40 Zengin Renk Seçeneğinden Biri Mutlaka #İstediğinRenk
Kapat

İkinci Dünya Savaşının Akılalmaz Savaş Makineleri!

reisaga

Merhaba Savaş Tarihi meraklıları :)

Yeni benceme hoşgeldiniz. Önceki bencelerimde "Göklere Hakim Olan Uçaklar" dan bahsetmiştim. Hem geçmiş dönem hem de modern dönem olarak. Bu bencemde ise biraz daha farklı olarak, "Karanın ve Denizlerin Hakimi" üzerine, "İkinci Dünya Savaşının Akıl Almaz Savaş Makineleri'ni anlatacağım.

Akıl almaz diyorum, çünkü gerçekten öyle! Mesela 70.000 ton ağırlığında bir savaş gemisi hele ki o günün şartlarında akıl alır şey değil. Ya da 1300 tonluk bir top veya ilk güdümlü roketler ve füzeler, ağır tanklar, denizaltılar...Lafı fazla uzatmadan anlatmaya başlayayım.
Keyifli okumalar...

İkinci Dünya Savaşı modern savaşların temelini oluşturmaktadır. Bu savaşta kullanılan; roket ve füze teknolojileri bugün kıtalar arası ve uzaya mekik gönderilen roket teknolojisini ve her türlü güdümlü füze teknolojisinin temelini oluşturmuştur. Ayrıca etkileri günümüze kadar süren bir savaş olmuştur. Keza ilk jet motorlu, roket motorlu, hayalet avcı ve bombardıman uçakların ilk prototipi bu döneme rastlar. Ve daha niceleri...

1- Gustav Topu

İkinci Dünya Savaşının Akılalmaz Savaş Makineleri!

Listeye yine Alman yapımı silahlar ile başlıyoruz. Gerçekten hayranlık uyandıran bir teknoloji. 😊

İlk sırada benim en çok sevdiğim devasa Gustav Topu var. Schwerer Gustav ya da Büyük Gustav adıyla da bilinen bu top, tüm zamanların üretilmiş ve ateşlenmiş en büyük savaş topudur. Büyüklüğü sebebi ile hareket ettirilmesi çok zordur. Hareket ettirilmesi için öncesinde istikametine demir yolu döşenmesi gerekmektedir. Küçük bir analiz yapalım: Bir tankın maksimum ağırlığı 100 ton olsa, ki böyle bir tankın olması çok zor, bu topun ağırlığını ve boyutunu, gerisini siz düşünün. ;)

Gustav Topu 80 cm çapında bir namluya sahip idi. Ağırlığı ise 1350 ton, evet yanlış duymadınız tam 1350 ton. Tabi bu boyutta olması, topu hareket ettirmeyi neredeyse imkansız hale getiriyordu. Ayrıca 32,5 m uzunluğunda bir namlusu var idi. Ve toplamda 47 metre uzunluğu ile 48 km uzağa ateşleme yapabiliyordu. Kullanılan mermi ağrılığı ise 4800 kg idi. Bir otomobil ağırlığı kadar ;)

Temel amacı; geniş alana sahip istihkam mevkilerini yok etmek idi.

Fransa'nın Magino Hattını yarmak için kullanılması düşünülmüş ise de Fransa' nın beklenenden çok erken düşmesi (45 gün zor dayandılar :D) bu topun kullanımını geciktirmiştir. Almanya bu topu Barbarossa Harekatının Sivastapol Kuşatmasında kullanmıştır. Mermisi ve çıkış hızı o kadar güçlüydü ki Severnaya koyunda yer alan 30 metre derinlikteki mühimmat deposunu imha etmeyi başarmıştır. Ayrıca 7 m kalınlığında betonu ve 1 m kalınlığında çeliği delebildiği gözlemlenmiştir. 30 -45 dakika aralığında bir atış yapabiliyor idi. Günlük atış aralığı ise 14 idi. Tabi bu kadar az atış yapma sebebi, daha önce söylediğim gibi devasa boyutlarda olması idi.

Parçalar halinde tren vasıtası ile hareket ettirilen bu silahı operasyonel hale getirmek için 250 kişinin 54 saat montaj işi yapması gerekiyor, hareket ettirilebilmesi için 2500 kişinin tren rayı döşemesi gerekiyor ve bu devasa silahı hava saldırılarından korumak için ise 2 hava savunma bölüğünün silahın korunması ile görevlendirilmesi gerekiyordu ve nitekim bu akıl almaz silah, teknoloji, insan gücü ve kaynak israfı olarak görünüyor.

2- U-boat

İkinci Dünya Savaşının Akılalmaz Savaş Makineleri!

Sıradaki durağımız: U-Boat diğer adı ile Atlantik'in Korkulu Rüyası. Almancada U-boot olarak geçmektedir. Denizaltı anlamına gelen "Unterseeboot" kelimesinin kısaltılmış halidir. Alman yapımı olan bütün denizaltılar için kullanılmıştır bu kavram.

