İnsanın duygusal yönünü nasıl belirlediği, hayata karşı duruşunu da belirler. Kendini duygulara karşı savunabilmesi ise kendini yeterince bilmekten gelir. Güçsüzlüğün getirileri ise içsel bir aidiyetsizlikle pekişir.

İnsanın duygusal yönünü nasıl belirlediği, hayata karşı duruşunu da belirler. Kendini duygulara karşı savunabilmesi ise kendini yeterince bilmekten gelir. Güçsüzlüğün getirileri ise içsel bir aidiyetsizlikle pekişir.

Şahsen bunun en önemli etken maddesinin, kişinin yine kendi vicdani değer yargısı olduğuna inanırım.
Fakat burada bahsettiğim şeyi okuyan kişiler din veya inançla bağlı bir şey olarak görmemeli. Aksine tamamen içsel mekanizmanın ve duygusal zekanın özünden bahsediyorum.
İçinde bir yerlerde vicdanını ve masumiyetini kaybetmiş hiçbir insanın duygusal olarak güçlü ve etkin kalacağına da inanmıyorum. Önce içimizdeki o değer yargılarını sarıp sarmalamalı ve özenle beslemeliyiz. Sonra da onlara sıkı sıkıya tutunabilmeliyiz. Bazıları için zayıf veya aciz görünebilirz. Varsın onlar öyle görsün. Biz yine de bildiğimizi okuyalım.
Ben duygusal güçlülüğü sadece dışsal etkenlere veya kendini bilmekle sınırlı görmeyip, içsel değerlerin, vicdanın ve masumiyetin önemini vurgulamaya çalıştım. Biraz farklı bir yaklaşım olduğunun farkındayım ama özünde, göreceli ve açık değerli bir perspektif.
Rica ederim:)
Güçlü bir insan olmak önce bütün zayıflıklarını kabul etmek ile başlıyor. mükemmel biri olmadığını, eleştirdiğin her insandan bir parça taşıdığını, haksız yönlerinin olabileceğini, içindeki 'kötülüğün' varlığını kabullenmek muhakkak ki ağır gelir insana. ama nasıl senin kalbin kırıldıysa, senin eleştirilerine, kızgınlıklarına hedef olan insanlar varsa, sana hata üzerine hata yapan, bilerek veya bilmeyerek canını acıtan insanlar varsa, nasıl ki senin hayatına dokunup hayatının altını üstüne getiren, seni kahreden insanlar varsa, senin de kalbini kırdığın, bilerek canını acıttığın, darbe vurduğun insanlar var, seni eleştiren, senden nefret eden, seni düşman olarak gören, hayatlarına dokunduğun ve hayatlarının altını üstüne getirdiğin insanlar da var. Ve en az senin kadar onlar da haklı görüyorlar kendilerini. yüzleş; yüzüne bakamayacağın insanlar var düşünmek istemediğin. yüzleş zayıflıklarınla. sen basit bir varlısın, insansın. zayıf, çıkarcı, iki - hatta daha fazla- yüzlü, dedikoducu, sabit fikirli, kendini haklı görmek için sinekteki yağı çıkartıp kendini savunacak kadar alçalabilecek birisin, tıpkı herkes gibi. içinde sevgi ve merhametin yanında nefret ve öfke yok mu?
Ne zaman ki bütün bunları kabullenip, kendine rağmen, bütün yaptığın hatalara rağmen aynaya korkusuzca bakıp 'ben buyum' diyebiliyorsan, hatalarını, haksızlık yaptığın olayları kabullenip, evet bunu yaptım ama bir dahakine daha dikkatli olacağım diyebiliyorsan, o zaman güçlenmeye başlıyorsun. daha az kırılıp, daha az üzülüyorsun ve daha güzeli daha az üzüp, daha az kırıyorsun. gitmen gereken zamanı, sessiz kalman yeri öğreniyorsun. çünkü anlıyorsun. Kendi yaşadıklarının, çektiğin acıların yanında başkalarının acılarını da görmeye başladığında suçlamayı bırakıp, belki aynı yollardan geçseydin aynı hataları, hatta belki daha büyüklerini, yapabileceğini biliyorsun. affediyorsun. ama affettiğin herkesi hayatında tutmaman gerektiğini öğreniyorsun bu süreçte. daha az bağırarak, sakin kalarak çıkıyorsun hayatlarından güçlendikçe. Suçlamak yerine anlamayı seçiyorsun. Kendin dahil herkesin içinde iyilik ve kötülüğün olduğunu öğreniyorsun. insanların hatalarını yüzlerine vurmak, kavga etmek yerine gülümseyip sessizce arkanı dönüp gidebildiğin vakit güçlü bir insan oluyorsun. Ne yaptım ben böyle ya :D :D
Çoooooooooooook uzun zaman önce daha insanlar kentleşmemişken, doğada avlanırlardı, tehlikeden kaçarlardı, yüksek tepelerden aşağıya bakarlardı. İnsan, hayatta kalmaya çalışıyordu ve duyguları ve diğer karmaşık şeyleri düşünecek ne vakitleri nede zihni yapıları müsait değildi.
