Ne kadar reddetsek de, birilerinin yanına kar kaldığını düşündüğümüz olaylarda bir intikam alma, adaleti sağlama isteği gibi istekler doğar. Bakın burada herkes ''intikam alır'' demiyorum. İntikam alma isteği ya da biraz daha yumuşak bir dille durumu eşitleme isteği, insan olan her bir bireyde olan bir duygudur. Doğduğu duygular haklı veya haksız o tartışmaya girmiyorum, ama her insanda bu duygu vardır. En basitinden Allah'a havale ederken bile, o kişinin başına kötü bir şey geleceğinden emin olduğumuz için havale ederiz.
Konuyu çok uzatmadan başlıklar halinde inceleyelim şimdi.
1. İntikam nedir, doğduğu duygular nelerdir?
İntikam sözcüğü Arapça kökenli olup ''öç alma'' anlamına gelmektedir. Psikolojik deneyler sonucu, öç alan insanların beyninde ''ödül süreçlerini yöneten kısım''da bariz bir fark ortaya konmuş. Araştırmalara göre bu olay, bir insanın uyuşturucu kullanırken beyninde oluşan hareketlerde de gözlenmiş.
İntikamın doğduğu duygular genel olarak kin, nefret, öfke gibi duyuların yanında aşağılanma, küçük düşürülme de gelir.
2. İntikam fiilinin içine neler girer?
''İntikam'' denilince aklımıza hep bize kötülük yapan kişinin kuyusunu kazdığımız bir durum gelir. Ama hayır, en ufak bir fiille bile intikam alınabilir.
Örneğin; biri sizi toplumun içinde ezecek bir cümle sarfettiğinde, dediği şey doğru olmasa dahi karşılık veririz. Onu ezmeye çalışırız veya açığı varsa ima ederiz. Bu kısa süreli bir intikam süreci. Uzun süreçte ise bu olayı aklına kazırsın ve yeri gelince soğuk soğuk intikamını yersin. Bu örnekteki intikam bir ''karşılık verme'' durumudur.
Başka bir örnek verecek olursam, sevmediğimiz bir insanın bir işte başarılı olması. İçten içe onun o durumu hak etmediğini düşünürüz. Ve o konuda her ne kadar kabullenmesek de ''keşke başarılı olmasaydı'' deriz. Bazılarımız bunun boyutunu büyütüp ''umarım başarısız olur'' diyebilir tabii ki, o boyuta değinmeyeceğim. Bu örnekte ise intikam ''adaleti sağlama'' olarak karşımıza çıkar. Çünkü sana göre o bunu hak etmiyordu.
3. İntikamın intikamcı gözüyle yorumu

Her ne kadar kabul etmesek de, ben de dahil herkes bir şeylerden, birinden, bir olaydan intikam almak istemiştir. O an hissettiğim şeyleri açıklamam gerekirse; en yoğun duygum ''bunu haketmemiştim ki'' oldu. Yani 'haksızlığa uğrama psikolojisi'. Ardından çevredekilerden birkaç kişinin, beni haksızlığa uğratan kişiyi alkışladığını gördüm. Bu durumun bende uyandırdığı his de ''beni ezip kendilerinde ego tatmini yapıyorlar'' oldu. Yani 'aşağılanma psikolojisi'. Bu durumu düzeltmem, kendimi aka çıkarmam gerekiyordu. Bu durum ise 'adaleti sağlama' duygusu yani intikamı bende oluşturdu.
4. İntikam alınca rahatlıyoruz, peki almazsak ne olur?

Orta okulda çok büyük bir olay yaşamıştım. Olayın içinde 4 kız 3 erkek vardı. O zaman küçüktüm tabii intikam isteğiyle doluydum. Ama şimdi hepsini ne zaman memleketimde görsem selam veririm sohbet ederim. Çünkü affettim, geçti ve bitti. Belki pişmanlar belki de hiç değiller. Zarara uğradım belki onlar çok kazançlıydılar. Ama iyi yönünden bakarsak, bugünki 'ben'i oluşturan kişilerdir onlar.
Çok sevdiğim bir söz vardır; ''bazı hataları erken yapmanın hayatımıza çok büyük katkısı olacaktır''. Bu cümleyi biraz değiştirip ''bazı kötülüklerle erken karşılaşmanın hayatımıza çok büyük katkısı olacaktır'' diye değiştirirsek benim durumumu özetlemiş oluruz. Tabii, bazılarımız küçükken yaşadığı olaylardan sağlam psikolojiyle çıkmayı başaramıyor ki ben de öyle. En azından affetmenin temeline ''tecrübe oldu'' ibaresini koyarsanız her işten kazançlı ve sapasağlam çıkmayı başarırsınız.
5. Hukuksal boyutuyla intikam

Hukukta bir teori vardır ''toplum sözleşmesi'' şeklinde. Bu sözleşmenin ayrıntısına girmeden kısaca özetleyeyim; insanlığın daha devlet oluşturmadığı, her insanın adaleti kendisinin getirdiği, kaosun olduğu, kabadayılıkların taslandığı dönemlerde insanlar bir araya gelip, bazı haklarından feragat ederek bir olgunun eline bırakmıştır; bu da ''devlet''tir.
Bu tanım özelden geneleydi. Şimdi tersten gidelim ve devlet olgusunu ele alalım. Devlet, insanların bireysel olarak adaleti sağlamasını engellemek amacıyla bazı insanların toplanıp kendi güvenliklerini sağlamak için oluşturulmuş bir düzendir. Yani, adaleti sağlama olgusu bireysel değil devletseldir. Devletin varlığı, kişilerin kendi çaplarında düzeni, adaleti sağlamasına engel olacaktır.
Her ne kadar fark etmesek de, belki cezaların yetersiz olduğunu düşünsek de bir devletin varlığı ''öç sistemi''ni engellemektedir. Belki töre saikiyle öldürme, belki kan saikiyle öldürme... Yine suçtur. Kimse ''tamam hakkındı git öldür'' diyemez. Çünkü devlet vardır. Hatta örneği genişleteyim; bir kişi sizden bir şey çaldığında olay anında müdahale etme hakkınız vardır. Ama olayın üstünden belli bir zaman geçip hırsızın elinde kendi eşyanızı gördüğünüzde almaya kalkarsanız bu suçtur. Devlet, devlete gidip adaleti aramanı ister. Ama sen ''o benimdi, şu benimdi'' dersen bu iş büyür, büyür ve büyür. İşin boyutu ''şu benim hakkımdı bu onun hakkı değildi''ye varır ve kaos ortamı oluşur.
İntikam güzeldir; ama affetmek daha güzeldir. Çünkü intikam sizi yorar. Yine kaybeden siz olursunuz.
Okuduğunuz için teşekkür ederim ^_^
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar