Yaşadıklarınızdan Ders Çıkarın... Yaşadığınız Şey İhanet Bile Olsa!

Bu bencem bazılarına faydalı gelmeyebilir... olabilir, herkes beğenecek diye bir kaide yok, belki kimse de okumayabilir, ama ben yine de yaşadıklarımı ve aldığım dersleri paylaşmak istiyorum.


Ben küçükken çok utangaç ve özgüveni sıfırın bile altında olan bir çocuktum. Hem tabiyatımdan dolayı, hem de etrafımdakilerin baskısından dolayı arkadaş yapmakta çok başarısızdım. Yani kendi halinde bir çocuktum. İnsanlar bana baktığı zaman hep, "Çirkin olduğum için mi bakıyorlar?", "Acaba üzerimde kötü birşey mi var?" diye düşünürdüm.


Elimde değildi, özgüveni olmayan bir çocuk başka ne düşünebilirdi ki? Aslında fiziksel veya zihinsel olarak bir eksiğim yoktu, normal bir çocuktum.
Okuldaki arkadaşlarım bu zayıflığımı fark ettikleri zaman üstüme gelmeye başladılar. Zayıf not aldığım zaman hep küçümser, hor gören bir ifade ile bakardılar ve ben iyice kendi içime kapanırdım.


Yasadiklarinizdan ders cikarin... yasadiginiz sey ihanet bile olsa!


Ailem bu yaşadıklarımın farkında bile değildi, bilmelerini de istemiyordum zaten, üzülmelerini istemiyordum...


İlkokul, ortaokul derken lise geldi... bana yeni bir hayat geldi. Aydınlanmıştım sanki. Yeni ortam, yeni arkadaşlıklar. Sınıfımdakiler çok iyi insanlardı, herkesle arkadaş olmuştum, hatta komşu sınıflardan bile arkadaşlarım vardı, herşey çok iyi gidiyordu, öğrentmenlerim bile çok iyidiler ve hafiften kendime güvenmeye başlamıştım, ama yine de yaşıtlarım kadar değil...


Yaşadıklarınızdan Ders Çıkarın... Yaşadığınız Şey İhanet Bile Olsa!



Herşey iyi giderken, ben hayatımı zorlaştırmaya karar verdim. Nasıl mı?



Yaşadıklarınızdan Ders Çıkarın... Yaşadığınız Şey İhanet Bile Olsa!


Bir gün, okul bahçesinde ki ağaca dayanmış, kitap okuyup, müzik dinlerken birden kitabımın üzerine bir gölge düştü. Başımı kaldırdığım zaman, yan sınıfta olan, adını bilmediğim çocuğu tanıdım. Herhalde not falan ister dedim. Kulaklığımı çekip ayağa kalktım. Terbiyeli bir dille ne istediğini sordum. O ana dek farketmemiştim ama, hayatımda gördüğüm en parlak, en mavi gözlere sahipti ve ben kelimenin tam anlamıyla vurulmuştum.


Yaşadıklarınızdan Ders Çıkarın... Yaşadığınız Şey İhanet Bile Olsa!


Bana elini uzattı ve tokalaştık. Eli sıcak ve büyüktü, benim elim ise soğuk ve onun yanında küçücük kalmıştı. Elimi çekmeye yeltendim ama bırakmadı ve, "Ne zamandır seni yalnız yakalamaya çalışıyordum, hep arkadaşlarınla birliktesin. Sana seni çok beğendiğimi ve seninle konuşmak istediğimi söylemeyi bekliyordum." dedi. Ne diyeceğimi bilmiyordum, daha önce hiç böyle birşey başıma gelmemişti.



Bu konuşmanın sonu nereye gidecek? Sevgili mi olacağız?



