Anlatacak çok şeyiniz varken susmak zorunda kaldınız mı?

Bazen hiçbir şeyden bahsetmeyip çok şey konuşasım var; ya da çok şeyden bahsedip hiçbir şey konuşmayasım. Bir güzel ezginin alıp götürdüğü bir ev… Yazmayı ertelediğim ve erteledikçe daha da sıkıldığım bir yeryüzü… Tarifsiz duygularımı bir kılıfa sokup savursam, belki rahatlayacağım… Ama insandan sıkıldım. Hani olur ya bazen kulakları sağır edercesine sessiz çığlıklar atarsınız kimsenin umru dahilinde değilsinizdir. Ha işte tam oradan sesleniyorum size belki içinizde kelimeler ağzında cümlelere dönüşecekken onları yok eden insanlar vardır.

Bakın mesele nedir biliyor musunuz tam olarak; anlatacak çok şeyi olan kişi, aslında anlatmıştır anlatmak istediklerini. Karşısındaki bunu idrak edip anlayamamıştır işin acı tarafına odaklanırsak. Konuşunca madem beni anlamıyor deyip bir de susarak anlatmayı denemeye karar vermiştir. Bu kez de başka bir kaotik konu ortaya çıkmış anlamayan kişi, karşısındakini susmakla suçlamıştır. Deve kuşu misali kafasını topraktan çıkarırsa bu kişiler ve dünyayla biraz ilgilenirlerse belki onlarla konuşulduğunun farkına varırlar ve utanırlar ama zannetmiyorum. Egoları o kadar kendini yüceltmiş ki başkasını dinlememek alameti farikaları olmuş resmen.
Anlatacak çok şeyiniz varken susmak zorunda kaldınız mı?
Sözler anahtar kulaklar da anahtar deliğine benzer. Susuyorsak anahtarımız için doğru anahtar deliği olmadığını bildiğimizden susuyoruzdur. Peki ya siz konuşmak yerine neden susmayı tercih ettiniz?
Anlatacak çok şeyiniz varken susmak zorunda kaldınız mı?
Cevapla