Artık saçlarını toplamasanda olur, Bırak dağınık kalsın hayatım gibi. Geride bıraktığın saksıdaki kaktüs, kafesteki mavilik, bahçedeki limon ağacı ağlar ardından. Neyi çözemedik seninle anlamadım ki, Zamanda mı kaybolduk , zamana mı tutsak olduk yoksa zamansız mı olduk. Garip bir şeydi ardından ağlamak bu kadar acıtacağını beklemiyordum, Alışırım sandım, yaparım bir başıma, yaşarım hayatı sensiz... yanılmışım. Senin yerine , bahçedeki kuşlar konuşuyor artık , Bana küfür edercesine, susuyorum, dinliyorum , bir yol bulamıyorum... Aynı hataları yaparmıydım bilemiyorum , Belkide önemi yoktu artık nasıl olsa geri gelmeyecekti hiç bir şey.. senin gibi.. Kalan günleri küçük bir odada tek başıma geçiriyorum. .. yokluğun gibi..
Bir odada , yaşayabilir misiniz hayatınız boyunca?
ama sen bıkmadan usanmadan tek başıma bu odada yaşayacağım dersin...
En garibi de buya öldüm der durursun ama yine yaşarsın ☠
hayatım boyunca bir odada yaşamak... yani yapan yapar ama ben beceremeyeceğim için. çünkü bilirsin insanın yemek yeme veya su ihtiyacı olurya ⚱, hiç bir odada tek başıma kalmamıştım. ama denenebilir, güzeldir. zamanı geldiğinde denemek istiyorum hiç denemedim :)
Bırak rüzgarda gelsin ardından beni sana savuran da o değil miydi? 'Gitme'de demem bilirsin senden sonrası sonbahardır ama ben zaten her şeyin sonundayımdır... Geride bıraktığın kalbime bastırıyorum içtiğin son sigara küllerini, bırak onlarında izi kalsın içimde ki sızı gibi... Yağmurda atıştırmayı bıraktı şimdi, bilirsin zaten senden sonrası hep bir hiçlik denizi... Kalan günlere gözlerinin kahvesinden sığdırıyorum sahi seninde kırk yıl hatrın kalır mıydı şairin dediği gibi?
benim için kapıda savaş var , kapıyı açtığımda üzerime hücum edecek. eğer o kapıyı açarsa ben onun üzerine hücum edeceğim , ikimizde bunu biliyoruz ve kapıda bekliyoruz. belki geçip gitsem bana bir şey yapmaz , belki kapımda bile değil. ama bende kapıyı açacak ne cesaret kaldı , ne kapıyı açmanın bir anlamı. kapıyı açamayacak kadar kibirliyim , odamın etrafındaki duvarlar yıkıldı ama ben hala burdayım , duvarları olmayan bir kapıyı bekliyorum. surları olmayan bir şehrin kapısında düşmanı beklemek gibi , sâhi bu kapıların eli kolu tutuyor da savaşıyorlar mı ki bu düşmanlar hep kapıdan girmeye çalışıyor? yoksa kendini savunamıyor bile bu diyemi ona saldırıyorlar? gerçekten kapılar ne işe yarıyor sence?
kendisine savunma görevi verilmiş bir asker gibi neden vurdayım bilmiyorum , neden bu kapıyı koruduğumuda. kapıya gelenler kapıdan korkmuyor ki geri gitsin değil mi? kapıda ben varım. ama asıl soru kapının arkasında ne var? ben mi kapının dışındayım yoksa bu kapının arkasında bir hazinemi bekliyor? hangi kapı içeri açılıyor hangisi dışarıya açılıyor , şahsen şu an içerdemiyim dışardamı bilmiyorum. etraf karanlık , içimde bir umutla ayışığını bekliyorum , etrafı görmek için. karanlıkta kaldığım için başka bir seçeneğim yok ne yazık , güneş açmıyor... ayışığıda buraya uğramıyor. kapıda bekliyorum , ayışığını.
hepimiz bir kapının arkasında veya önünde durmuyor muyuz? nerde olduğumuzu ve neden durduğumuzu bilmeden. kiminin kapılarının arkasında kişiliği var , kiminin duyguları , kiminin inancı , kiminin öfkesi , kiminin masumiyeti. herkes bir kapıyı korumaya çalışmıyor mu? ya sen? kapıda ne var senin için
peki ya ondan önce napıyordun? sahi bu kapı nerden çıktı ki eskiden böyle bir şey yoktu sanki? değilmi? eskiden bu kapıda beklerdim biliyor musun? içerde arkadaşlarım ve kardeşlerim vardı , evim vardı kapının arkasında. birgün bu kapıyı bırakıp çıkmak istedim , biraz aşık olmak sevmek falan , geri döndüğümde kimse kalmamıştı. o günden beri kapıda bekliyorum , onlarımı yoksa onları benden alanlarımı bekliyorum acaba? bir zamanlar kapıma gelmelerini beklemektense gider onları bulurum , hepsini yok ederim ve bundan kurtulurum diye düşünmüştüm , karanlıkta ilerken gene bu kapıya denk geldim. ve ne zaman dışarı çıkmaya kalksam önümde sürekli bu kapı var. gerçekten bu kapıyı kim koydu oraya?