Bir mağazada ve ormanlık alanda yürüyüşü hayal edin. Aradaki farkları hızlı bir biçimde bulacağınıza eminim.
Peki 280.000 bin aşağı yukarı insanlık tarihinde.
Son 10.000 yıl yerleşik hayata geçiş ile beraber.
O güdülerin coğu kullanılmamaya başladı ama yok olmadılar.
Peki bunların duygusal olarak güçlü olmakla ne alakası var?
Bir hayvanı doğadan alıp kafese tıkarsanız ne olur? ya da bir evin içine?
Strese tabi olurlar.
Neydi stres beynin o esnada gerek duyuları , gerekse düşünceleri kullanarak benliğinize zorluk çıkarması.
(Stresi, siz kendiniz yapıyorsunuz)
Evet evet yanlış okumadınız biz kendimize yapıyoruz. tabi bilmeyerek ya da bilerek.
stresli bir durumda. Bu üç şeyi yapabilir
Kaçmak
Donmak
Savaşmak
Bu üçünü yapamıyorsanız ne yapacaksınız.
Hemen bunun zihinsel bir şey olduğunu anlayıp o biriken enerjiyi kendi lehinize kullanacaksınız.
Stres anında farklı hormonlar salgilanır. Bu hormonlar kısa vadede kaçmanız ya da savaşmanız için kullanışlı. uzun vadede yıpratıcı etkileri olan depresyona dönüşür.
Hatta bu öyle bir şeyki beyin bir noktada büzüşür. organların hepsi teker teker nasibini alarak ölümcül hasarlara yol açarlar.
Soruna dönecek olursam. Duygular beynimizde yaşanır. Bu kısımla ilgili her şey duygularımızı etkileyecekti.
Yapmaktan zevk alabileceğiniz bir kaç şey sizi daha güçlü kılacaktır.
Çoğu kısım alıntıdır.
( Bunu bence olarak paylaşsan sevinirdim ) ben yapamadığımdan dolayı.
Her insan doğuştan bazı savunma mekanizmaları ile dünyaya geliyor. Aile içi yaşam, eğitim ve rol model anlayışıyla belli bir mesafe kat ederek ham olan duruşunu elde ediyor. Buradan sonra gerçek başlıyor dediğimiz kısım varya işte duygusallığın güçlenmeye başladığı evre tamda burası.
Çünkü insan değişik hayatları tanıyor, seviyor, inanıyor, güveniyor, hayal kırıklığına uğruyor, çok mutlu oldum derken yüz üstü kalıyor, güvendiği dağlara karlar yağıyor, hiç ummadığı insanlardan binbir türlü hayat dersi alıyor...
Derken pamuk gibi kalbinin, nazenin ruhunun etrafına örümcek ağları gibi sıkı sıkı sağlam duvarlar örmek zorunda kalıyor...
Son kısmı çok sevdim. Yine de genel olarak güzel bir yorumlamaydı.✨
Teşekkür ederim çok naziksiniz 🙏
Cevap
15Cevap
kafaya takmamaktır.
Bana göre şöyle ;
Duygularını Yönetmeyi Öğren
Stresle başa çıkmak için meditasyon, nefes egzersizleri veya yazı yazma gibi teknikler kullan.
Duygularını sağlıklı bir şekilde ifade et (konuşarak, spor yaparak, yaratıcı aktivitelerle vb.).
Sağlam Bir Destek Sistemi Kur
Güvendiğin insanlarla duygularını paylaş, destek istemekten çekinme.
Negatif insanlardan ve toksik ilişkilerden uzak dur.
Esnek Ol ve Değişime Açık Ol
Hayatta her şeyin değişebileceğini kabul et ve uyum sağlamayı öğren.
Zorlukları birer büyüme fırsatı olarak gör.
Duygusal güç, zamanla ve bilinçli çabayla gelişir. Kendine zaman tanı ve bu süreçte nazik ol!
Rica ediyorum 🙋♂️🤗
Duygusal olarak güçlü kalmak, hissetmemek değil, hissettiklerin karşısında yıkılmamaktır.
