Makyaj yapmak günümüz de çok popüler bir bakım yöntemi, hem kendimizi iyi hissetmek hem de estetik gözükmek için yaptığımız uygulamalar bundan asırlar önce nasıl yapılıyormuş merak ettim ve araştırdım bilgilerimi de sizinle paylaşmak istiyorum, hadi başlayalım!
1-Afrika

Bizim özel zamanlarda kullandığımız kına meğerse aslen Kuzey Afrikalıymış. Bizim bugün kullandığımız eyelinerın büyük annesi sürme de aynı şekilde kına ile hemşeriler anlayacağınız. Ağız kokusu için meyan kökü kullanılırmış. Biz şimdi envai çeşit renk ve marka skalasına sahibiz ama o dönemlerde saçlarında ki pigmentleri emekliye ayıran Afrikalılar balmumu ve reçine kullanıyorlarmış. Makyajin yanı sıra savaşmanın da güzelleştirdiğine inanıyorlarmış.
2- Antik Yunan:

Bu hanım ablalar zeytinyağını bol buluyorlarmış diye düşünüyorum, nereyi ararsanız oraya kullanmışlar, saç, yüz, el, ayak. Cildi nemlendirmek için bal kullanılıyormuş ve zeytinyağı söylememe gerek yok diye düşünüyorum. Biz de balı günümüzde maskeler ve peelingler de kullanıyoruz. Yunanlı hanımlar ağır makyajlardan çok bizim günümüzde nude make up diye tabir ettiğimiz tekniği kullanıyormuş. Allık olarak toz biberle , zeytinyağı evet zeytinyağını karıştırıp elmacık kemiklere sürüyorlarmış. Yokluk işte ne yaparsın.
3- Hindistan:

Hintliler kadar garip bir insan topluluğu görmedim ben. Onlara göre makyaj bir ibadet bir uhreviyet gibiymiş. Tanrıların heykellerini gördüyseniz aşırı makyajlılar, kendileri de onlara benzemek için aynı şekilde makyaj yapıyorlarmış. Mercimek ve balı karıştırıp , kurutuyor ve sonra da un haline getirip pudra niyetine kullanıyorlarmış. Beyaz tenli olmak önemli bir meziyetmiş çünkü. Üçüncü göz inancı dolayısıyla kaşlarının ortasına yapıştırdıkları minik taşlara da "bindi" adı veriliyormuş.
4- Antik Roma:

Allah sizi bildiği gibi yapsın Antik Roma ! Cilt maskesi olarak ,hayvan idrarı ve plasenta kullanıyorlarmış. Benim midem burada sohbetten ayrıldı. Gerçekten yorum yapma kabiliyetim ağlıyor şu an. Gece de yüzlerine koyun derisi geçirip uyuyorlarmış. Aferin size ya! Ne kadar gereksiz iş varsa hepsini yapmışsınız. Allık olarak gül kullanılıyormuş, hadi buradan kurtardınız bir nebze , ruj olarak da kaya tozu kullanıyormuş Romalı bacılar.
Bonus:

Osmanlı'da kadınlar vücutlarını keseler , yıkandıktan sonra kişinin ihtiyacına uygun doğal yağlar , başta dirsek , diz kapağı , topuk gibi sert yerlere uygulanırmış. Saçlarını killerle yıkarlar ve uzatırlarmış, yıkanırken kullandıkları sabunlara aromatik bitkiler ekletirlermiş , alkolsüz ve gerçek çiçek özlerinden oluşan parfümleri tercih ederlermiş, allık ve ruj için , gül goncası ve hibiscus kullanıyorlarmış.
Bana en hitap eden uygulamalar Osmanlı'da mevcut, size en hitap eden uygulama hangisi görüşler de belirtmeyi unutmayın. Keyifli ve bilgili bir bencenin sonuna geldik hep beraber. Ben kendi kişisel yorumuma dayalı şu cümleyle bitiriyorum bencemi " ne varsa ecdatta var."

Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
Kızlar & Erkekler Ne Diyor?
Cevap
4Cevap
Emeğinize sağlık, çok harika ve faydalı bir bence paylaşımı.. elinize sağlık
Bindinin anlamını öğrenmiş oldum ve gerçekten de ne varsa ecdadımızda var. Bilgilendirme için teşekkürler.
Kleopratra tam bir efsaneydi, onun kölesi olmayı isterdim
Sana bir 🌹
Şaşırmadım