Daha önce hiç sevgilim olmamıştı, olmasını beklemiyordum bile! Kafamda bu sorular dönerken ve o cevabımı beklerken, ben ne diyeceğimi düşünüyordum. Sonunda birşey demeden, sadece gülümseyip oradan ayrıldım.
Eve gittiğim zaman, facebook'ta arkadaşlık isteği göndermişti. Nasıl? Adımı bilmiyordu bile! Derken kuzenim aradı (aynı okulda okuyorduk) ve ona benim adımı sorduğunu söyledi. Pekala, oldu bıkere. Kuzenime çok kızmıştım ama yapacak birşey yoktu...
İlk tanışmamız böyleydi.


Yaşadıklarınızdan Ders Çıkarın... Yaşadığınız Şey İhanet Bile Olsa!


Bir iki ay arkadaş gibi konuştuk, okulda sadece selamımız vardı. İlk önce ona karşı boştum ama sonra hoşlanmaya başladım. 2. ayın sonunda bana "Seninle sevgili olmak istiyorum. Biliyorum şüphelerin var, ama lütfen bana bir şans ver." dedi. Ne yapsam acaba? "Böyle korkak davranarak olmaz ki, eninde sonunda bir ilişkin olacak kızım. Şeytanın bacağını kır!" dedim ve kabul ettim.
Şüphelerim vardı, çünkü etrafımdaki ilişkileri görüyordum. Yaşım 17 idi, ciddi bir ilişki bu yaştan başlamaz ki, ama ben oyun oynamayı istemiyordum.



Fakat karşımdaki insan istiyormuş, ve ben farkında bile değildim..



3-4 ay sevgili kaldık, tam da okulun bittiği dönemdi, ve biz çok fazla buluşamıyorduk çünkü ben istemiyordum. Birşeyler yoldunda değildi sanki, konuştuğumuz zaman hep konuyu buluşmaya çekilyordu, tamam buluşalım ama buluştuğumuz zaman da muhabbet edelim istiyordum. O ise öpüşüp koklaşmak istiyordu ve ben rahatsız oluyordum... Bir kız rahatsız olduğu zaman ne yapar? Uzaklaşır. Ve bende uzaklaşmaya başladım. Aradığı zaman açmıyordum, yazdığı zaman cevap vermiyordum. Yaptığım şey hoş değildi biliyorum, ama aklıma başka bir fikir gelmiyordu, zaten aramaları da kesilmişti...
Okulun başlamasına 1 hafta kala yine yazdı ve ben cevap verdim. "Bütün yaz nerede idin? Niye benimle hiç konuşmadın?" diye sordu. Soğuk soğuk konuşuyordum, kısa cevaplar veriyordum, benden soğmasını istiyordum, ve yaptığım şey ise yaradı. Cevabı geç kaldığı zaman bir baktım ki beni silmiş. O an birşey düşünmedim, ağlayıp zirlamadım, normal karşıladım ve hatta biraz sevindim.


Yaşadıklarınızdan Ders Çıkarın... Yaşadığınız Şey İhanet Bile Olsa!


Okul başladı, sınıflarımız yan yana idi onu görüdüğüm zaman başımı çeviriyordum, o ise bana küstahça gülümsüyordu. 1-2 ay böyle geçti, ama sonra bende birşeyler ters gitmeye başladı. Onu gördüğüm zaman kalbim güm güm atıyordu, ayaklarımın bağı çözülüyordu... ve beni sildiği o güne lanet etmeye başlamıştım. Çünkü ona aşık olmuştum.
Hani derler ya, "Kaybettiğin zaman değerini anlarsın" diye, bana da öyle olmuştu sanırım.



Seviyordum onu. Seviyordum be! Salak gibi hemde.




Ve bir gün cesaretimi toplayıp onunla konuşmaya karar verdim. Ve konuştum. Bize bir şans daha vermesini, bıraktığımız yerden devam etmeyi, bütün suçun bende oluğunu söyledim. O da düşünmek için zaman istedi, çünkü bana güvenmiyordu (!) Bende o zamanı verdim, hatta 1 ay verdim. 1 ayın sonunda, "Yeterince düşündün mü? Eğer cevabın evet ise, beni dünyanın em mutlu kızı yaparsın." dedim. Ve o... ve o bana şöyle dedi:



"Ben zaten biriyle beraberim, seni kullandım kızım."