Atlantik Okyanusu’nda üstünlük kurma savaşındaki en büyük etkenlerden biri olan Alman U-boat denizaltıları Başkan Winston Churchill kendi günlüklerinde “Beni savaş sırasında en çok korkutan şey u-boat tehlikesi idi” notunu yazdırmıştır ve Almanya dönemin en büyük denizaltı filosuna sahiptir.

İkinci Dünya Savaşı'nın başında Karl Donitz'in, ki kendisi denizaltı filosu komutanı olur, "Kurt Kapanı(Wolfpack)" taktiği ile geliştirdiği bu denizaltılar özellikle savaşın ilk yıllarında müttefik konvoylarına ağır kayıplar verdirmiş, ikmallerini aksatmışlardır.

Savaş bittiğinde ise acı tablo ortaya çıkmıştır: Neredeyse 3000 Müttefik gemisi (175 savaş gemisi ve 2825 ticaret ya da lojistik amaçlı gemi) U-boat dan ateşlenen torpidolar ile batırılmıştır.

En yaygın olarak kullanılan ve en çok üretilen “Workhorse (İş beygiri)” adıyla anılan Type VII modeli idi. Bu model U-boat, 230 metre derine kadar inebiliyor ve 15700 kilometre görev menziline sahip idi. Ayrıca suyun altında 14.1 kilometre hızla hareket edebilen korkutucu bir silahtı. Bu model, 52 kişiye kadar çıkabilen mürettebata sahipti ve 5 adet torpido tüpünde toplamda 14 adet torpido taşıyabiliyordu. Yine suyun üzerinde de kendini koruyabilmesi için 1 adet 8.8 santimetrelik gemi topu yerleştirilmiş ve çeşitli uçak-savar bataryaları ile donatılmış idi.

Alman denizaltı tehlikesi Müttefik devletlerin sonar ve radar sistemlerini geliştirmesini sağlamıştır. Tabi bunun sonucunda ise Almanların deniz hakimiyeti sona ermiştir. Alman yapımı kodlama cihazı "Enigma"nın Müttefiklerce ele geçirilmesi ise Alman planlarının öğrenilmesine sebep olmuştur.

Bu konuda size bir film tavsiyesi vermek istiyorum: U-571. Alman denizaltıları anlatan bir film.

3- Bismarck

İkinci Dünya Savaşının Akılalmaz Savaş Makineleri!

Ee, U-boot tek korkulu rüya değildi tabi ki. Kendisi denizin altındaki kabus idi. Bir de denizin üstündeki korku salan, daha büyük bir kabus vardı: Bismarck.

Almanya'nın Birinci Dünya Savaşı sonunda imzaladığı Versay Anlaşması ile büyük çapta savaş gemisi üretmesi yasaklanmıştı. Böylece önemli bir savaş gücü ellerinden alınmış oluyordu. Ancak Nazi Almanyası, 16.000 tonluk "Amiral Graf Spee" adlı gemiyi yaparak bu anlaşmayı bozmuştur. Bir yıl sonra ürettiği 51.000 tonluk Bismarck ise denizlerin en korkulan zırhlısı olmuştu.

İsmini Almanya İmparatorluğu'nun "Demir Şansölye" si Otto von Bismarck' tan almıştır. I. Dünya Savaşı sonucunda imzalanan Versay Antlaşması çerçevesinde Almanya'nın 35.000 tondan büyük savaş gemisi yapmasına izin yoktu fakat yönetime geçen Nazi Partisi iktidarı anlaşmalara uymayarak Birleşik Krallık ile denizlerdeki farkı kapatmak için yaptığı görkemli savaş gemisidir."

Bismarck'ın ilk görevi Rheinübung Harekâtı olmuştur. O'nun Atlas Okyanusu'na çıkmasını engellemek isteyen Kraliyet Donanması, Danimarka Boğazını kapatmaya çalışmıştır. Çıkan çatışmada Kraliyet Donanması sancak gemisi HMS Hood'u beş salvo atışında(bu atışlardan üçü tutmuştur) boğazın serin sularının dibine göndermiştir. Bu harekat ona büyük bir ün kazandırmıştır.

Rheinübung Harekâtı dahilinde, Atlantik'teki ABD ile İngiltere arasındaki ticaret ve lojistik trafiğini kesmek için kendisine eşlik etmek amacıyla ağır kruvazör Prinz Eugen görevlendirilmiştir.

1940’ta Müttefiklerin çözdüğü bir şifreli mesaj ile uzunca bir süre
takip edilen Bismarck; 1 uçak gemisi, 3 zırhlı savaş gemisi, 3 kruvazör ve 6 destroyer tarafından sıkıştırılmış ve yaklaşık iki saat süren savaş neticesinde batırılmıştır.