İnsan, acıyı da sevinci de kabullendiğinde güçlenir. Gerçek güç, yaşadığın her şeyin seni şekillendirmesine izin verip yine de kendin kalabilmektir.

Kendi yaralarını inkâr etmek değil, onlarla yaşamayı öğrenmektir...
Güçlü kalmanın sırrı, her düşüşte yeniden kalkmayı bilmek ve her kayıpta kendini kaybetmemektir...
Detaylarda bulunan guzellikleri fark edebilen ruhlar 🥺🌹
Ne demek, lafi bile olmaz 🤗
bence duygusal olarak güçlü kalmanın sırrı, kendini tanımak ve neyi hak ettiğini bilmek. duyguları yaşamak normal ama onlara kapılıp gitmemek önemli. bazen hayat zorlar, insan düşer ama kalkmayı bildikçe güçlenir. kendine değer vermek ve gerektiğinde sınır koymak da bunun bir parçası. sonuçta en büyük destek yine insanın kendisidir 🤓
Pek güçlü kalabilmek zor ya gerçekten hayat psikolojik gerilimden ibaret aslında birçok kişi vahşet ve dehşet gerçekler sonucu güçlü sağlığı asla olamaz ki yıldırıcı bir gerçek çünkü çok acı verici mümkün değil ki dimdik olabilmek
İnsanın bütün kasları aynı mantıkla büyür ve güçlenir; zarar görerek. Duygusal güç dediğimiz tamamen beynin yaşadığı zorluklara verdiği tepki ve sonucunda daha dayanıklı hale gelmesinden ibaret. Tabii bu süreçte doğru dinlenme ve güzel anılarla beslenme de önemli. Aralıksız yırtılan beyin kasları sakatlanır :)
Bunu tam olarak bilemiyorum. Bazen fazlasıyla güçlü durabiliyorum ama bazen o kadar güçsüz hissediyorum ki bu dönem dönem, zaman zaman insanın içsel ve ruhsal durumuyla bağlantılı bence
Elbette bence de
aklı ve adaleti öne koyup soluna ve sağına öfke ve merhameti alıp devam etmek. gerisi arkadan gelir zaten.
Duygusallık konusunda hiç güçlü kalamıyorum maalesef içimde ne yaşıyorsam dışarı fazlasıyla yansıtıyorum yani salıyorum kendimi gizlemiyorum
Teşekkür ederim 🍓💜🌸
Bende bilmiyorum bunun ne olduğunu dıştan güçlü görünsemde iç dünyam duygusalım güçlü duramıyorum
Evet ama onu sağlamak zor
Yaşadıkca gücleniyor insan bir diğer yolu da koyver gitsin diyebilmek😂
Sorunun cevabı soru detayında gizli..🌸 kendini yeterince bilmek anahtar kavram...
Evet, benim açımdan olan kısım oydu. Kendi ipucumu vermiş oldum👼
Benim açımdan da öyle olduğu için hemen dikkatimi çekti. 🌸
Yokmuş bir hiçmiş gibi davranmak, ha yok sayılamayacak kadar güçlü bir şeyse kimsenin benimsemesine izin vermeden kendi parçamız olduğunu kabul ederek bu sayede bize ait olan bir şeye karşı savaşımız nötr olacaktır:)
İlk etapta herkes duygusaldır acı yaşadıkça , ölüm hastalık gördükce sevdiklerini kaybettikçe , birçok felakete şahit oldukça duygusallaşmayı bırakır.
Zaaflarımızı kimseye göstermemek, başımıza gelen olumsuzlukları normalleştirmek, başarısızlıklarımıza bahane üretmemek. Genel itibariyle bu üçü diyebilirim.
Duygusal olarak güçlü kalmak istiyorsanız Allah'a yakın olun..
Misal sabah namazlarına kalkın.. devamı gelecektir Allah size güç verecektir
Mutlu bir çocukluk geçirmek bunun başka bir yolu yok çünkü çocukluğu bir insanın anavatanıdır insan ait olduğu yerde mutlu olur.
Kırılsan da bunun sürecin bi parçası olduğunu bilmek
görsel çok güzel
Mantıklı hareket etmek
Çok sevilmesi ve ihtiyaçlarının karşılanması
Onlara hakim olmak
Çok takmamak zamana bırakabilmeyi öğrenmek
kafaya takmamak, umursamamak, ileriye bakmak
Hayattan hiçbir şey beklememek
Tevekkül
Zor ya
En zorlandığım şey
Hayatı boşvermek
umursamaz olmak
Kendine hobiler edin sevdiğin şeyler zevk aldığın
Umursamamak
Kendi cevabını paylaşmak ister misin?