Günümüzde "Yalnızlık" kavramının tanımı, ne derece doğru?

Yalnızlığın tanımı, diğer bir çok kavramda da olduğu gibi günümüzde, oldukça yanlış ve bilinçsiz bir şekilde yapılmakta. Bir çok insan “yalnız” olduğunu düşündüğü için yeri geliyor yaşantısından soğuyor, yeri geliyor kendisini çevresinden soyutluyor ve gün geliyor bu durumun yarattığı olumsuz zihniyet yüzünden kişi kendisini tanıyamaz bir hale gelebiliyor. Fark edilmesi gereken asıl nokta şu ki, bir insan başkalarına ihtiyacı olduğunu hissetmemeli, başkalarının yokluğunu aramamalı, kendisine yetmeyi bilmeli…
Düşünün ki sizi çok seven bir aileniz var. Her zor zamanınızda yanınızda olmuş, tüm problemlerinizi çözebilmek adına var gücüyle uğraşmış, mutsuz veya mutlu her anınızı sizinle paylaşmış, sizi seven insanlar var. Öncelikle kişi bilmelidir ki, bu büyük bir kazançtır, yalnız olmadığının kanıtıdır, düştüğünüzde sizi yerden kaldıracak birilerinin olduğunun göstergesidir.
Yeri gelir bazı kişiler bu güzelliklerin varlığından haberdarken, ısrarla hayatı kendilerine zor bir hale getirmek için uğraşırlar, isterler ki kahve içmeye gidebilecekleri, beraber gezip zaman harcayabilecekleri arkadaşları olsun yanlarında. "Anormal bir durum değildir" bu, herkes ister güveneceği bir dostu olsun, aile ile paylaşılamayan veya paylaşmaya çekinilen konuları anlatabileceği birisi olsun yanında.
Neden bu kadar zor birilerine güvenebilmek?

Fakat ne yazık ki gün geçtikçe insanlar, karşılıklı ilişkilerin temelinde yatan “güven” kavramının kazanılmasında tedirginlikler yaşayabiliyorlar. Bunun altında da yatan birçok sebep var elbette ki, en yakın örnek de, sosyal medyanın gün geçtikçe aktif bir hale gelmesi. Kişiler, sosyal medya ve internet sayesinde daha çok olaya tanık oluyorlar, iletişim kurabilmenin bu denli kolay olduğu bu dönemde, karşılarındaki insana güvenmeye çalışırken, çok daha dikkatli ve tedbirli davranıyorlar. Oldukça da mantıklı, olması gereken bir hareket bu. Hele ki bunların üstüne de geçmiş yaşamında kişiler, belirli olumsuzluklar yaşadıysa, kolay kolay kimseye güvenemez bir hale gelebiliyor.
Yalnız olmak, sevgilinin olmaması demek değildir. Yalnızlık, beraber vakit geçiremediğin arkadaşlarının olmaması ile alakalı da değildir. Evet, bu olgular güzel şeyler, insanı mutlu eden, insana huzur veren durumlar. Her insanın isteyeceği güzellikler, fakat bunların olmaması insanı mutsuz edebilir fakat yalnız hissettiremez.

Yalnız olan insan, kendisiyle iletişim kuramayan kişidir. Yalnız olduğunu düşünen birey, kendisine yetmeyi bilemeyen insandır. Başkalarına bağlı bir yaşantı kurmak, insanın benliğinin gelişimini de etkiler, karakteristik yapısının sağlam temellere oturmasını da. Demiyorum ki ömrünüzün sonuna kadar arkadaşınız olmasın, hiç kimseyle iletişim kurmayın, yalnız olun ve mutsuz olduğunuzu da kabullenin. Asıl anlatmak istediğim, bir insan bu gibi durumların eksikliği yüzünden kendini odaya kapamamalı, moralini bozup yaşantısından kopmamalı, amaçları uğruna çabalamaktan vazgeçmemeli...
Yalnızlığın asıl tanımı, düşünülenden çok farklı...

