Kuru soğuğun etkisini alttan alttan hissettirdiği bir hafta sonundan herkese merhaba! Arka planımda Haggard'dan Herr Mannelig parçası çalıyor. Elimde kahvem aklımda yine biraz düşünce. Bence yazmaya başladığımdan beri KizlarSoruyor'un bu özelliğini günlük tutmak gibi görüyorum. Kafam estikçe yazıyorum keyif alıyorum. Bir gün oksijen alıp karbondioksit vermeyi kestiğimde site yönetimine vasiyetimdir; yazdığım benceleri naçizane bir kitap haline getirip herkese ücretsiz dağıtsınlar. Yazmayı seviyorum ben içimi döküyorum buraya, düşüncelerimi paylaşıyorum kendimce. Neyse kısa kes dediğinizi duydum tamam. Kendinizi hiç başkalarından farklı olarak gördünüz mü hiç? Vardır ya hani "ben herkesten farklıyım" hissi ondan bahsediyorum. Aslında çoğu zaman herkesten farklı olduğumuzu düşünürüz de bunu bir türlü kabul etmeyiz. Bugün irdeleyeceğim konu da tam bunun üzerine. Yaklaşın haydi başlıyorum!

Biraz da zeka eklendiğinde sosyopatlığa evrilen bir düşüncedir.

Sosyopat insanların aşırı zeka ürünü olduklarını hepiniz bilirsiniz. Filmlerde bile bizlere öyle yansıtılırlar. Mesela Hannibal Lecter, kendini diğer insanlardan farklı gören bir düşünce yapısına sahipti. Sosyopatlığın temel adımlarından biridir kendini herkesten farklı görme hissiyatı. Yalnızlaşırsınız ve diğer insanlar sizin için alelade benzerliklerden ibarettir. Zeki insanın hali başka demeyin sakın bir müddet sonra tamamen canavar ruhunuzu ortaya çıkaracaktır.
Sen herkesten farklısın şeklindeki yalanlara kanmanın sonucudur. Sonu hüsrandır.

İnsan dediğin oluşum gazla çalışır mı? Maddenin gaz halinden bahsetmiyorum, yakıt olan gaz da değil bu; "Yaparsın edersin, sen çok farklısın, senin üstüne yok bir tanesin" gibi dolu dizgin tutarsız gaz bulutlarından bahsediyorum. Bir kişiye gaz verdiğiniz sürece görün bakın nasıl da kendini ayrı dünyaların insanı zannediyor. Aldınız mı başınıza belayı?
Herkesin diğer insanlardan farklı olduğunu düşünmesi sonuç olarak herkesin yine aynı şeyi yapmasıyla sonuçlanıyor.

Üzgünüm bir Einstein ya da Tesla değilseniz siz de herkesle aynısınız. Böyle insanlar zekalarının farklı olmasının yanında bu niteliği kullanıp isimlerini tarihe altın harflerle kazımışlardır. Peki sen ne yaptın? Farklıyım demekle bir sonuca varamıyorsan olduğun yerde sayarsın sadece. Yahu bir mantığınla irdele şu olayı ne kadar farklı olabilirsin ki? Duyguların, düşüncelerin illaki farklıdır ama diğer insanların üstünde değilsin eşitsin. Belli bir kümede kesişiyorsun.
Bu kişilerin öz güveni kolay yıkılır, çünkü insanların sosyal ve birbirine benzeyen canlılar olduklarını bilmezler.

Replikayız replika! Her insan bir diğerinin kopyasıdır. Ne kadar düşüncelerimiz, karakterimiz falan farklı olsa da bir yerde bizi biz yapan unsurlar konusunda birbirimizin aynısıyız. Farklılıklar insanın kendi içindedir, toplumda standart olarak algılanırız. Haliyle kendini çok farklı olduğuna şartlayan bir insanın öz güveni de bu bağlamda çıtkırıldım olacaktır.
Fazlasıyla ego barındıran bir histir.

Ben ben ben! Hep ben, yine ben, daima ben! Herkesten farklı olduğunu düşünüp kendimizi olmadığımız yere koymak yerine insanları kitap sayfaları gibi düşünebiliriz. Okuyup, öğrenip, deneyimledikçe bütüne ulaşırız. Ufkumuz açılır, tamlanırız.
Herkeste vardır biraz. Aslında doğrudur; herkes farklı bir birey, farklı düşünce, farklı davranış, farklı tiplerdedirler.

Şimdi ben öyle düşünmüyorum ayaklarını geçiniz lütfen. Birey olarak değişik düşünce yapısına sahipsiniz. Karakteristik özellikleriniz falan farklı. Yani kimse tek tip değil. Evet benziyoruz ama bazen de ayrılıyoruz belli konularda. Bunun derecesi önemli tabii ki. Kendinizi bulunmaz Hint kumaşı sanmayın da kontrollü olun yeterlidir.
Bir çeşit ergenlik sancısıdır.

