Gerçekten Sahip Olduklarımızın Kıymetini Onları Kaybettiğimizde mi Anlarız?

Ben bu sorunun yanıtını çok düşündüm ancak kesin bir sonuç bulamadım. Kimileri bu durum kişiden kişiye değişir der kimileri ise herkes için sabittir der. Ben kesin bir dille konuşmak istemiyorum ancak kendi yaşadığım birkaç tecrübeden yola çıkarak düşüncelerimi söylemek istiyorum...

İlk evcil hayvanımı kaybettiğimde 8 yaşındaydım.

Gerçekten Sahip Olduklarımızın Kıymetini Onları Kaybettiğimizde mi Anlarız?

Tam olarak hatırlamıyorum ancak hafızamda silik bir resim var. Küçük, siyah bir balıktı. Benim ilk evcil hayvanımdı. Onu kaybedeceğimi hiç düşünmemiştim, ta ki akvaryumun içinde ölüsünü bulana dek. Sanırım benim hayatta kaybettiğim ilk şey oydu ama bu son olmayacaktı.

10 yaşımdayken babaannemi kaybettim.

Gerçekten Sahip Olduklarımızın Kıymetini Onları Kaybettiğimizde mi Anlarız?

Bu kayıp beni mahvetti çünkü o benim ikinci annem gibiydi. Babaannemi öyle çok severdim ki... Bazen geceleri onun yanında uyurdum, daha rahat uyumam için bana masallar anlatırdı. Çok merak ettiğim için bana yemek yapmayı öğretirdi. Pek beceremezdim ama onun yanında kendimi çok mutlu hissederdim.

Her ne kadar yaşlı olduğunu bilsem de bir gün bu dünyadan göçüp gideceğini hiç düşünmemiştim. Onu kaybettiğim gün onu ne kadar çok sevdiğimi bir kez daha fakat bu sefer acı bir şekilde fark ettim. Çünkü bir daha onunla konuşamayacaktım, ona sarılamayacaktım, birlikte gülemeyecektik...

Bundan tam yedi sene önce kız kardeşimi kaybettim.

Gerçekten Sahip Olduklarımızın Kıymetini Onları Kaybettiğimizde mi Anlarız?

Ben 13, o ise henüz 8 yaşındaydı. Bu, hayatımın en korkunç ve acı kaybıydı. Onun ölümünü uzun süre kabullenemedim... Bunu dile getirmek çok zor ama kendimi hem üzgün hem de suçlu hissettim. Ona kızdığım, küstüğüm, bağırdığım ve onunla tartıştığım her an için binlerce kez suçlu hissettim. Eğer onu kaybedeceğimi bilseydim bunların hiçbirini yapmazdım, keşke hiç yapmasaydım... Keşke onu hiç üzmeseydim. Fakat pişman olmak için çok geç.

O benim her şeyimdi. Pek dile getirmesem de onu herkesten çok seviyordum. Keşke ona, onu herkesten çok sevdiğimi söyleyebilseydim. Keşke duygularımı içimde yaşamasaydım...

Fakat bu bana büyük bir ders oldu. Artık anneme, babama ve arkadaşlarıma sürekli onları ne kadar çok sevdiğimi söylüyorum ve bundan hiç utanmıyorum. Çünkü yarın her şey için geç olabilir.

Sözlerim size çok klişe gelebilir ama bunlar hayatın gerçeği. Maalesef birçoğumuz bu gerçeği görmeden yaşıyoruz.

Bundan tam altı ay önce işitme duyumu kaybettim.

Gerçekten Sahip Olduklarımızın Kıymetini Onları Kaybettiğimizde mi Anlarız?

Ve tüm yaşamım alt üst oldu. Gördüğüm, bildiğim ve hissettiğim her şey yüz seksen derece değişti. Sanki ben, ben değildim. İlk başta birçok insan gibi kendimi eksik, kusurlu ve berbat hissettim. Her gece uyurken ertesi gün iyileşeceğimi düşledim ve her sabah "belki bugün düzelmişimdir" diye düşünerek uyandım. Her seferinde aynı hayal kırıklığını yaşadım.

Maalesef bazen sağlığımızın değerini bilemiyoruz ve bu beni çok üzüyor. Şu an altı ay öncesine dönmeyi ve hayatıma eskisi gibi devam etmeyi öyle çok isterdim ki... Hatta biliyor musunuz, sadece beş dakika daha duymak, en sevdiğim şarkıyı son kez dinlemek, dalgaların sesini bir kez daha işitmek bile benim için mükemmel olurdu.

Peki, şu an nasılım? Şu an sağlığımın değerini biliyor muyum? Örneğin görebildiğim, konuşabildiğim, yürüyebildiğim, rahatça nefes alabildiğim için mutlu muyum? Yoksa kaybettiğim şeyleri düşünmekten sahip olduklarıma zaman kalmıyor mu? Gerçekten bilmiyorum.

Gerçekten Sahip Olduklarımızın Kıymetini Onları Kaybettiğimizde mi Anlarız?
Cevapla