Hava soğuktu, kar yağmıştı ama ben sınırden, hayal kırıklığından terliyordum. "Sana inanmıyorum, yalan söylüyorsun." dedim. O yine, o küstahça gülümsemesini yüzüne yerleştirerek telefonunu çıkarıp, sevgilisi ile yarı çıplak bir resmini gözümün içine soktu. Kızın yüzü görünmüyordu, görmeme lüzum bile yoktu.


"Pekala, şimdi beni dinle. Yüzünü görmek istemiyorum, okulda önüme çıkma bile. Seni tanıdığım güne lanet olsun pislik herif!" dedim ve koşar adımlarla oradan ayrıldım.


Evet, hayatım kararmıştı ve hak etmiştim. Aylarca her gece ağladım. Salaklığıma, saflığıma ağladım. Onu her allahın günü okulda görüyordum, önüme çıkmamasını söylemiştim ama o bilerek önüme çıkıyordu, arkadaşlarıyla gülüyordu. Birazcık bile topladığım o güvenim artık yerle bir olmuştu. Notlarım kötüydü, oysaki son senemdi. Bide bu yetmezmiş gibi, onu sevgilisiyle her sabah okula giderken görüyordum, her sabah!!... Kız başka okulda okuyordu ama yolu bizim okulumuzdan geçiyordu, ve en kötüsü o kızı tanıyordum. Arkadaşımın arkadaşıydı.
Hayır, en kötüsü neydi biliyor musunuz? O kız bana benziyordu!


Yaşadıklarınızdan Ders Çıkarın... Yaşadığınız Şey İhanet Bile Olsa!


Bir kaç ay böyle sefil bir halde dolandım, ama sonra kendime gelmeye başladım. En yakın arkadaşımın ve kuzenimin desteği ile kendime geldim. Okul 2 ay sonra bitiyordu, derslerime odaklandım ve notlarımı düzelttim, o ise 1 ay uzaklaştırma almıştı, çünkü derslerden kaçıp sevgilisiyle buluşuyordu.
Herneyse, böyle geçip gitti. Balo gecesine yakın bir gece yolda bu pislikle karşılaştım. Konuşmak istemedim ama zorla kendini dinlettirdi.



Seni hala seviyorum, biliyorum seni çok üzdüm ama hala aklımdaşın. Balo gecesine beraber gitmek istiyorum. Lütfen evet de.



Cinlerim tepeme çıkmıştı resmen.



"Hangi cesaretle sen bana bu sözleri söyleyebilirsin? Nasıl bana "seni seviyorum" dersin?!"



Bu şekilde bağırıp çağırdım ve onu sefil bir halde bıraktım ve gittim. Ama nedendir bilmiyorum kendi kendime gülümsüyordum ve o an daha dik yürümeye başladım. Mezuniyet balosu da geçti, gözleri her an üzerimdeydi. Ve ben rahatsız olmuyordum, aksine hoşuma gidiyordu. Partnerime kötü kötü bakıyordu... tuhaf bir histi, ve bu hissi kızlar çok iyi bilir diye düşünüyorum. :)


Okul falan herşey bitti ve üniversite başladı, o ise başka bir şehirde okumaya gitmişti, öyle duymuştum.
1 yıl geçti, ve bir gün yolda karşılaştık. Ona karşı hiçbirşey hissetmiyordum, nefret bile etmiyordum. Bütün hislerim silinmişti. Onu gördüğüm zaman nedense sevindim, özlemiştim ama o şekilde değil, sadece insan olarak. Konuştuk nasılsın, iyimisin derken her eski sevgiliden beklenen soruyu sordu: "Eee, biriyle beraber misin?" Şimdi küstahça gülümseme sırası bendeydi... "Seni hiç ilgilendirmez." dedim. Yüzü düştü, daha fazla gülümsedim. "Seninle çok kötü ayrıldık, seni çok kötü bıraktım, hep içimde bir sizi var -" Sözünü kestim. "Ne sızısı? Ne diyorsun sen? Sen benim için lise'yle birlikte bittin" dedim.Şaşırmıştı. "Beni artık sevmiyormusun?" diye sordu.



