Kadının Üç Hali

Kadınlara özgü hastalıklı davranışların ve onlarca marazi halin, yaşamlarının ilk yıllarından itibaren çevresiyle kurduğu ilişkilere bağlıyorum. Bencemde en sık karşılaşılan sorunlu tiplere değindim. Kategorize ettiğim her tipe de mahiyetlerinin daha iyi anlaşılması için temsili bir mitolojik isim verdim, hoş oldu. Umarım yazdıklarımı keyif verici ve yararlı bulursunuz.




Kadının Üç Hali


Lilith


Sinemadaki film noirlerden aşina olduğumuz "femme fatale" karakterlerin yaşamdaki karşılığıdır. Çiftleşmeden sonra erkeğini yiyen karadullar gibi çıkarları doğrultusunda kullandığı erkeği işi bitince rafa kaldırır. Erkeklerle olan ilişkileri menfaatlerini karşılama, kendini kabul ettirme ve onaylanma üzerine kuruludur. Onun için, bir erkek tarafından gerçekten sevildiğini hissettiğinde ilişkinin miadı doldu demektir. Bir erkek kendisine ne kadar aşağılayıcı davranırsa onu o kadar saplantı haline getirir. Yegane amacı onun sevgisini kazanmak olur. Tekrardan onun gözdesi haline geldiğinde ise ilgisini kaybedip yine terkeder. Erkek başka bir kadını tercih ettiğinde ise inanılmaz bir hayal kırıklığına uğrayıp kıskançlık atakları geçirir.


Primatlarda şöyle bir durum var. Başka bir dişinin, erkeğine kur yapması durumunda eşini elinden kaçırma tehdidiyle karşı karşıya kalan dişilerin oksitosin hormonu tetikleniyor ve oksitosin hormonu kadınlarda bağlanma güdülerini harekete geçirir. Evet, kırmızı popolu azgın birer dişi babun olmayabiliriz ama kadınların başkaları ilgi duyunca erkeğine daha da bağlanmasının hormanal temelli evrimsel bir açıklaması olduğuna inanıyorum. Yani beyler, size minik bir taktik... Kıskanmasını gerektirecek durumların varlığı, kadını her zaman erkeğe daha da bağlar. Böylelikle efendi erkek-piç erkek ikilemindeki "piç erkek" fenomeninin tercih edilme sıklığı da anlam kazanmış oluyor.


Devam edecek olursak... Bu kadınlar nevrotik, arayış içinde ve tatminsizdirler. Histerik karakterde olurlar. Erkeğin hakimiyetine girmekten hoşlanmazlar. Dünya üzerindeki tüm kadınlarla kıyasıya bir rekabet içerisindedirler. Evli erkeklere bayılırlar. Bunun sebebi bir evliliği yıkma fırsatının ellerine geçmesidir. İltifatlarınız hiçbir zaman onlara samimi gelmez. Zekasını, güzelliğini, başarılarını övmeniz sizi cepte görmesiyle sonuçlanacaktır. Dışardan gördündüğü gibi kendinden memnun değildirler. Derin bir acı çekerler. Kendilerinin sevilmeye layık olmadıklarını düşündükleri için kendisini seven biriyle karşılaştıklarında onu değersizleştirirler. "Seni seviyorum." demeleriniz, boşluğa yumruk atmak gibidir ve hiçbir zaman karşılık görmez. Ölçüsüz, taşkın ve hafif meşreptirler. Dişiliğini kullanmaktan da aşüfte damgası yemekten de çekinmezler. İlgiyi dişilikleriyle çekemezlerse entelektüel birikimleriyle diğer insanlarla rekabet ederler.


Kadının Üç Hali


Kibele


Bizim Anadolu topraklarımızda oldukça yaygın bir tür. Bu kadınlarda adeta östrojen hipertrofisi vardır. Dişilik aşırı gelişmiştir ve bu özellikle de annelik içgüdülerinin kuvvetlenmesi anlamına gelir. Yegane amaçları doğurmaktır. Erkekleri bir döllenme aracı olarak gördüklerinden erkekler ikincil önemdedir ve çocuklar, bulaşık, çamaşır, bahçe işlerinin yanısıra bakılacak bir nesne konumundadır.