Bismarck bu savaşta, dünya savaş tarihinde hiçbir geminin gösteremediği inanılmaz bir dayanıklılık örneği göstermiştir. Her çap ve kalibreden yüzlerce isabet aldığını göz önüne alırsak, Bismarck'ın gücü daha iyi anlaşılır. Aksine Hood ise Birmarck'tan aldığı sadece üç isabette batmıştır. Tabi sonunda ise Bismarck'ı, İngilizlerin eline geçmesini istemeyen kendi mürettebatı batırmıştır.

Savaş boyunca Bismarck üzerine 2876 top mermisi gönderilmişti, bunlar ;

Rodney' den 380 adet 40.6 cm, King George V'den 339 adet 35.6 cm, Norfolk'dan 527 adet 20.3 cm, Dorsetshire' dan 254 adet 20.3 cm, Rodney'den 716 adet 15.2 cm, King George V'den 660 adet 13.3 cm.

Bu derece yoğun bir ateş sebebiyle hiçbir zaman tam olarak kaç tanesinin isabet ettiği bilinemeyecektir. Ancak büyük bir kısmı çok yakından ateş ettiğinden 500'ün üzerinde isabet aldığı tahmin edilmektedir. Ayrıca birçok torpido yarası almıştır.

2249 kişilik mürettebattan sadece 115 kişi hayatta kalmıştır.

Yine başka bir film önerim: Battle of Hood and Bismarck.

4- Yamato

İkinci Dünya Savaşının Akılalmaz Savaş Makineleri!


Avrupa' dan yönümüzü Asya' ya Uzak Doğu'ya çevirelim. Diğer bir Miğfer devleti olan Japonya'ya. İşte dünyanın her bakımdan en büyük gemisi, Yüzen Ada da diyebiliriz.

Adını eski bir Japon bölgesi olan Yamato'dan almıştır. Bu savaş gemisi, hem kendi sınıfının hem de dünya çapında üretilen en ağır, en güçlü ve en büyük savaş gemisidir. Tam cephane yükü ile 72.800 ton ağırlığa sahipti. Namıdiyar yüzen ada :D .Yine kardeş gemisi Musashi'de bu sınıflandırmaya dahildir. Ana silahı olan 46 cm Type-94 topu bir savaş gemisine monte edilmiş en büyük silahtır. Yâni gerisini siz düşünün, bu özellikte bir gemi ve silah donanımı. Gercekten akıl alır gibi değil. Ancak bu kadar güçlü olmasına rağmen bu iki gemi de savaştan sağ çıkmayı başaramamıştır.

Pearl Harbor Saldırısı'ndan bir hafta sonra hizmete giren Yamato, 1942 yılı boyunca bayrak gemisi olarak görev yapmıştır. Aynı yıl haziran ayında gerçekleşen Midway Savaşı'nı Amiral Isoroku Yamamoto bu geminin kaptan köşkünden yönetmiştir. Midway yenilgisinden sonra 1943 yılı başında Amiral Isoroku Yamamoto’nun yönlendirdiği donanmanın önderliğini, kız kardeşi olarak adlandıran Musashi'ye teslim ettikten sonra 1944'e kadar çatışmalara katılmadı.

1944'te Japon deniz üslerinin bulunduğu Truk ve Kure'ye Amerikan saldırıları arttı. Japon Donanması buna cevap olarak Yamato'yu oraya gönderdi. Bu yüzden aynı tarihlerde gerçekleşen Filipin Denizi Savaşı' na katılamadı.

Yamato devasa toplarını sadece bir kez ateşledi. Ekim 1944'te Leyte Körfezi Savaşı'nda kara hedeflerini bombaladı.

1944 yılından itibaren savaş Japonların aleyhine dönmüştü.1945 yılı başında ise Yamato ve yanındaki görev gücü çökmüş, yakıtı neredeyse tükenmiş bir şekilde ana karaya döndüler. Amerikan ordusunu durdurmak için çaresizce Yamato'ya saldırı emri verildi. Nihayetinde, 1945 yılında, Japon donanmasının en efsanevi gemisi olarak hizmet vermiş olan Yamato zırhlısının son görevi ise tam bir "intihar görevi" olmuştur. Okinawa'ya saldıran düşman kuvvetini yavaşlatmak amacıyla gerekirse kendini karaya oturtması ve savaş dışı kalana kadar adaya çıkan düşman askerlerini vurması emri verildi.

Yamato henüz yoldayken Amerikan keşif uçakları ve denizaltıları tarafından tespit edildi. Amerikan uçak gemilerinden kalkan uçaklar Japon donanmasının bel kemiğine karşı harekete geçtiler.

