Ancak benim gibi bir adamın en kuytu yerlerine kadar girip, en saklı hücrelerine kadar keşfetmiş biri kurabilirdi bu cümleyi. Hem de iliklerime kadar işleyip kanıttıra kanıttıra acıtarak canımı. Beni ilk tanıştığımız gün fethetmesinin nedeni bu olsa gerek. "İşte"dedim kendi kendime."İşte beceremiyor oluşumuzun bir nedeni de bu". Kaybetmeye asla tahammül edemeyip, ortadan kaybolmaya bu denli hevesli kişiliklerken bizler, apansız gidişine öfke kusup, zaman içinde bitip tükenmesine anlam veremeyenleriz.
Ne dersiniz? Zor olan hangisi? Siz biliyor musunuz? Birden bire ortalardan yok olması mı? Gözlerinizin önünde eriyip gidiyor olması mı? Adı her ne ise yaşanan şeyin.
"Hangisi daha zor, bilmiyorum" dedim. "Birini aniden kaybetmek mi, yoksa onu yavaş yavaş, günden güne kaybetmek mi?"
diyordu üzerini fosforlu kalemle işaretlediğim satır. SarahJio ile ilk karşılaşmamız bu. BöğürtlenKışı. Roman, evladını kaybetmiş bir annenin ve sadece annelerin anlayabileceği fedakarlıkları, aynı zamanda aşkı, kaybı, entrikaları ve affetmeyi konu ediyor. Kitabın baş kahramanlarından gazeteci Clair bu cümleyi, çok hasta ve yaşlı bir kadın olan Bee yengeye bakıcılık yapan Emily' nin psikolojisi için kullanıyor aslında.
Kaybetmek. Aniden ya da zamanla. Şimdi Ya da Sonra. Farkı ne?
Aynı soru, çıkmazlar içinde debelenip durduğumuz ilişkilerimiz adına nasıl bir cevap bulurdu acaba kendine? Kaybetmek. Aniden ya da zamanla. Farkı ne?
Birinde kabul etmesi daha kolay, diğerinde daha zor diye mi ikisini birbirinden farklı kılıyor? İnsanın dayanabilme gücü birinde daha fazla, diğerinde daha mı az? Birden bire gidişinde bir cevap arama ihtiyacı duymadan, kendimizce tahminler yürüterek tatmin oluyoruz ama, tam ortalarında bir yerlerde gitmek isteyişine cevap bulamıyoruz öyle mi?
Öyleyse başlarda yaşadığımız şey -adı her ne ise- zaman sonra alışkanlık haline geliyor ve aslında çok da anlamı olmayan bir bağımlılığa dönüşüyor. Tıpkı sigara gibi. Çikolata gibi. Uyuşturucu gibi. Öyle ya! İlk kez eline tutuşturulan sigarayı bir kez daha içmemek kolaydır. İçmeye devam edersen bağımlılık yapar ve günde en az yarım paket tüketirsin. Bırakmak oldukça zordur artık. Çünkü tiryakisindir. Dudak tiryakisi de olsan, ciğerlerine de çeksen tüketirsin.
O halde sihirli kelime "tüketmek". Ve sorulması gereken asıl soru "neden". Neden kaybediyoruz? Hemen ya da sonra. Ya da zamanla...
Çılgınlar Gibi Tüketiyoruz
Ne denli hızlı tüketirsek o denli yakın, ne denli yavaş o denli uzaktır bitiş. Ama ille de biter. Kaybettiğimizin ardından bakarız birinde, diğerinde gözlerimizin önünde kayboluşunu izleriz. Hem yaşanan ilişki biter, hem de o büyülü hazzı yaşatan. Birinde öfkeli küfürler için, nefret için bahaneler buluruz kendimizi sütün ak kaşığı ilan ederek. Diğerinde sütten kesilmiş bebek gibi ağlarız çığlıklar atarak. Birinde geri dönmesidir umudun adı, diğerinde bitmemesidir umut.
Kaybetmemek için tüketmemek gerek. Ne başta ne zamanla. Ne hemen ne de sonradan. Önce O'nu O yapan tüm özelliklerine aşık olup, sonra O'ndan o özellikleri tek tek almaya kalkarak başlıyoruz tüketmeye. Oysa "O" olduğu için sevmedik mi? O' nu yaşamak için.
Sevgiyle kalın Rüzgar
Birini Aniden Kaybetmek mi, Yoksa Onu Yavaş Yavaş, Günden Güne Kaybetmek mi Zor Olan?
