Finlandiya Başbakanı Sanna Marin, resmi konutunda yaşamasına rağmen her ay ailesinin kahvaltı masrafı olarak 300 euro ödeme talep etmesi nedeniyle zor günler geçiriyor.Muhalefet konuyla ilgili olarak Başbakan’ı eleştirirken, 35 yaşındaki Marin ise bu ek ödemenin önceki başbakanlara da verildiğini savundu. Marin Twitter hesabından yaptığı paylaşımda “Başbakan olarak ben ne bu ödeneği talep ettim ne de bu konuda bir karar verdim” dedi.
Kadın’ın yaptığı ayıp yani. Kahvaltı için bütçe istemesi nedeniyle Finlandiya halkının kişi başına düşen milli geliri düşmüştür eminim.
Bu arada; Türkiye’de kişi başı milli gelir 10.000 $ Finlandiya’da kişi başı milli gelir 45.000 $
Ama bizim insanımız hâlâ anlamamakta ısrar ediyor. Bize layık görülen kaderi ilahi adalet zannediyoruz. Sorgulamak yerine körü körüne takım tutar gibi parti tutuyoruz. Olan biteni çok çabuk unutuyoruz. Bizim gibi balık hafızalı topluma ne kadar yapsalar azdır. Hangi birini anlatalım şimdi. Burada sabaha kadar konuşsak say say bitmez.
Yalnız işin ilginç tarafı bunları yapanların Allah’ı kitabı yetim, kul hakkını dillerinden düşürmemesi. Ve hiç uğruna birilerinin çıkarlarını korumak adına canından olan gariban çocukların ailelerinin “oğlunuz şehit oldu” dendiğinde, vatan sağolsun bir oğlum daha var onuda veririm diyebilmelerine şaşıyorum. Bunlara sebep olanlarınsa sanki o çocukların ölümüne sebep olan kendileri değilmiş gibi çıkıp tiyatro oynamalarına, timsah gözyaşları dökmelerine tahammül edemiyorum.
Madem bu kadar kutsal bir mertebe neden kalkıp da kendi evlatlarını askere göndermiyorlar. Bırakın normal bir birlikte asker olmayı “Torpil” yapıp Doğu’ya, Güneydoğu’ya göndermeleri lazım. Böylece şahadet şerbeti içmek onlarında çocuklarına nasip olur. Kendileri de şehit anası / banası olarak bu şerefe nail olurlar.
Ama öyle olursa da bu sefer bir siyasinin çocuğunu koruyacağız derken onlarca vatan evladını feda ederler, iyisimi onların çocukları haytalık yapmaya devam etsinler. Memleket için daha hayırlı olur.
Bizde ki yolsuzlukları açığa çıkarıp, dava açılacak olsa.. İşin içinden çıkılamaz.. En son ki Ruhsal Pekcan meselesinde bile mecliste araştırma kurulu kurulsun teklifine akp ve mhp nin oylarıyla RED edildi.. Ben daha ne deyim..
1) Misal bütün Türkiye X partisine oy verse de, yine de W partisi kazanıyor.. (Oyları çalıyorlar ve bunların başa geçmesini isteyen derinciler var, çünkü seçilecek olanlar sıradan insanlar değil, görevli insanlar. 2) Gerçekten de halkın oylarıyla geliyorlar ve bunlara oy verenlerde kuş kadar akıl yok.. Oy verenler ya menfaat ya da cehalet sahibi kişiler.. Cahili; adeta hipnoz olmuş, menfaatçisi de küfür etsen bile yine de destekler..
Zafer çağlayanlar, egemen bağışlar, erdoğan bayraktar, muammer güler yolsuzluk dosyalarının bile üzerini örttü alçaklar.. Üstüne üstlük, kimini ödüllendirircesine büyükelçi yaptılar, kimini bilmem ne.. Tüyü bitmemiş yetimin hakkını, vatandaşın hakkını göz göre göre gasp edip çalanlara Yazıklar olsun.. Bu şerefsizlere sahip çıkan, koruyup kollayan ve üzerlerini örtenlerin, bu kişilerden asla bir farkı yoktur.. Ben inanmıyorum, bu ülkede adalet ve demokrasi falan yok..
Bu gavur dinsizler de herşey onlarda çıkıyor bir başbakana nasıl soruşturma açılır kos koca ülkenin başbakanına şimdi bize de sıçrar iktidarda kimse kalmaz adamlar süle le boyu devlete geçiniyor lar müslüman mümin arnı secdeye değen takunya lı soyguncular
Ruhsal Pekcan ve şu belediyelerin insan kaçakçılığı olayı, Doğayı koruma ve yeşili sevenler derneği adı altında hemde!!! Daha neler neler vardır olmuştur kimbilir, Kanal İstanbul hiç gündemden düşmüyor geçemediğimiz köprülere hergün ayrılan bütçe, sahte diplomalarla 3 ya da 4 maaş alanlar, 128 milyar dolar say say bitmiyor!!!