7 Nisan 1945 günü yaklaşık iki saat süren çarpışma sonunda Yamato, onbir torpido ve altı bomba isabet etmiş ve ağır hasar alarak batmıştır. 3.000 kişilik mürettebattan sadece 277 kişi kurtulabilmiştir. Amiral Seiichi Ito da kurtulamayanların arasındadır. Amiral Yamamato ise bilindiği üzere daha önce bir suikaste kurban gitmişti.

Duygulanacağınız bir film önerisi daha vericem: Son Görev Yamato. Böyle bir dev geminin batışını ve Japon halkının umutlarının dövüşünü izleyeceğiniz bir film.

5- Shinano

İkinci Dünya Savaşının Akılalmaz Savaş Makineleri!

Japonlar ile yolumuza devam ediyoruz.

1944 yılı Japon yapımı olan bu uçak gemisi, supercarier (süper taşıyıcı) olarak da bilinmektedir. Yamato sınıfı olan bu gemi, o döneme dek üretilmiş en büyük uçak gemisi özelliği de taşıyordu. Öncülleri gibi bu gemi de çok yüksek bir tonaja sahip idi: 65.800 ton. Yani bir bakıma, yüzen ada ya da dev de diyebiliriz. Zaten şu dünya savaşında iki çılgın vardır: Almanlar ve Japonlar. Bunların devasa yapıtları başlı başına bir şaheserdir.

Su çizgisinde en kalın yerinde 400 mm ve güvertede 75 mm zırha sahipti. Silah donanımı ise; 8 adet ikili çok amaçlı top, 35 adet üçlü 25 mm uçaksavar topu ve 12 adet uçaksavar füzesi bulunduruyordu. Ayrıca 47 uçak taşıyabilecek bir kapasiteye sahip idi.

Üretimi tamamlandıktan sonra 19 Kasım’da Yokosuka Limanı’ndan ayrılan Shinano,
yakınlarda görülen ve keşif uçuşu yapmakta olan Amerikan bombardıman uçağının görülmesinden sonra Japon amiralden 28 Kasım’dan önce Kure Limanı’na yönelmesi için emir almıştı.

Gemi komutanı Abe, geminin bazı bölümlerinin, elektrik aksamının ve kompartmanların henüz tamamlandığını hatta bazı noktalarda eksik olduğunu ve mürettebatın da yetersiz eğitimde olabileceğini söylese de talebi reddedilen Shinano, 28 Kasım sabahı; 2175 kişilik mürettebat, 300 kişilik liman görevlisi ve 40 sivil ile limandan ayrıldı.

Aynı günün akşamında Amerikan denizaltısı Archerfish ile karşılaşan Shinano, kendisini fark eden denizaltyı ancak takibin başlamasından 1 buçuk saat sonra radarında görebilmiş ve tepki verebilir duruma gelmişti; ancak iş işten geçmiş ve ilk görevi için limandan ayrılan Shinano, aynı günün gecesinde hedef olduğu 4 torpido nedeniyle batmıştı. Böylece Dünya’nın gördüğü en büyük uçak gemisi, aslında çok az insan tarafından görülebilmişti.

6- Ohka

İkinci Dünya Savaşının Akılalmaz Savaş Makineleri!

Sırada başka bir Japon yapımı Kamikaze var.

1944’te Japonya tarafından Kamikaze saldırıları için özel olarak geliştirilen ve üretilen bir uçaktır. Alman yapımı V-1 Flying Bomb' un pilotlu türevi olarak düşünebilirsiniz.

Biz Kamikaze' yi sadece A6M-Zero uçağı için kullanılan bir tabir olarak bilsek de Japonya'nın Pasifik Cephesinde kullandığı her türlü intihar görevi için "Kamikaze" kullanılır. Buna denizaltılar da dahildir.

Roket yakıtı ve jet motoru kullanan bu uçak, bir taşıyıcı uçak ile hedefine yaklaştırılıyordu. Bu teknoloji sebebi bile o günün teknolojisinde tespit edilmesi ve vurulması çok zor idi. Mitsubishi G4M taşıyıcı uçağı tarafından taşınan Ohka, yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz gibi, kendisini taşıyıcı uçaktan ayırdıktan sonra, altındaki 1200 kilogramlık savaş başlığını son sürat hedefine sürer.

Müttefikler uçağın taşıyıcıdan ayrıldıktan sonra üzerilerine sürülen bombayı vurmak için geç olduğunu fark edip taşıyıcıları bir bir avlamaya başladıklarına Amerikan Donanması bir destroyerini kamikaze savaşçılarına kaybetmişti.

7- Fucke-Wolf 200 Condor

İkinci Dünya Savaşının Akılalmaz Savaş Makineleri!

Adolf Hitler’in özel emri üzerine bir tanesi silahsızlandırılıp özel uçağı olarak tasarlanmıştır. Tamamı metal, dört motorlu, uzun mesafe bombardıman uçağıdır. Ayrıca basınç kabini olmadan çıkılabilen maksimum yükseklik olan 3000 metrede uçabilmesi için tasarlanmıştı. Ki o dönemin aynı sınıf uçakları basınç kabini olmadan genelde 1500 metreye kadar ancak çıkabiliyordu.

Dünyanın en modern uçağı olarak nitelendirilmektedir. Beş kişilik mürettebatı ile otuz tam teçhizatlı askeri istenilen noktaya indirebiliyordu. Yine, dört adet dokuz silindir radyal BMW motoru sayesinde 4800 metre yükseklikte 360 km hıza çıkabiliyordu. On dört saatlik uçuş süresi ile 3560 km menzile sahipti.

Silah donanımı ise; ön tarafında bir adet 20 milimetre uçaksavar topu ile kanat yönleri ve arka tarafında dört adet 13 mm makineli tüfeği bulunan bu uçak 5400 kg bomba taşıyabiliyordu.

Uçuş yüksekliği ve gövde yapısından dolayı düşürmesi en zor bombardıman uçaklarından biri olan Condor, pek çok savaş makinesi gibi Üçüncü İmparatorluk Dönemi’nin (Third Reich) karakteristik yapısında yani gösterişli ve karmaşık bir yapıdaydı.


8- B-17 Flaying Fortress

İkinci Dünya Savaşının Akılalmaz Savaş Makineleri!

Gelelim Müttefik cephesine. Şimdi biraz da Amerikan ve İngiliz yapımı teknolojilere bakalım.

Amerika tarafından 1934'te geliştirilmiştir. 1938’de ise kullanılmaya başlanan uçak, testler sırasında çakılmış, bu da anlaşmanın bozulmasına sebep olmuştur. Stabil hale getirildikten sonra 200 adet üretilmiştir. Tabi, askerler tarafından çok sevilmesi üzerine, seri üretimine karar verilmiş ve toplamda 12.731 adet üretilmiştir. Amerikan askerlerince çok sevilmesi onu favorilerden biri haline getirmiştir; ki " Uçan Kale" ismi de kendisine askerler tarafından verilmiştir.

On kişilik mürettebata sahiptir. Bu uçak, dört adet turbo super şarjlı motoru ile 462 km hıza kadar çıkabiliyor ve neredeyse pilotların dayanma sınırına kadar yükselebiliyordu.
1941 yılında, ilk görevine İngiliz Kraliyet Hava Kuvvetleri'nde başlamıştır.

"B-17, İkinci Dünya Savaşı’nın neredeyse her cephesine ya bomba ya da paraşütlü birlik göndererek adeta Dünya’nın her yerinin semalarında kendini göstermiş ve İkinci Dünya Savaşı’nın en çok bomba bırakan uçaklarından olmuştur. (elbette Lancaster’ı geçememiş)

Bu uçağa "Uçan Kale "denmesi silah donanımı sebebiyledir. Sekiz farklı pozisyonda konuşlandırılmış toplamda on üç adet 50 kalibre M2 Browning makineli tüfeği askerin uçağa olan güvenini artırmıştır. Bu donanımı sayesinde üzerine saldıran avcıları savuşturmayı da bilmiştir. Günümüzde kullanılan AC-130 Gunship 'in prototipi diyebiliriz bu uçak için. Kısa mesafe görevlerde 3.600 kg, uzun mesafe görevlerde ise 2.000 kg bomba taşıyabiliyor idi. Ayrıca aşırı yüklendiğinde ise 7.800 kg ağırlık sınırına ulaşabiliyordu.

Boeing firmasının bombardıman uçaklarındaki başarısını gösteren B-17 Uçan Kale daha sonra geliştirilerek B-29 Super Fortress’a dönüşecek ve Enola Gay ve Bockscar ismindeki iki Boeing B-29, Japonya’ya atılan atom bombalarını taşıyan Dünya’nın ilk nükleer bombardıman uçakları olacaktı.

Amerikan Hava Kuvvetleri, savaş öncesindeki tasarımına uygun olarak B-17' yi stratejik bir silah olarak kullandı: Yüksekten uçan, uzun menzilli ve yüksek bombardıman kapasiteli, ancak kolay düşmeyen bir uçak. Ağır savaş hasarına rağmen üssüne geri dönebilmesi ve yaptığı gövde inişleri B-17'yi bir ikona çevirdi. B-24 Liberator'a göre daha düşük menzili ve bomba taşıma kapasitesine rağmen, anketler pilotların B-17'den daha memnun olduğunu göstermiştir. B-17, II. Dünya Savaşı sırasında diğer tüm ABD uçaklarından daha fazla bomba taşımıştır. Örneğin Almanya'ya atılan 1.5 milyon ton bombanın 500 bin tonu B-17'ler ile atılmıştır.

Boeing B-17, Amerika Birleşik Devletleri’nin savaşta yer almasıyla birlikte cephenin tamamında en fazla görev yapan müttefik gündüz bombardıman uçağıdır. B-17'nin başarısı, emsalsiz ağır savunma donanımı ve sahip olduğu yüksek irtifa performansında gizlidir.

9- Avro Lancester

İkinci Dünya Savaşının Akılalmaz Savaş Makineleri!

İngiliz Kraliyet Hava Kuvvetleri’nin göz bebeği olan uçak, ilk uçusunu 1941 yılında yaptı. İkinci Dünya Savaşı’nın en efsane seri üretim makinelerinden olan bu uçak 7377 adet üretilmiştir.

Her biri 1280 beygir gücünde 12 silindirli, sıvı soğutmalı Rolls-Royce Merlin motora ve yedi kişilik mürettebata sahiptir. Saatte 454 km hıza ve 2800 metre yüksekliğe erişebiliyordu.

Bu uçağın gövdesi tahtadan yapıldığı için avcı ve uçak-savar atışına karşı çok dayanıksız idi. Bu sebeple daha çok gece görevlerine kullanılmıştır. Bu zayıflığını örtmek için radarları ve sefer sistemleri geliştirme yolunuz gidildi. Sistemlerden en bilineni 1155 radyo alıcısı ve 1154 radyo vericisidir. Bunlar yol bulma faaliyetleri için kullanıldıkları gibi iletişim ve Mors amaçlı da kullanılmıştır.

Silah sistemleri; Burnunda iki adet, sırt kısmında iki adet ve arka kısmında dört adet Browning Mark II makineli tüfeği bulunuyordu. Normal bomba kapasitesi ile 6350 kg ,genişletilmiş bomba kabini ile de 9979 kg bomba taşıyabiliyordu.

Lancester'ın en önemli özelliği yüksek bomba yükü kapasitesidir. Taşıyabildikleri bomba yükü dönemindeki uçakların neredeyse iki katıdır. II. Dünya Savaşı'nda kullanılan en büyük bomba olan Grand Slam'i de bu uçaklar taşımıştır. Bu bomba yaklaşık 9944 kg dır.1942 -1945 yılları arasında yılları arası 156.000 operasyonda görev alan Lancaster'lar yaklaşık olarak 608.612 ton bomba bırakmıştır. 3.249 da kayıp vermişlerdir. Sadece 35 Lancaster 100'den fazla görev yapmayı başarmış bunların en uzun ömürlüsü 139 görevi tamamlamıştır. Bu uçak 1947 yılında hurdaya ayrılmıştır."

İkinci Dünya Savaşı’nın en başarılı operasyonlarında adı geçmektedir. Bunlardan biri de Ruhr havzasına yapılan Chastise Operasyonudur. Bu operasyonun amacı Almanların hidro elektronik santrallerini yıkmak ve Alman sanayisini sekteye uğratmaktı.
Almanya’nın sanayisini hedef alan baraj baskınlarında Branes Wallis tarafından özel olarak geliştirilen ve temelde su üzerinde seken bir varile benzeyen "zıplayan bombayı " taşıyan uçak olmuştur. Bu görevdeki başarılarından dolayı Dambusters(Barajları Yıkanlar) adını almışlardır.

Alman zırhlısı Tirpitz'i batıran yine bu uçaktır. Bu saldırıda Tall Boy bombası kullanılmıştır.

Savaşın sonuna doğru Japonya'ya saldırmak için "Tiger Force" adı altında hazırlığa başlanmıştır. Ancak savaşın bitişiyle bu görevi yerine getirememişlerdir.
Savaş sonrasında ise birçok ülkeye satılmış ve nakliye uçağı olarak da kullanılmıştır.

Avustralya ve Kanada tarafından da kullanılan türevleri ile 1963 yılında son kez piste indi. (Son Lancaster Kanada’da kullanıldı)

Bu uçak ayrıca pilotlarına ve kendisine de tarihte önemli yer edinmiş ve pek çok madalya ile onurlandırılmıştır. Şimdi aklınıza uçağa, gemiye madalya verilir mi, diye gelebilir, evet veriliyor.


10- Katyusha

İkinci Dünya Savaşının Akılalmaz Savaş Makineleri!

Son durağımız ise Sovyet Rusya. İkinci Dünya Savaşı anlatılır da Rusya es mi geçilir!

1939 yılında Sovyetler Birliği’nde hizmete başlamıştır. Günümüzde hâlâ kullanılan nadir silah sistemlerinden biridir.

Katyusha, Sovyet yapımı bir çoknamlulu roketatardır. Özellikle Stalingrad Savaşında Sovyetler Birliği’ nin önemli savunma silahlarından biri olmuştur. Uzunca bir dönem savaşın en büyük sırrı olarak kalmıştır. Bu silahın düşman eline geçmesinden korkan hükümet, sadece gizli servis ajanlarının kullanmasına izin vermiştir.

