Duyarlı olmak, aynı zamanda sorumluluk sahibi olmak demektir. Bu nokta da, insanların davranışlarındaki duyarlılık (hassasiyet) olgusu, toplumsal farkındalığı motive edecektir. Duyarlılık; Yürekli olmaktır. Sahiplenmek, sorumluluk almak, çevremizde cereyan eden olaylar karşısında kafa yormak, fikir üretmek ve çözüm bulmaktır. Duyarlılık neden ve niçin sorularını sormayı gerektirir. O soruların cevabı da aslında duyarlı insanların güzel yüreklerinde mevcuttur. Toplumumuz da duyarlı insanların sayısı arttıkça toplumun huzuru da o oranda artacaktır...
Etarafımızdaki insanlara, hadiselere, çevreye ve doğaya karşı duyarlı mıyız?
Çok güzel bir noktaya değinmiş ve duyarlılığı çok güzel açıklamışsınız. Duyarlı olmak ve insanlara da bu noktada örnek olmak her müminin görevidir. Hatta insanlığın görevidir. Ben de elimden geldiğince çevreme, insanlara karşı duyarlı davranır ve üzerime düşen sorumluluğu yerine getiririm. Bunun için çabalamak, üzerinde düşünmek bile insana vicdanen bir rahatlık veriyor. Yeter ki bizler bu duyarlılığı başkalarının gözünü boyamak için değilde gerçekten insani görevimiz olduğu için yerine getirelim. O zaman çok daha samimi ve başarılı oluruz biiznillah..
İşin aslı her ne kadar bu beni yorsa ve bazı olaylar karşısında sinirlerim harab olsada bu düşünceleri asla terk etmedim. Karıncasından, kedisine, sokaktaki köpeğine tüm canlıların yaşamına, fidanından tutun ormanına, mesire alanına kadar temizlik, yaşam hakkı, bakımı, kişilik hakkından tut, yaşam hakkı her noktada kendimi ve çocuklarımı bu şekilde gelişime açık ve yetişmesine olanak sağlayarak yaşadım.
Kaldı ki eskilerde bir piknik alanına gittiğim zaman dahi hiçbir zorunluluğum olmadığı halde çocuklarla beraber bizden önceki insanların atmış olduğu cisim, atıkları toplayıp çöp alanına atarım. Keza oturduğum muhitte sokak hayvanları için kendi kesime mama şu bu aldığım zaman onlara da alırım, bütçem elverdiğince..
Bizi bizi yapan insan yapan ve gerek bu dünyada gerekse ahiri hayatımızda bu küçük dokunuşlar belki kurtaracak, sebep olacak bilirim. Güzel soru ve şu an servisteyim yoksa çok noktaya değinmek isterim.
Henüz küçük yaşlardan itibaren ruhlara yeşilin, mavinin ve doğadaki her bir canlının da kendi alanında kıymetli olduğunu öğretmeliyiz çocuklara. Küçüklükten doğa sevgisi, insan sevgisi aşılanmayan insanlar gün gelir boşlukta kalmanın da verdiği etki ile bir canavara dönüşebilir. Ben bu güne dek toprakla, yeşille meşgül olmuş birinin nahif olmadığına az rastlamışımdır, ticari kaygıları olanlar müstesna. Vel hasıl kelam, etrafımızdaki '' cümle alem '' de kendi içinde canlıdır, yaşıyordur, ve dahi Allah'ı zikrediyordur. Dikkat kesilip kulak versek keşke kainatın fısıltılarına, saygı duysak insanlara sırf insaniyetten...
Duyarlılık sadece bir nitelik değildir, bu aynı zamanda hayattaki yolculukları yaşamak ve paylaşmak için var olan bir yöntemdir. Duyarlı insanlar, hem kendilerini hem de diğer insanları duygular aracılığıyla motive eder ve güç kazandırırlar. Ancak her zaman duyarlılığı eleştiren, zayıflığın bir işareti olarak gören ve aslında taşıdığı gücü göremeyen kişiler olacaktır...
tabiki Şu an neredeyim ve yasadigim yerde neler oluyor olarak bakarim.. farkindalik bilincim hergun guncellenir.. global olarka takip ederim.. bir cok konu basliginda temelde olsa ilgimi cekerse derinemesine incelerim gozlemlerim.. herseyin farkindayim.. duyar konusunda ilgimi ve degerlerime uyan olursa...
Bunun genellemesinu yapamam duyarlı olanda var olmayanda bir mümine insana en çok yakışan duyarlı olmak tabiki elimden geldigince duyarlı olmaya çalışıyorum : )