Kendi yaşantımdan bir örnek vermem gerekirse, üniversite yıllarım olsun, lise hayatım olsun fark etmez, çevresi oldukça geniş ve sosyal olarak oldukça aktif bir insandım, ki hala da öyleyim. Her şeyi dozunda yaşamayı bilirdim, üniversitenin en zor bölümlerinden birini birincilikle bitirmeyi başarırken, bir yandan da sosyal yaşantımı sürdürmeyi bildim her daim.
Üniversitedeki ilk yıllarımda, çok iyi anlaştığım arkadaşlarım oldu, her gün beraber yemek yediğimiz, her sıkıntımızı birbirimize anlattığımız dostlarım. Fakat gün geldi ve tüm bu dostluk, samimiyet kavramları yerle bir oldu, hele ki yakın zaman sonra da çok sevdiğim kız arkadaşımdan da benzer bir olumsuzluk gördükten sonra, işte o gece evime döndüğümde odamda saatlerce düşündüm kendi kendime. “Neden” sorusunu sordum saatlerce. Bir türlü yanıt bulamadım ne yazık ki. Hatam mı oldu diyorum, yanıtı yok. Yanlış mı anlaşıldım diyorum, onunla da hiç alakası yok.

Bu olayların üst üste gelmesinden sonra, bir süre kendime gelemedim. Belki tecrübesiz olduğumdan, belki de hayatta daha ciddi mevzularla karşı karşıya kalmadığımdan.
Ben evimde, bana zararı dokunan insanlarla neden aramızın böyle olduğumu sorguladığım günlerin birinde, gece yarısı gelen bir telefonla, hayatımda en çok sevdiğim insanlardan biri olan, bir aile büyüğünü kaybettiğimi öğrendim. O an, tek düşündüğüm şey o oldu. Ne arkadaşlarım aklıma geldi, ne de ayrıldığım eski kız arkadaşım. Haftalarca, zihnimdeki çıkmaz sokaktan tam tersi yönde yürüyüp, başladığım noktaya dönebilmek için uğraşırken ben, döndüğüm yolun da tıkandığı haberini aldım o gün…
Günler geçti, haftalar, aylar… Kendi kendime sordum sonunda sormam gerekeni...
“Bunca şey yaşadın, sosyal bir insandın, her şeyi dozunda yaşadın belki de fazlasını, her güzelliği gördün, sonuç ne oldu?"

Sonucu söylememi ister misiniz, koca bir sıfır. Bana kazandırdığı hiçbir şey olmadı bu güzel geçmişimin. Aşk acısıymış, dostun arkandan işler çevirmesiymiş, o kadar boş geldi ki bana bu kaybımdan sonra.
Benim bu yaşa gelmemde büyük emeği olan insanı bir daha göremeyecektim, özel günlerde en güzel kıyafetlerimi giyip, kendisini ziyaret edemeyecektim, yaptığı o güzel yemekleri yeme fırsatım olmayacaktı, “Hoş geldin” diye beni karşılamasını bir daha duyamayacaktım...
İnsanın en iyi arkadaşı, yine kendisidir...

Bunca zorluktan nasıl kurtuldum peki? Tek başıma. Kimseden yardım istemedim, kimseden hayır beklemedim, kimsenin elimden tutmasını istemedim. Bir amacım vardı, beni büyüten insanlara layık biri olabilmek, ayaklarımın üstünde durabilmeyi öğrenebilmek. Genç yaşımda bunu başardım, git gide de yükselmeye devam ediyorum bu yolda. Kim yanımdaydı peki, arkadaşlarım mı? Ayrıldığım sevgilim mi? Sadece ailem yanımdaydı, sadece ben vardım.
Kimse yalnız değildir, bunu unutmayın. Yaşanması güzel, insana tecrübe kazandıran şeyler bunlar evet, birileriyle zaman geçirmek, birilerine güvenebilmek. Fakat hiçbir zaman yalnız değilsiniz. Kimse sizi, sizden daha iyi anlayamaz. Kendinize yetebilmeyi öğrenin, etrafınızdakileri boş verin. Tek başınıza sinemaya gidin, turlara katılın, tatile gidin hatta kendinizle sohbet dahi edin. Kendinizi dinleyin, beklentilerinizi değerlendirin, amaçlarınızı tekrar gözden geçirin...
İnanın bana delirmiyorsunuz, aklınızı da yitirmiyorsunuz, depresyona da girmiyorsunuz. Daha da güçleniyorsunuz, bu hayatta karşınıza çıkabilecek her zorluğa karşı daha sağlam duruyorsunuz. Kendi isteğimle çoğu zaman, tek başıma kalmayı tercih ediyorum, eksiklerim var ise görebileyim diye...
Kendinizi sevin, kendinize güvenin, en yakın arkadaşınızın yine kendiniz olacağını hiçbir zaman unutmayın.
Herkese sevgiler, saygılar...
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar