Çok küçükken yaşadığımız evin bahçesindeki kırmızı güller. Sonra biriktirdiğimiz şişeleri renklerine göre ayırarak sadece yuvarlak tabanları görünecek biçimde tepe taklak gömmek suretiyle çiçeklerin, ağaçların çevresinde babamla birlikte gerçekleştirdiğimiz peysaj çalışmaları. Sıkılınca dümdüz bir çimenlik alanın ortasında papatyalarla kaplı tepeye çıkıp aşağıya kadar yuvarlanmak. Pazar sabahları tepside tarhana kahvaltıları. Anneannemin bordo etek döpiyesi ile evimize varan yokuştan çıkışını gözlemek. Yani benim en büyük özlemim çocukluk anılarından oluşuyor. Keşke tekrar göre bilsem.
şimdiler de çektiğim özlem.. en çok özlediğim şey huzur.. huzursuz bir hayatım var maalesef.. bir türlü huzur da gelmiyor geldi sanıyorsun daha büyük huzursuzlukla başbaşa kalıyorsun bir anda karmaşa.. hakim.. ne zaman bir şeyi düzeltsem başka bir şey yıkılıyor.. neye elimi atsam karmaşık hale geliyor en basit şeyler bile hep sorunlarla baş ederek kazanmama neden oluyor.. biraz huzur biraz kolaylık olsun istiyorum oysa çok mu şey istiyorum sorgulamadan edemiyorum
Askerlik yaşıma hasret çekiyorum. Gerçekten 19-20-21 yaşımı çok özlüyorum. O zmaan yaşadığım hayat bana daha çok mutluluk veriyordu. Arkadaşlık, aileler ne bileyim hep birlikte olmak çok iyi geliyordu bize. Ben artık yalnızlığı çekemez oldum galiba. Ya da bilmiyorum tuhafım az önce yakın ardakadaşım fotoğraf attı onun düğününde eski ekip olarak vardık ve fotoğrafta hep birlikte olduğumuzu görünce çok aşırı özlem hissettim.
Geçirdiğim ve geri gelmeyeceğini bildiğim her güzel anı öylesine özlüyorum ki... Özlediğim şehirler var, o şehirlerde özlediğim insanlar, sohbetler, dostluklar... Çocukluğum, maaumlugum, o geride kalan yıllardaki samimiyet...
Rahatlığıma çekiyorum. Eskiden bu kadar sorumluluğum yoktu ve daha çok kafama göre takılabiliyordum. Artık onlar pek mümkün değil. Boş vaktimde bile ertesi günümü planlamam gerekiyor. Buna büyük özlem duyuyorum.