Hormonların verdiği yetkiye dayanarak sizi sorgulamamaya davet ediyorum. Evet ergenlikte çoğumuz diğerlerinden farklı olduğumuzu düşünürdük. Daha kişiliklerimizin tam oturmadığı, şöyle beynimizin halis mulis nitelikli şekilde çalışmadığı sorgulamadığımız o geçmiş yıllar... İnsan sorguladığında aslında varoluşsal amacından bir nebze pay sahibi olabiliyor. Aslında farklı olmadığını belli ölçülerde değişiklikleri olsa da herkesten birer yansıma olduğunu idrak ediyor.
Tebrikler şizofreniye doğru yol alıyorsunuz demektir.

Tıpkı sosyopatlık gibi yine psikolojik bir etkiyle karşı karşıyayız. Kendini diğer insanlardan soyutlayarak farklılık hissine kapılan kişilerin şizofren olma olasılığı yüksek. Çünkü bu tip insanlar kendilerini hep başka hissederler. Diğerleri gibi değillerdir kendi hayal dünyalarında yaşarlar. Onlar bu alanda krallığı kimseye kaptırmazlar. Mental olarak kendinizi bu hislere kaptırmayın. Sonuçları çok vahim oluyor.
Abraham Maslow burada da karşımıza çıkıyor! Nasıl bir piramit yaptın Maslow amca Antik Mısırlılar bile şaşkın!

İnsan; fiziksel, barınma, güvende olma gibi temel ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra sevilip, ait olmaya ihtiyaç duyar. Bu psikolojik ihtiyaçlar da karşılanınca, daha lüks olarak sınıflandırabileceğimiz; entelektüel gelişim gelir. Bu basamak da, kendini özel hissetme ihtiyacına gebedir.
Bu hissin gerçeği yansıtmadığının farkında olabilmek çok daha önemlidir.

Uykudan uyanın, rüyanın en güzel yeri olduğunu biliyorum ama biraz özünüze dönmeniz lazım. Ütopyanızda oluşturduğunuz rolleri de bir kenara bırakın lütfen. Realist olun gerçekten buna ihtiyacınız var. "Öz analiz çok az kişinin gerçekleştirebildiği bir durumdur ve çok değerlidir" der Alfred Adler.
Cristopher Lasch "The Culture of Narcissism" adlı kitabında belirttiği üzere, insanların gittikçe daha bencil olmaları ve diğerlerinin üzerine titremeyi hor bir davranış olarak görmeleriyle sonuçlanabilir.

Önceliğiniz her zaman benliğiniz olacaksa farklılıklarınızın getirisi olarak kendinizi daha da yükseklerde göreceksiniz. Diğer insanların üzerine basarak arşa ermek gibi bir iç güdünüz gelişecek. Bencilliğiniz sağlıklı düşünmenizi bile engelleyecek. Kararlarınız tamamen tek düzlemde kendi lehinize olacak.

"Sadeliğin, onurun zevkine; nesnelerin özünü ve evrende kapladıkları yeri, varlıklarının ne kadar süreceğini, içlerinde hangi öğeleri barındırdığını, kime ait olduklarını, kime ne sunabildiği ve de kimin onu alabildiğini bilmenin zevkine ne zaman varacaksın?" Marcus Aurelius
Bazılarının hapishanesidir!

Şöyle ki; soracak olsanız, muhtemelen, başkalarının gözünde nasıl biri olduğu düşüncesini hiç aklına bile getirmediğini söyleyecek olan; fakat aksine, başkalarının kendisiyle ilgili yargılarını, kendisinden gizlediğini zannettiğinden bile daha fazla önemseyen; ve de başkalarının, dışarıdan onu, kendisinin kendini gördüğü ya da gördüğünü sandığı gibi algıladığı şeklinde mutlu bir yanılsama içerisinde olanların kendilerini farketmeden kapattıkları bir hapishaneye de dönüşebilir.
Farkındalıklar iyidir, insana değer katar. Algılarınızı genişletir bakış açınızı yükseltir. Fakat unutmayın ki her şeyin fazlası zararın ta kendisidir. Gücünüzü kontrollü kullanın kararlı olun. Diğer insanlara saygı göstermeyi, farklılıklarınız yüzünden onlardan üstün olduğunuzu düşünmeyi bir kenara bırakın. Herkesten bir şey öğrenebileceğinizi unutmayın. Şimdi oturup uzun uzadıya düşünmesiniz de kafanızın bir köşesinde bu olgu hep var olsun. Anlaştık mı?
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
En İyi Cevaplar