tabi ki de aşk. çocukken izlediğim bir film vardı" the mask" diye. orada çocuğun biri kör bir kıza renkleri tarif etmeye çalışırken çok güzel bir metod kullanıyordu. kızın eline sıcacık bir taş verip bu "kırmızı" diyordu. sonrasında buz verip "bu mavi" gibi gibi... doğru anlatım yollarına sahip olduğunu düşünüyorsanız bir çok duygunun anlatımını tasvirler vasıtasıyla aktarabileceğinizi fark edersiniz ancak aşk bunlardan birisi değil çünkü öncelikli tanımı olmayan sonrasında da tanımlanmış olsa bile ne olduğunu bilmediğimiz bir şey şöyle ki; insanlar birbirleri ile lisan vasıtası ile anlaşır, iletişim kurarlar. bir kadın, bir erkek yemeğe çıkarlar ve birbirlerini kendilerine satarlar. konuştuklarından keyif alırlar ve belki bir ilişkiye yelken açıp birbirlerini tanıdıkça aşık olduklarını düşünürler. olurlar da belki bilemeyiz... bir çoğumuzun es geçtiği bir gerçek ise aslında o iletişim kurduğumuz lisandan çok daha fazlasının aslında beynimizden geçtiği... yani özetle lisan insanı yavaşlatan bir şey. aklımızdan geçenleri kelimelere dökerken vakit kaybediyoruz. sadece vakit de değil gerçek hissiyatları da unutuyoruz yanında... yukarıdaki iki paragrafı bağlayacağım şimdi. bence iletişim için bir lisan, bir dil kullanmadan karşılıklı birbirini anlıyorsa insan, ki ben bunu yaşadım, bu aşktır. çünkü ne kadar uyum sağlasan ve kendini karşı tarafa satmaya çalışsan o x faktörü kendiliğinden gelişmiyor. bence aşık olduğunu, sevdiğini düşünüyor insanlar. bence aşık olmak da bir yetenek. müziğe, spora yetenekli olmak gibi. bir çoğumuz geç kalma ya da ecele etme kaygılarından sahip olduklarımızı unutup mantıklı bir ilişkinin kucağına çeşitli bahaneler ile oturmayı tercihe eder ve kendini de bu şekilde mutlu ettiğini düşünür ama aşk mıdır? sanmıyorum kendi adıma 43 yaşıma geldim ama o x faktörünü hissedemezsem birinde sanırım yalnız olucam hep. çünkü bence onun tarifi yok ve ben de tarifi olmayan bu aşkın adamıyım maalesef :)
Tarifi mümkün olmayan ve duygu diye adlandırılan duyguların tamamı ve çok sevdiğiniz ve değer verdiğiniz. Her şeyinizi çok iyi bilen bir arkadaşınızın sebepsiz yere size sırt döndüğü an, işte o sırada yaşanılan duyguların tarifi yok. Kalple beyin arasında mekik dokuyu, öfke ile üzüntünün arası bir şey. Bilen varsa söylesin.
Bence tarifi en zor duygular acı ve çaresizlik, bu ikisini anlatmak için kelimeler kifayetsiz kalıyor insanda. Yani yaşamadan pek tarif edilemez duygular.
Acının tarifi asla yapılamaz. Yaşanan acılar asla unutulmaz. Ve ne yazık ki , yaşayan biri olarak söylüyorum ki acılar hafiflemez. Neşeli görünseniz de , işte bugün çok mutluyum dediğiniz günde bile aslında gözlerinizden hüzün dolanır. Ne olursa olsun acı bir kez yaşandıktan sonra artık hiçbir şey , hiç kimse eskisi gibi olmaz, olamaz. Acıyla sınananlar yaşarlar , devam ederler ama asla kaldıkları yerden devam edemezler. Sadece dimdik ayakta görünürler.
Birçok duygu var, sevdiğin birini kaybetmenin adı var ama tarifi yok, o duygunun insana verdiği acının tarifi olmaz bu çok zordur, özlem duygusunun yine aynı şekilde tarifi zordur, çaresizlik duygusu çok zordur, insanın içinde bulunduğu ama kimseye anlatamadığı duygu özellikle çaresizlik duygusudur.
Çaresizlik. Öyle bir kelime ki insan yazarken bile çaresiz hissediyor. Ne yapacağını, nasıl yapacağını, ne yapması gerektiğini, yaptıktan sonraki olacak olayları herşeyi düşünüp hiç birşey yapamıyor. Eli kolu bağlı kalıyor. Adım atamıyor ne ileri ne geri. Boşlukta gibi sanki çok şey geçiyor aklından ama hiç birşey hissedemiyor. Çoğu kez içinden çığlık atıyor, ağlıyor. Ama gerçekte ne sesi çıkıyor ne de tek bir damla süzülüyor yanağına. Birazda umutsuzluk aslında çaresizlik. Hiç birşeyi kalmamış insana sormak lazım o tarifi. Elinden bütün mutlulukları alınmış bir insan gibi. Yaşıyor ama neden yaşıyor? Sorgulayamayacak kadar vazgeçmiş
Başımıza gelen bir takım durumlara engel olamamak, önüne geçememek çok zor bir durum. Çaresizliğin tarifi gerçekten çok zor. Elimizde olmayan nedenlerden ötürü çaresiz kalmak gerçekten tarifi çok zor bir duygu.
Çaresizlik her alanda daha zordur.. Örnek vermek gerekirse.. Tıpta bile Doktorun... hastaya müdahale edipte kurtaramadığı ya da biz elimden geleni yaptık.. Allah'tan umut kesilmez dediği çaresiz kaldığı anlar olmuştur.. Çaresiz kalmak hayatın her alanında daha zordur..
Acının tarifi olmaz ama aynı acıyı yaşayanlar birbirini anlayabilir tabi bence acı tarifsiz bir şey mutluluğu bir şekilde anlatabilirsin de diğerlerini de ama çektiğin soyut ya da somut acıyı anlatmak her zaman daha zor
Çaresizlik çok zordur diğer duygularda yapacağın birden çok şey olabilir ama çaresizlik bunun bu duyguyu ifade eden kelime yok yapacagın tek bir şey vardır onu da yapmak sorundasındır ve bu gerçekten zordur. Allah kimseyi çaresizlikte bırakmasın.
Acının tarifi zordur. Çünkü acı her canlı için ortak noktalar içerir. Ancak bunu kendi bile tarif edemez. Yaşanılan kaybın tarifi yoktur. Fani evrenle sonsuzluk evreni arasındaki çizgi bunun için çözülemeyen noktadır. En büyük acı evlat acısıdır.
Sen verici olursunda karşı taraf bunu anlamaz seni saf sanar ve kalbini kırar sende o canım anlamaz diye susarsın ya olgunluğundan heh işte bunun tarifi yok
Bence gercek ve saf sevginin tarifi çok zordur nasıl göstereceğini, nasıl sunacağını bilmiyor insan bazende göstermek isterken afedersin sıçıp batıra biliyorlar 🌺🌺🤙🏼
Çaresizlik ve belirsizlik , iyi geceler diliyorum 🙂
0
0 Yorumla
Gizli Üye
(36-45)
+1 yıl
Kadınların heryerde her şekilde kollanıp kayırıldığı ülkemizde kendi şehvetleri sonucu geberen kadınlara acımadığım için bana yapılmaya çalışan linçlere karşı hissettiğim duygunun tarifi imkansız.
Bence vazgeçmişlik. Bazen vazgeçiyorum bir çok konuda. En çokta birine birşey anlatma konusunda, çünkü kimse anlamıyor. Herkes bencil, ben bilirim havasında. Baktım olmuyor öyle bir vazgeçiyorum ki, kelimeler anlamsız kalıyor.