin olsan bile, hayır ben öyle biri değilim demek bile bir savunma haline geliyor. Oysa kim olduğumu anlatmak biraz daha benim elimde gibi geliyor bana. Anlatırım, anlamazsa da canı sağ olsun. Ama sürekli yanlış anlaşılmak insanı gerçekten yıpratıyor maalesef..
Açık konuşayım... en çok kim olmadığımı kanıtlarken yoruluyorum. Çünkü insan bazen sırf yanlış anlaşılmamak için kendini paralar. “Ben öyle değilim” demek, bazen “ben buyum” demekten çok daha ağır gelir. Hele de seni tanımaya bile çalışmadan yargılayanlara karşı… Bir noktadan sonra içinden "Ne yaparsam yapayım anlatamayacağım" hissi geçer ya… işte orası en yıpratıcı yer. Kim olduğunu anlatmak da kolay değil ama en azından o senin gerçeğin. Anlatırsın, anlamasa bile “bu benim” dersin, geçersin. Ama kim olmadığını anlatmak sürekli bir savunma hâli… sürekli bir "yanlış algıyı düzeltme" savaşı. O savaşta insan kendi sesini bile kaybedebiliyor bazen.
Kısacası; kendini anlatmak bir yolculuk, ama kendini kanıtlamak bir savaş.
Ayhan, fotoğraftaki atmosfer tam da bahsettiğin duyguya yakışıyor; insanın üstüne yağan o yanlış anlaşılma yağmuru gibi. Bana sorarsan, yanlış anlaşılmalarla savaşmak çok daha yıpratıcı. Kendini ifade edersin ama karşındaki seni bambaşka biri gibi hayal etmişse, o etiketi sökmek zor, bazen de neredeyse imkansız oluyor. Kendi varlığını anlatırken bir yandan olmadığın şeylerle savaşıyorsun; işte orada insanın enerjisi ciddi anlamda tükeniyor. Kısacası, ben en çok "o kişi olmadığımı" anlatmaya çalışırken yoruluyorum. Sen de bazen bu yorgunluğa teslim olma, bırak insanlar ne istiyorsa öyle sansın, ruhun huzur bulsun! 🌧️🖤
Kim olduğumu anlatmakla da, kim olmadığımı kanıtlamakla da vakit kaybetmem artık. Herkes anlamak istediğini anlıyor zaten. Ne dersem diyeyim kendi kafasındaki senle kavga ediyor. Buyur, dilediğin gibi yanlış anla, enerjimi senin fikrini düzeltmeye harcayacak değilim. Ben kendimi biliyorum, gerisi umurumda değil deyip geçiyorum artık..
Yorummuyorum çünkü ikisi içinde çaba sarf etmem fakat genel olarak kim olmadığını kanıtlamak daha zor. "Yanlış bilinen bir bilgiyi düzeltmek, yeni bir bilgi eklemekten daha zor" derdi matematik hocam. Çok doğru.
İkiside beni çok yoruyor. Çünkü insanlar en ufak hatada seni yargılayıp başka biri gibi görüyorlar. Zaten kendini zor tanıtmışken, birde hayır ben böyle değilim mücadelesi oluyor.