Can ne demek? Neden bir şey yaparken Can'ım bunu yapmak istiyor, Can'ım çok sıkkın ya da buna benzer şeyler söylüyoruz?

Üzerinde düşünüyorum. Hayatımızda bu kadar sık kullandığımız bir kelimenin tam olarak ne anlama geldiğini bir türlü bulamama şaşırdım. Kulağa ilk başta basit bir söz olarak geliyor ama üzerinde düşündüğüm zaman o kadar kolay olmadığını anladım. Can... İçimde olan, beni yönlendiren, yapmak istediğim şeye beni teşvik eden ya da önceki insanların kurmuş olduğu toplumsal sisteme isyan eden içimdeki enerji. Ama ne garip ki içimdeki o Can'ın ne olduğunu tam olarak bilmiyorum. Bu kendi varlığını sorgulamak gibi bir şey. Aklıma bazen Descartes'in "düşünüyorum, o halde varım" sözü geliyor. Descartes, varlığın gerçekten de var olup olmadığını sorgularken ilk başta kendisine kendi varlığını ispat etmek zorunda olduğu duruma benziyor. Kendinizi bir başkasına var olduğunuzu kolay bir şekilde ispat edebilirsiniz. Sizi yok sayan bir insana bir yumruk atmanız bile, kendinizin ona var olduğunuzu göstermeniz için yeter de artar bile. Asıl zorluk kendi varlığınızı kendinize ispat etmeniz. Descartes bu sorgulama yolculuğunda, ilk başta kendi varlığını kendisine ispat etmeye çalışmasıyla başladı. Evini temizlemeye gelen temizlikçiye bile, bu evi temizlemek için geldiğini, ama bu ev gerçekten var mı, sen var mısın ya da en büyük soru, Ben var mıyım diye temizlikçisinin başının etini yiyen insan. Aynı Matrix gibi dimi :) Matrix filminde, bizim esas oğlan Neo'nun eline kırmızı ve mavi hap verilip ona şu söylenir:"“Sen de herkes gibi bir köle olarak doğdun. Dokunamadığın, tadamadığın ya da koklayamadığın bir hapishanedesin. Beyninin içi bir hapishane. Ne yazık ki, Matrix’in ne olduğu kimseye anlatılamaz. Bunu kendin görmek zorundasın. Bu senin son şansın. Bundan sonra, bir geri dönüş olmayacak. Mavi hapı alırsan, bu hikaye sona erer, yatağında uyanırsın ve istediğin her neyse ona inanırsın. Kırmızı hapı alırsan Harikalar Diyarı’nda kalırsın. Ben de sana tavşan deliğinin gittiği yerleri gösteririm. Unutma… Sana vadettiğim tek şey gerçek, fazlası değil…” Descartes Neo kadar şanslı değildi, çünkü kimse onun yardımına aklındaki sorunun cevabını vermek için koşmadı. Kendi varlığından bile şüphe duyan insanın kafayı yemesi an meselesidir. Düşünsenize, her şeyin varlığından şüphe duyuyorsunuz, en başta da kendi varlığınızdan. Descartes bu herşeyden şüphe ederken, tek bir şeyden şüphe etmediğini fark etti: Her şeyden şüphe duyduğundan. Her şeye şüphe ile yaklaşmak düşüncesinden hiç şüphe duymadığını fark etmesi, onun bu eylemi düşünerek yaptığı sonucunu ortaya çıkardı ve o ünlü sözü "Düşünüyorum, o halde varım" sözünü söyletti. Ama ben içimdeki Can'ın ne olduğunu bilmiyorum. Bunu hiç bir sözlüğün tanımına bakmadan bulmak istiyorum. Gerçi yalan yok, bazı sözcüklere göz attım. Kimi sözcük dini tanımlar kullanarak olayı kestirip atmışlar. Bu bana kolaycılık olarak geliyor. Can... Uzayda gizemi bir türlü çözülemeyen Kara delik gibi. Bunun gizemini çözdüğüm zaman kendi iç dünyama hakimiyet kuracağımı hissediyorum. Sizce Can nedir?
Can ne demek? Neden bir şey yaparken Can'ım bunu yapmak istiyor, Can'ım çok sıkkın ya da buna benzer şeyler söylüyoruz?
Cevapla