Sen bunu bir sevgili için yazmışsın... Bir de şöyle düşün teyze anne yarısı sırdaşın dostun suç ortağın... Bir anda kanser olduğunu öğreniyorsun ve asla kurtulamayacağını söylüyor doktorlar... Bir umut kemoterapi alıyor acılar çekiyor saçları dökülüyor umudunu kaybediyor ve ben kendimi hazırladım sizde kendinizi hazırlayın artık diyor.. Yavaş yavaş kaybediyorsun... Bilmiyorum... Birden hiç bukadar acı çekmeden mi gitseydi yoksa hergün ona sevdiğini söylemek için zamanın olduğu için şanslımıyız bilmiyorum.. Birden kaybetmek sanırım daha alışılır bir şey ama yavaş yavaş gitmesi benim için acı verici...
Aynı acıyı babam için aynı şekliyle yaşadım. O an tek duam bir an önce kurtulmasıydı. Gözlerimin önünde her geçen gün eriyor olduğunu görmeye dayanamasam da, onun çok daha büyük bir acıyı yaşadığından emin olduğum içindi bu duam. Gözlerini o saniye kapatabilmesini çok istedim çok. Haklısınız buradaki örneklememiz aşka dair. Teşekkür ederim katılımınıza.
"Kaybetmeye asla tahammül edemeyip, ortadan kaybolmaya bu denli hevesli kişiliklerken bizler, apansız gidişine öfke kusup, zaman içinde bitip tükenmesine anlam veremeyenleriz." cümlesi her şeyi anlatıyor aslında. Emeğine sağlık. Kaybetmek kolay, Zor olan kaybetmemek. :)
Birini aniden kaybetmek bence daha zor... Yavaş yavaş kaybetsen son son mutlu olursun son anlarını güzel hoş yaşamaya bakarsın ama dusunsene bir anda elinden gittiğini kaybettiğini hep keskeler le yaşarsın keşke şunu deseydim öyle gitseydi keşke bunu yapsaydim öyle gitseydi bu sürüp gider acısı da daha çok dokunur bugün baktığın kişi yarın yok ama yarın olacağını biliyordum ben dimi 😕 kaybetmek canımı acitır sadece...
Baştan ya da sonradan. Bir anda ya da zamanla. Kaybetmek hep yakacaktır canımızı. Yarım kalmalı diyorsunuz yani. Bitse de tamamlanmalı. Teşekkür ederim ilginize. Ortak bir keyfimiz olduğunu düşündürdünüz ve gönderesim geldi bir anda. Eski paylaşımlarımda da satrlarda denk geliyorduk diye :) Sevgiyle kalın. https://www.youtube.com/watch?v=IyCRJmerW1Q
Yavas yavas kaybetmek daha zor, bilirim. Kaybedeceginizi bilseniz de kabullenmezsiniz. Sizin de yazmis oldugunuz gibi bitmemesini umut edersiniz. Bittiginde, sanki oncesinde gecen sure hic yasanmamis gibi, aniden kaybetmis gibi aci cekersiniz. Aniden kaybetmekten farki, gozumuzun onundeki kaybolusunu izlerken cekilen acidir. Yoksa kaybedislerin her turlusu ayni aciyi verir.
Dokunmuş olmalıyım yaşanmışlıklarınızın bir yerine. İstemezdim yüzünüzü düşürmek. Keşke bu kadar çabuk tüketmesek her şeyi. O zaman umut, bitmemesi adına değil de daha mutlu anları çoğaltmaya yönelik olurdu. Teşekkür ederim ilginiz için.
Aniden kaybedince derin bir boşluk olur içimizde. Günden güne kaybedince biz de yavaş yavaş yaralanırız. Duygular hiçbir zaman ölmez bence. Maddi veya belli bir cismi olan her şey biter ama duygular asla bitmez. Güzel bir paylaşım olmuş :)
Zamanla kaybetmek daha zordur bence gözünün icine baka baka sevdiğinin hayatından tamamen silinip gitmesi ve beraber yaşadığınız anıların aklina gelmesi bana daha cok aci verir..
Kendinizi kaybetmeden önce kaybetmenin ne demek olduğunu bilemezsiniz. Ama sadece en sevdiğinizi aniden kaybedince kendinizi kaybedersiniz. Ben böyle düşünüyorum.
En İyi Cevaplar