Katyuşa (Katerina -> Katya -> Katyuşa) adı ünlü Rus savaş türküsü Katyuşa'dan geliyordu. Alman askerleri ona atılırken çıkardığı, ıslığa benzer ses yüzünden Stalinsorgel (Stalin'in orgu) adını vermişlerdi.

Kamyonların, tankların, traktörlerin, uçakların ve hemen her türlü aracın üzerine monte edilebilen bir roket bataryasıdır. Tasarımı çok basittir. Roketleri atmak için ray şeklinde çubuklar ve onları aşağı yukarı oynatmaya yarayan basit bir mekanizma üstüne kuruludur.

Katyuşalar anti-piyade silahı olarak tasarlanmıştır. Atışlarda çok isabet kaydedemese de toplu piyade hedeflerine karşı çok etkili olmuşlardır. Düşman üzerinde korku ve şok oluşturmak için toplu halde kullanılmışlardır, yani bir nevi baraj ateşidir. Alman askerleri üzerinde bu kadar korku oluşturan başka bir silah yoktur. Aynı zamanda tanklara karşı da etkili bir şekilde kullanılmıştır, isabet ettiği çoğu Alman tankını delebilecek güce sahipti.

Yeniden yükleme konusunda topçu atışına göre daha yavaş kalsa da, karşı batarya ateşi gelmeden tüm roketlerini gönderiyor ve yer değiştirip yeni bir pozisyon alabiliyordu. Bu avantaj da ona güven içinde aynı anda çok sayıda roket gönderme imkanı sunmuştur. Yine bu avantaj onu, İkinci Dünya Savaşı’nın ikonik makinelerinden biri haline getirmiştir.

Katyuşa'lar Almanların Nebelwerfer adlı roket havanına karşı geliştirilmiştir.

Katyuşaların ZIS-6 üstüne monte edilmiş modeli BM-13'ler en çok üretilen Katyuşa çeşitlemesidir.

Maksimum menzili 20 km, BM-13 modelinin hedefte etki alanı yaklaşık 400,000 m²'dir.

Ne yazık ki sona geldik. Yakın zamanda tekrar "Savaş Tarihi" konulu bir bencede görüşmek üzere. Sağlıcakla kalınız. 😊

İkinci Dünya Savaşının Akılalmaz Savaş Makineleri!
13
19
Görüşünü yaz

En İyi Erkek Görüşü

  • mehcab
    Ellerine sağlık çok harika süper hazirlamissin... Atatürk ne demiş duunyada keşfedilmiş ve keşfedilecek en büyük silah insandır. Amerikali müzelik dediği tankların bizim tarafimizdan mükemmel kullanıldığını görünce şaşırmıştı..
    Görüş hala geçerli mi?
    • reisaga

      Teşekkür ederim abi 🤗😊
      Ee bazı şeyler yetenek işi. Teknoloji her zaman iş görmez.

    • mehcab

      Teşekkür ederim

    • reisaga

      Rica ederim.

En İyi Kız Görüşü

  • Senin bebelerini okurken fazla bilgi yüklemesinden dolayı başıma ağrı giriyor.
    Beynim bunca bilgiyi almaya alışık değil 😂
    Amaa hakkını yememek lazım yine muhteşem bilgiler vermişsin.
    Parmaklarin dert görmesin 👏👏👏
    Görüş hala geçerli mi?
    • *Bencelerini olacaktı 😁

    • reisaga

      Bu en uzunu oldu ya. Silahların özellikleri ve kullanımından dolayı.
      Ben de bebekleri diye okudum. Çünkü onlar benim gözümün bebeği 😅😋🤭
      Teşekkür ederim. Bir-kac gün içinde devamı gelecek.

    • Günaydın...
      Ve teşekkür ederim...

    • Hepsini Göster

Diğer Görüşler İçin Aşağı Kaydır

Kızlar & Erkekler Ne Diyor

1218
  • fangoria
    Panzer ve elefant tankları ile v2 roketi favorim
    • reisaga

      Benim ki Gustav ve Yamato. Biri kara da öbürü denizde en büyük.
      Ona ilerleyen zamanda el atacağım.🤗😊

    • fangoria

      Anlaştık 🤭

    • reisaga

      Konu çok geniş ya. Ve öyle bir şey ki o kadar çok icat var o dönemde. V1 v2 v3. Me 262, he163, Ohka, t34 vs. Tankı, gemisi, topu, tüfeği. Stg44 mesela. Ilk modern piyade tüfeği tam otomatik

    • Hepsini Göster
  • nazzional
    Uğraşmışsın o kadar teşekkürler çok iyi olmuş bilgi amaçlı meraklısına iyi gelicektir.
    • reisaga

