Bugüne kadar dayandım. Dayanmaya da devam edeceğim. Aslında bu insanlara alışmıştım artık. Umursamıyordum. Bugün bana söylenen bu söz, bardağı taşıran son damla oldu.
Sen ne zorluğundan bahsediyorsun? Yediğin önünde yemediğin ardında kızım, hayat sana güzel!
Maddiyat olarak durumumuzun iyi olması, benim hiç bir zaman acı çekmediğim anlamına mı geliyor yani Ufacık aklınız buna yetiyor. Aslında acıyorum size. Başkalarında olmayan mutluluğu bile çekemeyen siz... Hiç bir şeyi bilmeden, benim ve ailemin nasıl bugünlere geldiğini sorgulamadan boş boş konuşursunuz.
Hiçbir şeyi bilmiyorsunuz!
6 yaşındaydım. Okula başlayacaktım o sene. Araba tamircisi olan babamın geliriyle geçinemiyorduk. Bu sebepten dolayı annem de çalışmak zorunda kalmıştı. Ben ve abimin de bir bakıcısı vardı. Hafta içleri onunla, hafta sonları da babannem ve ananemle geçerdi günlerim. Annemle babamı görmek neredeyse imkansızdı. Aslında dedelerimin maddi durumları fazlasıyla iyiydi. Ama ikisi de babamın kendi ayakları üzerinde durması gerektiğini düşünüyordu. Babam da onların desteğini asla kabul etmezdi zaten.
Annemin sevgisine hasret kalmıştım.
Bazen onun ananemle konuşurken ağladığını duyar, balkona çıkardım. Okulumu çok seviyordum ama onları böyle görmek zoruma gidiyordu. Okulu bırakıp çalışmak istediğimi ananeme söylediğimde bana kahkahalarla gülmüştü.
" Annenle babanın en çok istediği şey, sizin okumanızdır kızım. Onlar elbet bir gün düzene girecekler. Sana en değerli mirasları, diploman olacaktır."
Daha okumayı bile doğru düzgün bilmediğim zaman, ailemi düşünüyordum. Kendimi bir yük gibi hissediyordum. Abimin de benden farklı bir yanı yoktu. Artık evde her gün haciz sözü geçiyordu. Durumumuz git gide kötüye gittiği halde babamın sanki hiçbirşey yokmuş gibi sıcacık gülümsemesi bana güç veriyordu. Ben de ona ayak uydurmaya çalışıyordum.
Tabi işime geliyordu bu durum. Ben gülümsemenin bütün acılara merhem olduğunu çok iyi biliyordum çünkü. Ağlamak bana göre değildi. Ağlamanın faydası yoktu hiçbir şeye. Ama annemin gözyaşlarını gördükçe içim eriyordu. Geceleyin eve dönmediği günleri de iyi hatırlıyorum. Ama onun gözyaşlarının sebebi, bize istediğimiz oyuncakları alamamaktı. Bana hep özür diler gibi bakardı annem. Annem olduğu için benden özür dilerdi.
Günler böyle geçiyordu. Sığındığım kitaplarım, hiç bir zaman çalmayı başaramayacağımı düşündüğüm bir kemanım, ve ilk isminin anlamı olan deniz kenarlarından topladığım çakıl taşlarım vardı. Onların üstüne
sevdiğim insanların ilk harflerini yazardım. 10 yaşındayken yeni bir çakıl taşım eklenmişti koleksiyonuma.
"Çınar Bulut"
Yeni bir kardeş haberine tek sevinen isim bendim.
Annemin yeni bir çocuk istemediğini biliyordum. Ama o doğmalıydı. Bir kaç ay sonra cinsiyetini öğrendik. İsmine abimle ben karar vermiştik bile.
"Adı Çınar olsun, altına sığındığımızda bizi korumak için kocaman bir gölgeye sahip olan çınar..."
Ben de Pınar ve Deniz isimlerine uyumlu olacağını düşünüp Bulut ismine karar vermiştim. Yağmur damlaları bize hayat verecekti. Evimize bereket getirecekti.
Öyle de oldu. Abim ve benim yeşil gözlerimizin aksine kahverengi gözleri vardı. Ama gökyüzü gibi bakıyordu. Hele kokusu... Huzur getirmişti hayatıma. O an Allah'a şükrettim. Annem de artık çalışmıyordu.
O kadar mutluydum ki...
Tabi bu da uzun sürmedi.