"Şüphen mi vardı? Tabii ki artık SEVMİYORUM." dedim.



Gözümü bile kırpmadan, o mavi gözlerinin içine bakarak dedim. Afalladı. Sözlerimi tokat gibi yüzüne vurdum sanki. O anki hali, yüzünün ifadesi beni bambaşka biri yaptı. Çok daha dım dik, çok daha özgüvenli yürümeye başladım. Adımlarım daha sert, daha emindi.
3 ay önce bana facebook'ta yazdı. Başka bir hesap açmış "Bu mesajı gördüğün zaman bana haber ver" diyordu. Bana emir veriyordu resmen! Tabii ki cevap vermedim. Bu mesajından bir kaç hafta sonra yolda yine karşılaştık. Annemle birlikteydim (çok şükür), onu gördüm ve gözümü ayırmadım. Ne yapacağını merak ettim. Bir piç gibi gülümsüyordum. Bana baktı ve gözlerini hemen çekti. Başını eğip yoluna devam etti. Gözlerindeki o çaresizlik, o pişmanlık beni dunaynın tepesine çıkarmıştı sanki...


O günden beri görüp görebileceğiniz en özgüvenli bir kız oldum artık. Küçükken kendinden emin olmayan, utanıp ağlayan kız yok artık. O pislik için gözyaşı döken, o sevgilisiyle birlikte el ele okula giderken arkalarından onları izleyen zavallı kız yok artık.


Yaşadıklarınızdan Ders Çıkarın... Yaşadığınız Şey İhanet Bile Olsa!


Fazlasıyla uzun tuttuğumun farkındayım, ne zamandan beri bu yazıyı yazıp, içimi dökmeyi istiyordum.
Gelelim ders aldığım şeylere...
İhanete uğradım, ama hiç pişman değilim. Sebepsiz yere hor görüldüm, ama hiç pişman değilim. Eğer bunları yaşamasaydım çoğu erkeğin onun gibi olduğunu bilemezdim (genelleme yapmıyorum). Eğer o kötü olayları yaşamasaydım kendime asla güvenemezdim. Şimdi etrafımdakiler benden korkuyor desem, inanır mısınız?


Herşeyin mükemmelini isteyen, zor beğenen biri oldum. Çok kitap okuyan, çok şey bilen, bilgisi yüksek biri oldum. Üniveristedeki erkekler bana baktığı zaman korku ve çekingenlikle bakıyorlar, tıpkı benim çocukluk halim. Benim halime gülen insanlar şimdi bana hayretle ve hayranlıkla bakıyorlar. Ben ise onlara küçümser bir gözle bakıyorum. İltifat alan, ama çok zor etkilenen bir kız oldum. Yaşım daha 20 ama 30 gibi davranıyorum...


Yaşadıklarınızdan Ders Çıkarın... Yaşadığınız Şey İhanet Bile Olsa!



Artık bambaşka biriyim, ve kendimi seviyorum.



Beyaz atlı prensimi aramıyorum, O beni bulmak zorunda. Artık hiçbir erkek için kilimi kıpırdatmayacağım. Sadece kendim için uğrasıcağım. Ve bana değer verenler için...


Yaşadıklarınızdan Ders Çıkarın... Yaşadığınız Şey İhanet Bile Olsa!


Benim de hikayem böyle, zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederim. :)

Yaşadıklarınızdan Ders Çıkarın... Yaşadığınız Şey İhanet Bile Olsa!
Cevapla