      Evet biraz zaman aldı ama değdi. Teşekkür ederim. 🤗😁

  • _Summer_
    Çok güzel bence bugün ki bilgi kotamız doldu sayende...
    • reisaga

      Teşekkür ederim, ne mutlu size 🤗🙈

  • BLACKQUEENGRANDE
    Çok uzun ama çok güzel bir bence olmuş 😂
    Ellerine sağlık 🌺
    • reisaga

      Bilgi çok fazla. Ayrıca operasyonel bilgi vermezsem yeterince aydınlatıcı olmaz. Sonuçta onları akıl almaz yapan operasyonlardaki kullanımı. 🙈🙄🤭
      Teşekkür ederim 😊

  • Cemm34
    Emeğinize sağlık çok güzel amaeksikler de çok mesela bir BF109 efsanesi yok veya Spitfire ve özelliklele de TİGER tankları
    • reisaga

      Rica ederim 🤗
      Yyoo onlar var ama burada değil.
      Hawker Hurricane, Supermarine Spitfire, Messerschmitt Bf 109. A6m Zero, P 51 vs.
      Diğer bencelerimde bunlar😊😋

    • Cemm34

      Hmm o zaman başka onlar zaten ayrı efsane onlar bambaşka

    • reisaga

      Şu an sadece tanklar üzerine yok.
      Ki havacılık üzerine yapılan gelişmeler çok daha fazla olduğu için, yine havacılık ilgimi çektiği için bu konuda araştırıyorum.

    • Hepsini Göster
  • Pempom
    Onca para. Onca emek bunlara değil barışa insanlığa harcansaymis keske
    • reisaga

      Aslına bakarsan bu da insanlık için. Ama dolaylı, doğrudan değil. Savaş teknolojisi olmasa, bugün çok daha geri bir seviyede olurduk. Günümüzdeki her şey doğrudan ya da dolaylı savaş teknolojisi ile gelişti.

    • Pempom

      Ya evet şimdide biyolojik savaş var

    • reisaga

      İnsanoğlu oldukça savaş var olur. Bunun Önüne geçmek çok zor. Çıkarlar her zaman çatışır.

  • SıkıntıdanGeldim
    İş savaşmaya geldiğinde beyinlerini çok güzel kullanıp böyle şeyler yapmasını biliyorlar
    • reisaga

      İnsanlığın yaratılışında olan bir şey bu, mücadele etmek.

  • fatmakyl
    gayet keyifle okudum şahsen. konu ilgimi çektiği için de olabilir bilmiyorum. teşekkürler
    • reisaga

      Ben teşekkür ederim 😊
      Bence de ilgi çeken bir konu.

  • sessizkaranlık03
    Çok faydalı bilgiler bilmeyenler için. Üzüldüğüm tek nokta Bismark çok kötü bir amirale sahip olması.
  • Bluedabadi
    Emeğine sağlık güzel bilgilendirme.
  • Tuhaf bir bence
    • reisaga

      Biraz ilgi alanı meselesi. 🙈🙄😁

  • Eline sağlık yine aydınlandık 8)
  • StromAnqel
    Yamato ve Shinano baya ilgimi çekti 👍
  • biradetmehmet
    Ne iğrenç bir. savaşmış
    • reisaga

      Ne yazık ki... Hayatın gerçeği.

  • Kara_gözlüm13
    Ellerine saglik
  • selamtatlimnaber
    Çok bilgi verici eline emeğine sağlık
  • Star_Lord
    Okumadim ama cok begendim eline saglik.
  • Ceydacımsus
    Keşke şuanda da böyle makineler olsa keşke
  • Damızlık_Erkek
    Güzel olmuş emeğine sağlık
  • Aɴᴇᴍᴏɴ
    Eline sağlık güzel bir bence olmuş.
  • seksimaymuns
    Ellerine saglik okuyamadim cok uzun
    • reisaga

      Teşekkür ederim. Yeterince kısaltmaya çalıştım ama. En fazla bu kadar oluyor. 🙊🙉🙈😋😁

  • bugencyazar
    bunları liseden hatırlıyorum, konun iyi olmuş.
    • reisaga

      Teşekkür ederim 😊
      Hadi ya lisede var mı bu?
      Bizim zamanımızda ikinci dünya savaşı kitaplarda uoktum

  • HymenaIouss16
    Savaş ne kadar kötü bişey ya tekrar anladım bunu
  • ugur3432
    Harika bir paylaşım
  • oturup bir gün okumam lazım
  • Eziremsem
    güzel bence olmuş
  • Gizli Üye
    Harika paylaşım
  • Gizli Üye
    Çok uzun ama çok güzel
  • Gizli Üye
    Eline sağlık. Güzel bilgiler.
  • Gizli Üye
    Gustav Topu çok tuhafmış reis.
    • reisaga

      Gerçekten öyle. Adamlar döneminin çılgın projelerini gerçekleştirmiş.

YÜKLENİYOR...