Hayatımız minimalize olsaydı nasıl olurdu? Sade ve daha huzurlu bir hayat hiç düşündünüz mü?

Tüm stresten uzak sadece huzur içinde olduğunuz daha hafif hissettiğiniz bir ortam düşünün.
Daha az insan, daha az eşya, daha az göz ve ruh yoran şeyler ve sadece işinize yarayan veya sizi gerçek anlamda mutlu eden şeylerin hayatınızda olduğunu düşünün.
Ne kadar da hoş bir şey olurdu değil mi? Peki ama bu nasıl mümkün olabilir şimdi buna değinmek istiyorum.
1-) Gereksiz olan eşyaları hayatınızdan atın.
İlk olarak sahip olduğunuz eşyaları, objeleri, kıyafetleri, ıvır zıvırı düşünün. Bunları satın alırken sadece içinizdeki boşluğu doldurmak için aldınız aslında. Bunların %90'ı ihtiyaç doğrultusunda alınan şeyler değil sadece insanın içindeki bitmek bilmeyen doyumsuzluğun ihtiyacıdır.

Peki size bir çözüm yolu önersem. 30 gün boyunca evinizde veya odanızda size lazım olduğunu düşünmediğiniz, sizde kötü anısı olan, gördüğünüzde kötü hissettiren ama hala alanınızda bulundurduğunuz bu eşyaları her gün birer ikişer tane, her gün bir tane artırarak atsanız veya ihtiyacı olduğunu düşündüğünüz birine verseniz? Başta yapmak zor olabilir. Fakat zaman ilerledikçe aslında evinizde ne kadar gereksiz olan eşya olduğunu fark edeceksiniz.
2-) Hayatınızda gereksiz yere tuttuğunuz insanları bırakın gitsinler.
İkinci olarak hayatınızdaki insanların sizdeki yerini düşünmenizi istiyorum. Bu insanlar sizin hangi alanınıza hitap ediyor. Gerekli alan mı, gereksiz alan mı? Gerekli alan; gerçekten ihtiyaç duyduğumuz ve bize çok iyi gelen, ihtiyaçlarımıza cevap veren değerli insanlardır. Gereksiz alanda bulunanlar ise bize aslında zarar veren ama hala hayatımızda bulundurduğumuz insanlardır. Sosyal medya tabiri ile zehirli (toxic) insanlar..

İlla ki hayatınızda bu şekilde konumlanan biri vardır. Sizi üzen, yıpratan, enerjinizi alan, yolunuzdan alıkoyan işte tamda bu noktada böyle düşünüyorsak bu insanı ya da insanları hayatımızdan tamamen çıkaramasak bile mesafe ve sınır koymak oldukça mümkün ve faydalı olacaktır.
3-) Gösterişli ama içi boş hayatı değil gösterişsiz sade ama içi dolu bir hayatı tercih edin.
Lüks hayatı kim istemez? Herkesin hayalidir güzel bir ev, havalı bir araba, kaliteli bir yaşam.. Fakat bir anlığına bunlara sahip olduğunuzu düşünün. Elimize gerçekten ne geçecek? Mutluluk mu? Hayır. Huzur mu? O da hayır. Evet sahip olduğumuzda anlık olarak hissettiğimiz duygular huzur, mutluluk gibi görünüp bizi yanıltabilir. Fakat bir süre sonra tatmin olamayıp daha fazlasını otomatik olarak isteyeceksiniz. Çünkü insanoğlunun nefsi tatminsizdir.

Bu gibi şeylere sahip olsak bile bir süre sonra doymadığımızı fark edeceğiz. Bu sürekli bir döngü içerisine girecek ve tatminsizlik devam edecektir. Hep daha fazlası, daha fazlası ve daha fazlası.. Nereye kadar düşünür müsünüz? Elbette hiçbir yere kadar. Elde var sıfır. Mutluluk eşya, para, mal, mülk ile ölçülecek bir şey değildir aksine bunları daha çok artırma arzusuna sürükleyecektir bizleri. Bu da tatminsizliğe yol açar.

Gerçek mutluluk kendi benliğinizi bulduğunuz maddiyatla ölçülmeden yapılabilen bir olgudur. Zengin insanların çoğu bu yüzden tatminsizdir ve daha fazlasını ister ve sahip olsa da mutlu olamadığını söyler. Mutluluğu bir kağıt parçasına, bir eşyaya, bir insana bağlamayın. Kendinizi mutlu edecek şey yine kendinizden geçer..

Faydalı olabileceğini düşündüğüm güzel bir belgesel: Minimalizm.
Sevgiyle kalın..
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Cinsel Yaşam
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer 