Dikkatimizi bir şey çekmişti. Göz kaymasından dolayı doktora gittiğimizde Hidrosefali isimli bir hastalığının olduğunu öğrendim. Beynindeki fazla sıvı göz kaymasına sebep oluyordu. Hepimiz yıkılmıştık. Bu hastalıktan dolayı ölen komşunun çocuğu aklıma geldiği zaman tüylerim ürperdi. Hayatımın en kötü anıydı. Henüz 8 aylık olan kardeşimin kafasıyla benim kafam aynı büyüklükteydi. Benim Çınar'ım gitmezdi değil mi? O bizim en değerli varlığımızdı. 1 hafta gözlerim kırmızı gezdiğimi hatırlıyorum. 1 yıl sürdü bu telaş. Çok şükür hastalığı atlattı ama kalbimdeki izini kimse silemez.
Aradan yıllar geçti
Babam araba tamircisiydi, ama artık bir galeriye sahip.
Maddi durumu iyi olanlara sadece şu yönden imreniyorum biz o kadar çalışıyoruz istediğimiz bölümü 3-4 puanla kaybediyoruz adamlar belki bizim kadar çalışmadan istedikleri bölümü okuyorlar bunun içinde zenginleri suçlamak yanlış olur bende zengin olsam bende istediğim bölümü okurum ama imreniyor insan belki hiç sevmeyeceğim bir meslekte olacağım dedenlerde insafsız davranmış o zamanlar yani
Açıkçası herhangi bir duygu hissetmedim. Yani acıma, üzüntü, sevinç falan hiçbişiy, sıfır. Niye okudum onu da bilmiyorum zaten ama heralde başkalarının acılarını dinlemeyi sevmiyorum. Narsist falan değilim alakası bile yok da sevmiyorum yani. Yani açıkçası babanızın galerisinin olması şeyimde bile değil. Hayırlısı olsun bayan.
Günümüzde insanlar tamamen şekilci oldular ne yazık ki.. her şey para ve gösterişle algılanıp değerlendiriliyor.. Huzurlu bir kalp, mutlu bir ruh ve sağlıklı bir beden aslında tek ihtiyacımız olan.. Sahip olduklarının değerini bilenler için hayat her zaman güzeldir.
Bilemiyorum, tabi her insanın hayatında zorluklar var ve yakınmak için illa ki "en kötü" hayata sahip olmamız gerektiğini düşünmüyorum. Ancak bu daha iyi bir şekilde anlatılabilirdi, bu daha çok senin hayatını ele almış. Gerçi belki de amaç buydu. Öyleyse tamam. Eline sağlık.
Benceni okudum, dusuncelerine saygi duyuyorum. Ama bugun ailesinden 10 lirayi zor alan insanlar var. Bkz ben. Kuafore bile gidememeyi kisisel ihtiyaclarini giderememeyi en iyi bir kiz anlar. Bu buyuklukte olaylar varken lutfen sevgili acinizi kucumseyin demiyorum ama dunya yikilmis gibi davranmayin.
Böyle davrandığımı düşünmüyorum. Küçük yaşlarda da 10 lirayı kolay bulmadım. Şimdi ise ailemin parasını değil, kendi kazandığım parayı harcıyorum. Görüşün için teşekkür ederim
Maslow'un ihtiyaçlar piramidi var yani o piramidi ben doğru buluyorum. İnsan o piramidin hepsini aşama aşama gerçekleştirmeli. Bu Benceyi okuyunca aklıma o geldi :)
Sana bişey söyliyim. Dert mik gibiymiş herkes en büyük kendisininkini sanarmış bunu unutma. Bundan daha beter şeyler yaşayan insanlar biliyorum. Ve dert olarak görmezler kendilerine. O yüzden beni 'dertsiz' sanmayın demek yerine. Bu şeyleri dert olarak görme. (Doğan kardeşinin rahatsızlığı hariç)
Güzel anlatmışsın ellerine sağlık. Gerçektende insanların ön yargılarından kurtulması lazım bu hayatta dertsiz, tasasız insan yoktur herkesin kendine göre sorunları var.
eskiden beri durumu iyi olan insanlar da acılar çekebiliyor para mutuluğu garanti etmez, bunu herkes anlasa dünya daha iyi bir yer olurdu, gülümsemeni hiç kaybetmezsin umarım kalemine sağlık
kardeşinin durumunun duzelmesine sevindim. 19 yasindayim annem 26 yildir calisiyor, tum akrabalarimi kaybettim babam olumden dondu vs vs. herkesin derdi kendine buyuk aslında
En İyi Cevaplar