Bir odaya sığan hayatlar mı yaşıyorsunuz?

Her gün binlerce kişi dört duvar arasında, bir kameraya gülümseyerek saatlerini harcıyor. Dışarıda gerçek bir hayat akarken, onlar sanal bir dünyada beğeni ve sanal hediyelerin peşinde koşuyor. Üstelik bu sadece vakit kaybı değil… Gittikçe büyüyen bir yalnızlık, bir kopuş, bir tükeniş.

Bigo gibi canlı yayın platformları; başta masum, eğlenceli ve sosyal görünse de, zamanla hayatları alt üst eden bağımlılıklara dönüşüyor. İşinden istifa edenler, okulunu yarım bırakan gençler, iş bulmak yerine yayınla oyalanan işsizler… En acısı da evlilikleri yıkan bu dijital perde arkasındaki ilişkiler.

“Ajans sahibi” adı altındaki bazı kişiler, genç kadınların iyi niyetlerini, hayallerini sömürüyor. Onlara destek olacağız bahanesiyle bir nevi bağımlı hale getiriyorlar. O kadınlar zamanla sadece ekrandaki bakışlarıyla var oluyor, gerçek hayatta kimseye ulaşamadan tükeniyorlar.

Oysa hayat ekranın arkasında değil. Göz teması, dokunuş, gerçek bir kahkaha… Bunlar hiçbir sanal platformda bulunmaz. Yalnızlaştıkça bağlanıyor, bağlandıkça özgürlüklerini kaybediyorlar.

Bu yolda yürümeye devam eden herkese seslenmek istiyorum: Bu uygulamalar size sadece "gösterilen" bir hayat sunar, gerçeği değil. Kapanınca ekran, sessizliğinizle baş başa kalırsınız. Değeriniz ekran başında kaç kişi sizi izlediğiyle ölçülemez.

Kendinize bir şans verin. Gerçek hayata dönün. Yüz yüze sohbetin, güneşin, ailenizin, dostlarınızın kıymetini hatırlayın. Yoksa bu sistem sizi yutar, tüketir ve geriye yalnızca birer “yayın geçmişi” kalır.

Kendiniz olun. Özgür olun. Gerçek olun.
Bir odaya sığan hayatlar mı yaşıyorsunuz?
Cevapla