Dişiliklerinin farkında değillerdir. Köhne namus anlayışlarını yatakta bile elden bırakmazlar ve patates çuvalı gibi yatmayı meziyet sanırlar. Çünkü kadının zevk alması ahlaksızlıktır (!) Fedakarlık maskesi altına gizlenmiş iktidar hırslarından dolayı saygınlıklarını "Yemedim yedirdim! İçmedim içirdim! Giymedim giydirdim!" gibi duygu sömürüsüyle kazanmaya çalışırlar. "Saçlarımı süpürge ettim" mottolarıdır. Fedakar, besleyici, elleri toprak kokan analardır onlar. Oysa kadınlar rahimden ibaret değildir. Tabi sizin de büyük bir çoğunluğunuz o kadınlar tarafından yetiştirildiği için kadının da cinsel ihtiyaçları olabildiğine inanmak istemiyor. Bu tür kadınlar ister kocaları ister evlatları olsun, tüm erkeklere peşinden arkasını toplanması gereken birer çocukmuş gibi muamele ederler. Onları kendisinden ayrı birer birey gibi algılamakta zorluk çekerler. Eşlerini devamlı kontrol altında tutmak isterler. Mesela kocasını telefonla ha bire arayıp "Neredesin? Kimlesin ?" diye sorguya çekip, boğabilirler.


Kadının Üç Hali


Persephone


Kızı hakkındaki tüm kararları kendisi veren baskıcı anneler, kızlarının sağlıklı bir kimlik oluşturup, kendi içgüdülerinin farkına varmasını engeller. Annelerinin üzerinde kurduğu tahakkümden dolayı kendi kişiliklerinden haberdar olamayan kızlar anneyle özdeşir ve dişilik özellikleri felce uğrar. Kız kişiliğini anneye yansıtıp tüm bir hayatını onun üzerinden yaşar.


Anneliği, cinsel istekleri ve kişisel bağlılığı çağrıştıran her şey onlara rahatsızlık verir. Cinsel olarak oldukça soğuk kadınlardır. Annelerinin kendilerine olan tutucu ve ödün vermeyen tavırlarından dolayı sağlıklı bir özgüven geliştirememişlerdir, aşağılık duyguları had safhadadır. Pasiftirler, hayatları boyunca annelerinin bir gölgesi gibi yaşarlar. Tüm bu olumsuz denebilecek özelliklere rağmen erkekler tarafından çok cazip bulunmaları ilginç. Bunu sağlayan bu tip kadınlara özgü kayıtsızlık ve sürekli incinmiş masum rolü olabilir. Çünkü o kadar yardıma muhtaç ve o kadar her şeyden bihaber gözükürler ki, erkekler onlar üstünde hakimiyet kurup, bilindik yetersizliklerine katlanınca kendilerini şövalye gibi hisseder. Bir kez olsun yaman bir erkek olma fırsatı erkeğın eline her zaman geçmediği için önemli bir motivasyondur bu. Belirsiz, muğlak bir cazibeleri vardır. Bu kadınlar annesinin bir uzantısı gibidirler. Şahsiyet ve kimlikten yoksundurlar.


Hades, Persephone'yi annesi Demeter'in elinden alarak annesini acılara gark etmiştir. Tanrılar meclisinde alınan karar sonucunda da Hades karısını yazları kayınvalidesine bırakmak zorunda kalmıştır. Bu mitolojik anlatıdan yola çıkarak, bu tür kadınlara "Persophene" demeyi uygun buldum.


NOT: Sinemadan misal vermem gerekirse "Black swan" filmindeki Nina Sayers ile "La pianiste" filmindeki Erica Kohut bu tip kadınların en iyi örneklerinden...


Kadının Üç Hali

Kadının Üç Hali
Cevapla