Günümüzde baktığımızda bu eğilimli birçok kişi var. Açıkçası bu kimsenin fark etmediği bir durumdur intihara eğilimli olmak. Herkes sana derdini anlatıp çare ararken bir kere de sen nasılsın demedikleri içindir belki de. Hüseyin Rahmi Gürpınar'a ait bir laftır şu: "İntihar bir kara sevdadır. Kapkara (...) bir kere insanın yüreğine geldiği yere gitmek iştiyakı (isteği) uyanınca dünya gözüne görünmez olur."
Peki biz bu içimizdeki canavardan kurtulamaz mıyız? Ya da çevremizde bulunan insanların içindeki bu eğilimi azaltamaz mıyız?
Tamamen saçma bir düşünce ama psikolojisi bozuk bir insan bunun farkına varamıyor. Savaşmak ve başarmak kadar insana haz veren bir şey yok. Bunun yerine pes etmeyi seçmek ne kadar doğru tartışılır. Yaşamaktan değil, ölmekten korktuğu için bu düşünceye kapılıyor aslında. İnsan kendinin farkına varmalı, bu şekilde kurtulabilir. Ama çok az insan kendi değerini biliyor, çok az insan elindekinin kıymetini anlıyor. Neredeyse kimse şükretmeyi bilmiyor. Her zaman tutuncak bir dal vardır ama kırılan daldan kendini aşağıya bırakmak çok daha kolaydır.
Her seferinde düşen, düştükçe ayağa kalkıp savaşan, savaştıkça kaybeden biri daha ne kadar savaş verebilir peki? Artık kaçtıkları için olabilir mi bu durum? Kendinin farkında olmak, kendini bilmek önemli bir olay. Hayatın her anında başını dik tutan kişiler var. Tutunduğu bir dal olan... Dal kırılınca muhtemelen aşağıya atlamayı seçiyorlar, daha yukarı sıçramayı düşünmeyebilirler o yorgunlukla diye düşünüyorum.
Hayatımız bundan ibaret zaten. Bugün bir şeyle, yarın başka şeylerle savaşırız. Bunun farkına varmak çok önemli. Önemli olan savaşmak değil ki, savaşırken de mutlu olabilmek. Hayatta sadece kötü şeyler olmuyor her şeye rağmen. Görmek, bakabilmek önemli.
Savaşmaktan zevk almak, her ne olursa olsun mu? Bu dediğini çoğu kişi yapamaz ki. Kötü şeyler olmasa bile, omuzlar çöktüğü zaman insanın ayakları titreyip, ayakları çöküyor... Yoksa evet haklısın